MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Yıkım ve Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacılar vekili, maliki oldukları 308 parsel sayılı taşınmazı davalının ağaç dikmek suretiyle tecavüz ettiğini belirterek, elatmanın önlenmesine ve ecrimisile karar verilmesini istemiştir.
Davalı, dava konusu taşınmazın hudutlarının belli olduğunu, tecavüzün sözkonusu olmadığını, 308 nolu parselin batısında kalan yerin murisi evvellerinden kalma yerlerden olduğunu, yaşı itibariyle burayı kullandığını, bu kısma kayısı bahçesi diktiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, “.. uyuşmazlığın davalının tecavüzünün var olup olmadığını, dava konusu davacıya ait taşınmazın paftasında görülen iki sınırın hangisinin davacılara ait taşınmazın sınırını oluşturduğu hususunda oluştuğu görülmüştür. Bu durumun tespiti açısından tekrardan mahallinde keşif yapılmış, davacılara ait taşınmazın sabit sınırları itibariyle bütünüyle ölçülmüş olup taşınmazın tapuda kayıtlı miktarı itibariyle sabit sınırı olmayan, taşınmazın batı kısmındaki (Hor Çayı tarafı) sınırı tespit edilmiştir. Ancak, taşınmazın batı sınırı hariç diğer sınırlarının sabit olmasına ve taşınmazın batı sınırının zeminde belirgin ve kadastro harici bırakılan alandan kot farkıyla ayrılmasına rağmen paftasında hatalı iki sınır bulunması nedeniyle dava konusu taşınmazın paftasında görülen iki sınırdan hangisinin esas alınacağı hususunda hasıl olmuştur. Bu tereddüt kapsamında kadastro müdürlüğünden kurul oluşturulmak suretiyle tapudaki hatanın düzeltilmesi ve uyuşmazlığa esas alınacak sınırın belirlenmesi istenilmiş olup Kadastro Müdürlüğünün 02/02/2015 tarihli cevabi yazısında "S" tarzındaki sınırın, sınırlandırma haritasındaki sınır olduğu, düz çizgi tarzındaki paftasında hatalı olarak çizilen sınır olduğu bildirilmiştir. Ancak müzekkere cevabının kurul olarak oluşturulmadığı, dava konusu taşınmazın iki sınırından birisinin iptal edilmediği, sadece bir fen kontrol memuru ile harita mühendisinin görüşleri doğrultusunda teknik raporla cevap verilmiş olduğundan müzekkere cevabı gibi görüş bildirilmediğinden kadastro müdürlüğünün müzekkere cevabına itibar edilmemiştir. Bu nedenle son keşfe katılan bilirkişilerden sabit sınırlar ve taşınmazın yüzölçümü dahilinde dava konusu taşınmazın sınırının belirlenmesi istenilmiştir. Bu kapsamda bilirkişiler 18/03/2015 tarihli ek raporlarını dosyaya sunmuş olup buna göre 308 parselin maviyle çizili sınırlarının ve batı kısmında zemine uygun olan düz hat dahilinde dava konusu taşınmazın sınırının bulunduğu, kırmızı renkle gösterilen "S" tarzındaki sınırın dava konusu taşınmaza ait olmadığı tespit edilmiştir. Bu tespit dava konusu 308 parsel sayılı taşınmazın kuzey, güney ve doğu sınırları itibariyle sabit sınırlı olması dolayısıyla taşınmazın sabit olmayan genişletmeye müsait olan batı sınırının taşınmazın yüzölçümü itibariyle tespit edilmesi gerektiğinden taşınmazın batı sınırının yüzölçümü itibariyle zemindeki duruma uygun olan düz hat dahilinde yasal olarak (3402. S.K. md. 20/C) sınırı kabul edilmek suretiyle dava konusu taşınmaza tecavüzün olmadığının (kadastro harici bırakılan alana olduğunun) anlaşılması kapsamında davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Ayrıca; kabul edilen bu hususun kadastro kanunu 22/A. maddesi gereğince yenileme kadastrosu yapılması halinde dava konusu taşınmazın batı sınırındaki harita ve paftadaki uyumsuzluğunun zemine ve taşınmazın yüzölçümüne uygun olarak düzeltilmesi söz konusu olduğu..” gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, mülkiyet hakkından kaynaklanan elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş ise de; yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Dosya kapsamında bilgi ve belgelerden, dava konusu 308 nolu parselin davacılar adına kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır.
Somut olayda, mahkemece yapılan 27.06.2013 tarihli ilk keşif sonucu fen bilirkişilerden alınan raporlarda taşınmazın batı sınırının “S” harfi çizilen yer olduğu, krokide A ve B harfi ile gösterilen kısımlara toplam 641,11 m2 tecavüz edildiği belirtilmiş, 28.11.2014 tarihli ikinci keşif sonucu dosyaya ibraz edilen 08.12.1014 tarihli fen bilirkişi raporunda, 308 nolu parselin iki muallak sınırının olduğu, krokide birinci sınırın mavi renkle ve ikinci sınırın ise kırmızı renk ile gösterildiği, mavi renkle gösterilen birinci sınırın doğru olduğu ve bu sınıra göre 308 nolu parsele herhangi bir tecavüzün olmadığı, 28.03.2015 tarihli ek fen bilirkişi raporunda ise dava konusu 308 nolu parselin paftası, 308 parselin paftasındaki sınırlarını belirleyen 03mm çapında mülkiyet çizgileri dikkate alındığınında batı hududunun (Krokide mavi renkle gösterilen) birinci sınır olduğu, bu sınıra dikilen ağaçların (Krokide sarı ile işaretli) taşınmazın sınırını (170 m2) ihlal ettiği, ikinci sınırın (S şeklinde olan) krokide kırmızı renkle çizilen B harfi ile gösterilen alanın davalının kullanımında olduğu belirtilmiştir.
Ayrıca dosyaya sunulanan ... Kadastro Müdürlüğünün 02.02.2015 tarihli (iki kişilik) teknik bilirkişi raporunda, kadastro paftasıyla sınırlandırma krokisinin birbirini teyit etmediği, pafta sınırlandırma haritası ve toprak tevzi haritaları incelendiğinde pafta ile sınırlandırma haritası arasında farklılığın bulunduğu, paftasında düz olarak çizilen sınırın sınırlandırma haritasında “S” şeklinde çizildiği ve paftasında parselin sınırının hatalı olarak çizildiği, krokide kırmızı çizginin (“S” şeklinde çizilen) sınırlandırma haritasındaki sınır olduğu ve mavi çizginin ise ( Düz çizgi şeklinde olan ) paftasında hatalı olarak çizilen sınır olduğu belirtilmiştir. Davacı vekilince temyiz dilekçesine eklenen ... Kadastro Müdürlüğünün 02.06.2015 tarihli ( beş kişilik) teknik bilirkişi raporunda da benzer sonuca varıldığı görülmektedir.
Mahkemece mahallinde icra edilen birinci ve ikinci keşif sonucu dosyaya ibraz edilen fen bilirkişi raporları arasında çelişki bulunduğu anlaşılmaktadır.
Şu halde; mahkemece, mahallinde konusunda uzman bilirkişi kurulu eşliğinde yeniden keşif yapılarak dava konusu 308 nolu parselin batı sınırının kuşkuya yer bırakmayacak şekilde saptanarak var ise müdahale edilen alanların ölçekli ve koordinatlı krokide gösterilmesi, bu suretle raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir..
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK'un 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 17.10.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy