MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi Ve Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davacı ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı, tarafların ortak murisinden intikal eden ..., ... ve ... parsel sayılı taşınmazların davalı tarafından bedel ödenmeksizin kullanıldığını ileri sürerek hissesi oranında davalının müdahalesinin menine, son iki yıla ait ecrimisil bedeli olan 14.400 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, intifadan men koşulu gerçekleşmediğini açıklayarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalının taşınmazları tek başına kullandığının sabit olduğu ancak ecrimisil talebi yönünden intifadan mene ilişkin irade açıklamasının bulunmadığı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile davalının davaya konu taşınmazlarda davacının payını kapsayacak şekilde gerçekleştirdiği el atmanın önlenmesine, ecrimisil talebinin reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, elatmanın önlenmesi ve ecrimsil istemine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, davanın, hükmedilmesi istenen ecrimisil miktarı üzerinden harç ödenmek suretiyle açıldığı, el atmanın önlenmesi yönünden harç yatırılmadığı gibi, yargılama sırasında da bu yönden harç ikmali yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki; iddianın içeriği ve ileri sürülüş biçiminden, davanın taşınmaz malın aynına yönelik olduğu ve konusunu oluşturan hakkın para ile değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu; böyle bir davada, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 120/1. (1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 413.) ve 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 16. maddeleri uyarınca dava değerinin ve buna göre alınacak harcın, el atılan yerin değeri ile talep edilen ecrimisil toplamından ibaret olacağı kuşkusuzdur (4.3.1953 tarihli ve 10/2 sayılı İBK)
Bilindiği üzere, 492 sayılı Harçlar Kanunu, harcın alınmasını veya tamamlanmasını tarafların isteklerine bırakmayıp, anılan hususun (temyiz edenin sıfatına bakılmaksızın) mahkemece kendiliğinden gözetileceğini düzenlemiş ve buyurucu nitelikteki 32. maddesinde, yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağını öngörmüştür.
Hâl böyle olunca, öncelikle davada ileri sürülen isteklerden el atmanın önlenmesi isteği ile ilgili olarak keşfen saptanan dava değeri üzerinden peşin harcın alınması, bu zorunluluk yerine getirildiği takdirde davaya devam edilmesi gerekirken, anılan husus gözardı edilerek işin esası bakımından hüküm kurulması doğru değildir.
SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK.nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK'nin 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının ve davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK.nin 440/1 maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 12.09.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy