MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Ecrimisil, Alacak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacılar vekili, müvekkilleri ile davalıların ...'in mirasçıları olduklarını, davalıların muristen intikal eden taşınmazları kiraya verdiklerini, muristen intikal eden römorku satarak bedelini aldıklarını, ortak taşınmazlara ait destek paralarının ise 2004 yılından beri davalı ... tarafından alındığını, müvekkillerine hisselerine düşen bedelleri ödemediklerini, müvekkillerinin davalıları defalarca uyararak müdahalelerinin menini talep ettiklerini, hisselerine düşen kira bedellerini istediklerini ve bu hususta davalılara ihtarname çektiklerini, ancak davalılarca uyarılara cevap verilmediğini öne sürerek fazlaya ilişkin talep ve hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 9.000,00 TL alacağın muacceliyet tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiş, 12.12.2013 tarihli ıslah dilekçesi ile destek parasına ilişkin olarak her bir müvekkili için 4.558,29 TL olmak üzere toplam 13.674,87 TL’nin davalı ...’den tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, tüm mirasçıların destek parası ile davalı ...’in hacca gönderilmesi hususunda anlaştıklarını, davalı ... ile dava dışı ...’in 2006 yılında hacca gittiklerini masrafın ise bu paradan karşılandığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, taraflara murislerinden intikal eden taşınmazların davalılarca kısmen kullanılmak, kısmen de kiraya verilmek suretiyle yararlanıldığı, murise ait römorkun satışından elde edilen bedelden davacı ... Türkmen hariç diğer mirasçıların haklarını aldıkları, muristen intikal eden taşınmazlara ilişkin destek paralarının ise diğer mirasçılara vekaleten davalı ... tarafından alındığının sabit olduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile her bir davacı yönünden ayrı ayrı 239,96'şar TL ecrimisilin davalı ...’den tahsiline,her bir davacı yönünden ayrı ayrı 308,57'şer TL ecrimisilin davalılar ... ve ...’den müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacı ... Türkmen yönünden römork bedeline ilişkin 428,48 TL alacağın davalılar ... ve ...’den müştereken ve müteselsilen tahsiline, destek parasına ilişkin olarak ise her bir davacı yönünden 4.558,29'ar TL nin davalı ...’den tahsiline karar verilmiş, karar davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
Dava ecrimisil ve alacak istemine ilişkindir.
1. Davalılar vekilinin ecrimisil bedeline ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde,
Bilindiği üzere; 1086 sayılı HUMK'un 5219 sayılı Yasa ile değişik 427/2. maddesi uyarınca 01.01.2014 tarihinden itibaren 1.890,00 TL'den az olan davalara ait yerel mahkeme kararlarına karşı temyiz yoluna gidilemeyeceği öngörülmüştür. Karar davalılar vekilince temyiz edilmiş ise de davalılar ..., ... ve ... aleyhine hükmedilen toplam ecrimisil tutarının (1.645,59 TL) temyiz kesinlik sınırı olan 1.890,00 TL'nin altında kaldığı açıktır.
Öte yandan, temyiz kesinlik sınırı içinde kalması nedeniyle temyiz kabiliyeti olmayan kararlara karşı temyiz isteği yönünden mahkemece bir karar verilebileceği gibi 01.06.1990 tarihli ve 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay'da da bir karar verilebilir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2. Davalılar vekilinin römork bedeline ilişkin alacak istemi yönünden temyiz itirazlarının incelenmesinde,
Bilindiği üzere; 1086 sayılı HUMK'un 5219 sayılı Yasa ile değişik 427/2. maddesi uyarınca 01.01.2014 tarihinden itibaren 1.890,00 TL'den az olan davalara ait yerel mahkeme kararlarına karşı temyiz yoluna gidilemeyeceği öngörülmüştür. Karar davalılar vekilince temyiz edilmiş ise de davalılar ... ve ... aleyhine hükmedilen toplam alacak tutarının (428,48 TL) temyiz kesinlik sınırı olan 1.890,00 TL'nin altında kaldığı açıktır.
Öte yandan, temyiz kesinlik sınırı içinde kalması nedeniyle temyiz kabiliyeti olmayan kararlara karşı temyiz isteği yönünden mahkemece bir karar verilebileceği gibi 01.06.1990 tarihli ve 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay'da da bir karar verilebilir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
3.Davalılar vekilinin destek parasına ilişkin alacak istemi yönünden temyiz itirazlarının incelenmesinde,
A) Mahkemece bu alacak kalemi yönünden davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya elverişli değildir.
