MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Haksız İşgal Tazminatı (Ecrimisil)
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili, tarafların paydaşı olduğu ... parsel sayılı taşınmazın vekil edenlerine ait olan kısmı ile birlikte haklı bir neden olmaksızın davalı tarafından kullanıldığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile, dava tarihinden geriye doğru olmak üzere, son 5 yıldaki fuzuli kullanım karşılığında şimdilik 10.000TL ecrimisil bedelinin dönem dönem ve her dönem için işgal tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uyulmak suretiyle yapılan yargılama neticesinde, davanın kabulüne, 85.761,58 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmesi üzerine hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davanın reddine dair önceki hüküm Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 11.07.2013 tarih 2013/8153 Esas, 2013/11413 Karar sayılı ilamı ile "..Somut olaya gelince; davalının taşınmazın bir kısmını 3. kişiye kiraya vermek suretiyle gelir elde ettiği sabittir. O halde, Mahkemece; tarafların bahsedilen hususlarda tüm delilleri toplanarak ecrimisil miktarının usulünce tespit edilip, davacıların payına düşen bölümünün hüküm altına alınması gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi doğru değildir." gereğine işaret edilmek üzere bozulmuş, bozma ilamına uyulduktan sonra yukarıda yazılı şekilde karar verilmiştir.
Dava, paydaşlar arasında ecrimisil isteğine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişmeli 2 parsel sayılı taşınmazın davacılar ve davalı ile dava dışı kişiler adına elbirliği mülkiyetine tabi olarak kayıtlı olduğu, davacıların, taşınmazda hiç yer kullanamadıklarını ileri sürerek payları oranında ecrimisil isteği ile fazlaya ilişkin haklı tutarak 10.000TL üzerinden eldeki davayı açtıkları, az yukarıda zikredilen bozma ilamından önce 22.11.2012 tarihli dilekçeleri ile taleplerini 135.950 TL ödenmesi yönünde ıslah ettikleri ve buna ilişkin harcın Mahkeme tarafından hesaplanmasını istedikleri ancak harcın hesaplanmadığı ve tamamlanmadığı, bozma ilamına uyulduktan sonra yapılan yargılamada ise 27.10.2014 tarihli dilekçeleri ile 10.000TL miktarlı açılan ecrimisil taleplerini 85.761,58TL olarak ıslah ettiklerini bildirdikleri ve bu değer üzerinden harcı tamamladıkları, Mahkemece bozmadan sonra yapılan ıslah dikkate alınarak ecrimisile hükmedildiği görülmüştür.
04.02.1948 gün ve 1948-3 Esas, 1944-10 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; 'ıslah' ın; Hukuk Muhakemeleri Kanununun 177. maddesinin açık hükmü dairesinde tahkikat ve yargılama bitinceye kadar yapılabileceği Yargıtay'ca hüküm bozulduktan sonra bu yoldan faydalanmanın mümkün olamayacağı açıklanmış, 06.05.2016 gün ve 2005/1 Esas 2006/1 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme kararı ile de; "bozma kararı sonrası ıslah yapılamayacağı ve 04.02.1948 gün ve 04.02.1948 gün ve 1944/10 Esas 1948/3 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının değiştirilmesinin gerekmediğine” karar verilmiştir.
Somut olayda; davacı vekili bozma ilamı öncesinde 22.11.2012 tarihli dilekçeleri ile dava değerini arttırdıklarını bildirerek Mahkemece buna ilişkin harcın hesaplanması talebinde bulunmuş olup, harcın hesaplanmamış ve tamamlatılmamış olmasının sonuçları davacıya yükletilemez. Her ne kadar bozma ilamından sonra 27.10.2014 tarihli dilekçeleri ile yeniden dava değeri arttırılarak ıslah yapılmış ise de, az yukarıda zikredilen İçtihadı Birleştirme Kararı kararı gereğince bozmadan sonra ıslah yapılamayacağından hükme esas alınamaz. Mahkemece, bozma ilamı öncesi davacı vekili tarafından sunulan 22.11.2012 tarihli dilekçe gereğince usuli işlemleri tamamlayarak, bu talep esas alınarak hüküm kurulması gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu bozmadan sonra yapılan ıslaha göre hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Bundan ayrı, bilindiği, gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere; ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır.
Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 25.02.2004 günlü ve 2004/1-120-96 sayılı kararı).
25.05.1938 tarihli ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay'ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.
Hemen belirtmek gerekir ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve 6100 sayılı HMK'nin 266. vd. maddelerine uygun olmalıdır.
Bu nedenle, özellikle tarım arazilerinin haksız kullanımı nedeniyle ürün esasına göre talep varsa, bu konudaki resmi veriler, taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğu tarım il veya ilçe müdürlüğünden sorulmalı, ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri, hal müdürlüğünden ilgili dönem için getirtilmeli, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı tespit edilmelidir.
Eğer, özellikle arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir.
İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.
Somut olaya gelince; hükme esas alınan bilirkişi raporunun hükme yeterli olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur. Şöyle ki, taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğu, ekildiği bildirilen ürünlerin birim fiyatları ve dekara verim değerleri, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı sorulup, resmi veriler dosyaya konulmamış, resmi ve bilimsel dayanaklar denetime elverişli olacak şekilde gösterilmemiştir.
Hal böyle olunca, mahkemece yeniden konusunda uzman bilirkişiler eşliğinde keşif yapılarak, yukarıda açıklanan ilkeler uyarınca araştırma ve inceleme yapılması, hasıl olacak sonuca göre davacıların payı oranında belirlenecek ecrimisile hükmedilmesi gerekirken yetersiz bilirkişi raporu ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Yine kabule göre de, hükme esas alınan bilirkişi raporunda 2007-2011 yıllarına ilişkin belirlenen ecrimisil miktarlarına her dönem sonu faiz getirisi de eklenerek toplamda 85.761,58 TL miktarında ecrimisil hesaplanmış, Mahkemece 85.761,58 TL'nin dava tarihinden itibaren tahsiline karar verilerek faize faiz yürütülmesi doğru olmadığı gibi, ıslah edilen miktara ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesi yerine dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesi de isabetsizdir.
SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK'nin 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nin 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 12.09.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.