MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Tapu İptali ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, dava konusu 1845 ve 1847 parsel sayılı taşınmazların vekil eden tarafından 1984 yılında haricen davalıların murisinden satın alındığını, 1984 yılından bu yana taşınmazların müvekkili tarafından kullanıldığını ve tapu maliklerinin 20 yıl önce öldüğünü belirterek dava konusu gayrimenkullerin tapu kayıtlarının iptali ile müvekkili adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Yargılama aşamasında, davacı vekili, davalarını yalnızca TMK'nin 713/2 maddesindeki ölüm hukuki nedenine hasrettiklerini bildirmiştir.
Bir kısım davalılar...ve arkadaşları, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Davalı ... Teleme Kayyım vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, TMK'nin 713/2. fıkrasında yer alan; "...maliki yirmi yıl önce ölmüş..” bulunan hukuki sebebine dayalı olarak TMK'nin 713/1 ve 2. fıkraları gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Tüm dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu 1845 ve 1847 parsel sayılı taşınmazların Hasan Oğlu ,....,....... adlarına paylı mülkiyet şeklinde kayıtlı olduğu, yargılama aşamasında Çubuk Sulh Hukuk Mahkemesinin 10.02.2016 tarih ve 2012/435 Esas, 2016/91 Karar sayılı kararı ile tapu maliki olarak gözüken Hasan Kızı ...’ın “Karaoğlan” olan soyadının “Kara” olarak düzeltilmesine karar verildiği, ...’nin 25.01.1977 tarihinde, ...’nin 15.03.2004 tarihinde ve Yeter Kara’nın da 17.12.1993 tarihinde vefat ettiği anlaşılmaktadır. Ayrıca diğer paydaş “ İsmail Kızı ...” yönünden de kayyım tayin edilerek yargılamaya devam olunduğu görülmektedir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ( tapu malikleri Ayşe Karaoğlan ( Kara) ve ...’ye yönelik) temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacı vekilinin paydaş İsmail Kızı ...’ye ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince,
Somut olayda, tapuda kayıt malikleri arasında görünen (ve hakkında ret kararı verilen) İsmail Kızı ...’ye ait hasımlı veraset belgesi temin edilmediği gibi nüfus kayıtlarında geçen Ali Kızı Ayişe ile paydaş İsmail Kızı Ayşe’nin aynı kişiler olup olmadıkları da belirlenmemiştir.
Bilindiği üzere, tapu iptali davalarında, davanın, kayıt malikine, kayıt maliki ölmüşse mirasçılarına yöneltilmesi gereklidir. Ayrıca, kural olarak TMK.nin 713/2.maddesine dayalı olarak açılan davalarda kayyımın yeri bulunmamaktadır. Başka bir anlatımla, kayıt malikine kayyım tayin edilerek bu tür davaların yürütülmesi mümkün değildir. Kayıt malikinin mirasçılarının bilinmesi halinde davaya dahil edilerek mirasçılar aleyhine yargılamaya devam edilmesi, aksi halde gerek tapu sicilinin tutulmasından sorumlu olması ve gerekse TMK.nin 501.maddesi hükmü uyarınca son mirasçı sıfatıyla Hazine aleyhine yargılamaya devam edilerek hüküm kurulması gereklidir.
Bu nedenlerle, öncelikle İsmail Kızı ...’ye dair tüm nüfus kayıtları getirtilerek Ali Kızı Ayişe ile İsmail Kızı Ayşe’nin aynı kişiler olup olmadığının belirlenmesi, gerektiğinde tapuda kayıt düzeltim davası açılmak üzere davacı vekiline süre ve imkan tanınması akabinde malikin hasımlı veraset belgesinin (hasım Hazine olacak) alınması, malikin veraset belgesi alındığında ve mirasçılarının da olduğu anlaşıldığı takdirde davanın mirasçılarına yöneltilmesi, bu şekilde taraf teşkilinin sağlanması, hiç mirasçı bırakmadan ölmüş ise bu durumda TMK'nin 501. maddesinin göz önünde tutulması gerekmektedir.
O halde, Mahkemece, taraf teşkili sağlanmadan, işin esasına girilerek davanın reddine karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırıdır.
2. Davacı vekilinin paydaş Hasan Oğlu ...’ye ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince,
Kural olarak, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Ancak, kanunun açıkça izin verdiği ve düzenlediği ayrık durumlarda tapulu bir yerin veya tapuda kayıtlı bir payın koşulları oluştuğu takdirde kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olabilir. Kanunun açıkça izin verdiği hallerden biri de TMK'nın 713/2. maddesindeki düzenlemelerdir. TMK'nın 713. maddesinin 1.fıkrasında; '' tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak 20 yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir '' denilmiştir.
Aynı maddenin 2.fıkrasında ise; '' aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan veya 20 yıl önce ölmüş ya da hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir '' amir hükmüne yer verilmiştir. TMK'nın 713/2. maddesinde yer alan üç halden biri olan ''... ölmüş...'' ibaresi, Anayasa Mahkemesi'nin 17.03.2011 tarih ve 2009/58 Esas, 2011/52 Karar sayılı kararıyla iptal edilmiş ise de; Dairenin sapma göstermeyen uygulamalarında, Anayasa Mahkemesi'nce yürürlüğün durdurulmasına ilişkin kararın verildiği 17.03.2011 tarihine kadar hak sahipleri yararına kazanma koşulları oluşmuş, malik 20 yıl önce ölmüş ve 20 yıllık kazanma süresi de dolmuş ise, bu tür hak sahiplerinin de dava açma yönünden kazanılmış haklarının olduğu kabul edilmektedir.
TMK'nın 713/2. fıkrasına dayalı olarak açılan davaların başarıya ulaşması için bu fıkrada belirtilen koşullar yanında aynı zamanda 713/1. fıkrasındaki koşulların da gerçekleşmiş bulunması gerekir. Çünkü 2. fıkrada; “aynı koşullar altında…” denilmek suretiyle aynı maddenin 1. fıkrasına atıfta bulunulduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle 1. fıkradaki koşulların araştırılıp belirlenmesi zorunludur. Başka anlatımla mülkiyetin kazanılabilmesi için diğer kazanma koşullarının yanında dava konusu taşınmazda davacı tarafın aralıksız, çekişmesiz, malik sıfatıyla ve 20 yıl süreyle zilyet ve tasarrufta bulunması gerekir.
Şu halde, Mahkemece, iddia ve savunma doğrultusunda yanların delillerinin toplanması, dava tarihi itibariyle 15/28 pay maliki olduğu anlaşılan Hasan Oğlu ...’nin ölüm tarihi ile dava tarihi arasında TMK’nın 713/1 ve 2. fıkralarındaki olumlu ve olumsuz koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesi ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre işin esası ile ilgili bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazları yukarıda (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan sebeplerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının (1) nolu bentte açıklanan sebeplerle reddine, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 03.03.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.