Şöyle ki, dosya içerisindeki bilgi ve belgelere göre, davacılar vekilinin 31.12.2009 tarihli dava dilekçesinde tarafların ortak murisi ...’den intikal eden tarlalara ilişkin destek paralarının 2004 yılından beridir davalı ... tarafından alındığını öne sürerek alacak isteminde bulunduğu, 04.03.2010 tarihli dilekçesi ile destek parası alındığı iddia edilen dokuz parça taşınmazın ada ve parsel numaralarını bildirdiği, Ziraat Bankası yazı cevabına göre davalı ... Türmen adına olan destekleme hesabının 03.05.2005 tarihinde açıldığı, ilgili hesaba 01.03.2010 tarihine kadar 42.544,02 TL yatırıldığı, yazı cevabına ek olarak anılan hesaba ilişkin ekstrenin yer verildiği, hesap ekstresinde ödeme yapılan taşınmazlara ve ödeme miktarlarına ilişkin ayırt edici bilgilerin yer almadığı, hukukçu bilirkişi ... ve inşaat mühendisi bilirkişi ... tarafından tanzim edilen 13.02.2012 tarihinde tanzim olunan raporda Banka yazı cevabında bildirilen bedel esas alınarak davacıların miras payları oranında ayrı ayrı 4.558,29 TL alacaklı olduklarının bildirildiği, ziraat mühendisi .... tarafından tanzim olunan 27.08.2012 tarihli kök raporda Çiftçi Kayıt Sisteminde yer alan belgelere göre davalıya 2005-2009 tarihleri arasında 23.402,76 TL destek ödemesi yapıldığının bildirildiği, rapor içeriğine göre tespit edilen bedel içerisinde dava konusu olmayan taşınmazlara ilişkin ödemeler ile davalının dava dışı eşine yapılan ödemelerin de yer aldığı, aynı bilirkişi tarafından düzenlenen ek raporda ise sehven değerlendirmeye alınmayan kalemlerle birlikte miktarın 34.926,68 TL olduğunun, Banka hesap ekstresinde ödeme kalemleri açıkça gösterilmediği için hesaba yatan para ile hesaplanan miktar arasında farklılıklar olduğunun bildirildiği, Mahkemece gerekçeli karar içeriğinde deliller kısmında ziraat mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen ek rapor içeriğine yer verildiği, ancak gerekçe kısmında davacıların davalı ...’den Banka aracılığı ile ödenen desteklemelerin toplamı 42.544,02 TL'den mirasçılık belgesindeki hisseleri oranında alacaklı olduğu gerekçesi ile anılan miktarın hüküm altına alındığı anlaşılmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266. maddesi hükmüne göre, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren konularda bilirkişi oy ve görüşünün alınması zorunludur. Genel hayat tecrübesi ve kültürünün sonucu olarak herkes gibi hakimin de bildiği konularda bilirkişi dinlenmesine karar verilemeyeceği gibi, hakimlik mesleğinin gereği olarak hakimin hukuki bilgisi ile çözümleyebileceği konularda da bilirkişi dinlenemez. Her halde seçilecek bilirkişinin mesleği itibarıyla konunun uzmanı olması gerekir. HMK’nin 281. maddesinde, tarafların, bilirkişi raporunda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri; mahkemenin bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanmasını veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden ek rapor alabileceği; ayrıca gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme yaptırabileceği belirtilmiştir. Bilirkişiler, raporlarını hazırlarken raporun dayanağı olan somut ve özel nedenleri bilimsel verilere uygun olarak göstermek zorundadır. Bilirkişi raporu aynı zamanda Yargıtay denetimine de elverişli olacak şekilde bilgi ve belgeye dayanan gerekçe ihtiva etmelidir. Ancak bu şekilde hazırlanmış raporun denetimi mümkün olup, hüküm kurmaya dayanak yapılabilir.
O halde Mahkemece, konusunda uzman bilirkişi vasıtası ile inceleme yaptırılmak sureti ile, davacılar vekilinin 04.03.2010 tarihli dilekçesinde yer alan parseller yönünden talep edilen dönemler içerisinde davalıya ödeme yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise ne kadar ödeme yapıldığı hususlarının açıklığa kavuşturulması,bundan sonra dosya içerisinde mevcut diğer bilgi ve belgeler ile toplanmış ve toplanacak deliller de dikkate alınarak uyuşmazlık hakkında bir karar verilmesi gerekirken, talep konusu taşınmazlar ve talep edilen dönem yönünden HMK'nin 26. maddesine aykırı olarak talep de aşılmak sureti ile bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden, davalılar vekilinin bilirkişi rapor ve ek raporlarına ilişkin itirazları değerlendirilmeden eksik araştırma ve inceleme neticesinde yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Kabule göre de, davalılar vekilince yasal süresi içerisinde sunulan cevap dilekçesi ve ıslah dilekçesine karşı sunulan beyan dilekçesi ile öne sürülen zamanaşımı def’i hususunda olumlu olumsuz karar verilmemesi doğru görülmemiştir.
B) Bozma neden ve şekline göre davalılar vekilinin bu alacak kalemi yönünden vekalet ücretine yönelik sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle temyiz edilen alacak miktarları kesinlik sınırı içinde kaldığından 6100 sayılı HMK'nin 3. maddesi yollaması ile HUMK'un 427/2 ve 432/4 maddeleri uyarınca davalılar vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE, (3-A) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, (3-B) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, HUMK'un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 24.09.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi