MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ: Galle Alacağının Tahsili
İLK DERECE
MAHKEMESİ: Ankara 8. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Ankara 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 11.10.2016 tarihli ve 2014/655 Esas, 2016/339 Karar sayılı kararıyla reddine karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davacı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davacı ... vekili Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Asıl ve birleşen dava dilekçelerinde, davacıların ... Vakfı'nın galle fazlasına müstehak vakıf evladı oldukları ileri sürülerek fazlaya ilişkin haklar saklı tutulup 1.000,00 TL galle fazlası alacağın davacılara ödenmesi istenmiş; davalı ... vekili, davalılara galle fazlası ödemelerinin her yıl düzenli olarak yapıldığını ileri sürerek davanın reddini istemiş; Mahkemece davacıların galle alacaklarının bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Davanın reddine dair ilk derece mahkemesince verilen karar, asıl dava davacısı ... vekili tarafından istinaf edilmiş, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi üzerine, davacı vekilince istinaf isteminin esastan reddi kararı temyiz edilmiştir.
04.06.1958 tarihli ve 15/6 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı gereğince, maddi olayları açıklamak taraflara ve ileri sürülen olayları hukuken nitelemek ve uygulanacak Kanun hükümlerini tesbit etmek ve uygulamak görevi hakime aittir. Nitekim 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 33. maddesinde hâkimin, Türk Hukuku'nu resen uygulayacağı belirtilmiştir. Bu ilke gereği açılan davayı nitelemek ve açılmış bir dava hakkında doğru hukuk kurallarını bulup uygulamak hâkime düşen bir görevdir.
Somut olayda, davacılar galle fazlasına müstahak evladı oldukları ... Vakfı'na ait 84 parça taşınmazın büyük kısmının idarece satıldığını ve satış bedelinin ... Bankası Akar Toprak Satış Bedeli hesabında toplandığını, vakfın geliri bulunmasına rağmen kendilerine ödeme yapılmadığını ileri sürerek, tespit edilecek galle alacağının ödenmesine karar verilmesini istemiştir. Davalı idare vekili, zaman aşımı ve hak düşürücü süre itirazında bulunmuş, vakfa ait olduğu iddia edilen taşınmazlardan 391 ada 132 parsel, 1369 ada 179-180 parsel, 1370 ada 711 parsel, 1309 ada 9 parsel sayılı taşınmazlar haricindeki taşınmazların dava konusu vakfa ait iken idarece satıldığı, elde edilen gelirin bir kısmının idareye ait arsa üzerine inşa edilen ... Sarayı İş Hanı inşaatında kullanıldığı, iş hanından elde edilen kira gelirinden arsa sahibi olması nedeniyle idareye isabet eden kısım ve yasal kesintiler düşüldükten sonra bakiyenin hisselerine göre evlatlara ödendiği, davacıların bedellerin ödenmediği iddialarının yerinde olmadığı, taşınmaz satışından elde edilen gelirin kalan kısmının (713.752,22 TL) halen vakfa ait olarak mevcut olduğu ve bu parayla vakıf adına taşınmaz alınmasının düşünüldüğü, davacılara vakıf evladı olmaları nedeniyle hisselerine düşen miktarın yıllar içinde ödendiği ve ödenmeye devam edildiği savunulmuş, davacılara muhtelif yıllarda galle ödemeleri yapıldığına ilişkin listeler dosyaya sunularak davanın reddi talep edilmiş; İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, galle alacağı bulunduğu iddia edilen taşınmazların davacıların evladı oldukları vakıf ile ilgisi bulunmayan dava dışı ... Vakfı'na ait olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, galle fazlasına müstehak vakıf evladı tarafından açılan galle fazlasının tahsili istemine ilişkindir.
5737 sayılı ... Yasasının 6/1.fıkrasına göre; Mazbut ..., Genel Müdürlük (...) tarafından yönetilir ve temsil edilir ve aynı Yasanın 31/2. fıkrası gereğince mazbut vakıfların her birinin gelir ve giderleri ayrı ayrı takip edilir. Vakıf hukukunda aslolan, vakfiyedeki hükümlerin eksiksiz olarak uygulanması olup, gerek vakıf evlatları gerekse mazbut vakıf statüsü nedeniyle yönetim ve temsil yetkisine sahip ...'nün emredici olarak düzenlenmiş olan bu hükümlere göre hareket etmesi gerekecektir. Yine aynı Yasa’nın 75. maddesine göre; galle fazlası dışında bir hak, ücret, maaş, tahsisat vs. bırakılmış ise bu durumda bunu almaya hak kazanan vakıf evlatlarına bu ödemeler yine vakfiye hükümleri çerçevesinde yapılabilecektir. Böylece mazbutaya alınmış ... için bile vakıf evlatlarının vakfiye hükümlerine göre bırakılan her türlü intifa hakları (galle, maaş, tahsisat vs.) korunma altına alınmıştır. Esasen bu durum kesinleşmiş mahkeme kararı ile tespit edilmiş olup bu konuda taraflar arasında bir çekişme de bulunmamaktadır. Uyuşmazlığın temeli, taşınmazlardan elde edilen gelir nispetinde (yasal kesintiler düşüldükten sonra) davacılara vakfiyeden doğan evlatlık hisselerinin ödenip ödenmediğine ilişkindir.
Galle fazlasının nasıl ödeneceğine dair dava tarihinde yürürlükte bulunan ... Yönetmeliğinin 54. maddesinde, vakıfların gayrisafi gelirlerinden her yıl %15 oranında ihtiyat akçesi, yönetim ve temsil gideri, tevliyet ücreti ile vakıf için yapılan diğer giderler ile vakfiye şartı gereği yapılan her türlü harcamalar çıkarıldıktan sonra vakıf evlatlarına ve ilgililerine ödenecek intifa hakkının belirleneceği, vakfın onarıma ihtiyacı olan taşınmazı varsa, o yıl için gerçekleşen gayri safi gelirinden yönetim ve temsil payı veya tevliyet ücreti ile kanuni giderler ayrıldıktan sonra kalan miktarın onarıma ayrılacağı, 55. maddesinde galle fazlasının, mazbut vakıflarda Genel Müdürlük onayından, mülhak vakıflarda ise kesin hesabın tasdikinden sonra 15 gün içerisinde yıllık olarak ödeneceği, 53/1. maddesinde ise vakıf için belirlenen gelir fazlası (intifa hakları) vakfiye şartı gereği vakıf evladı veya ilgilisi olduğu ve galleye hak kazandığını kesinleşen mahkeme kararıyla ispat edenlere ve onların evladına vakıf mazbut ise ... mülhak ise mütevelli tarafından ödeneceği öngörülmüştür.
Mahkemece, yargılama aşamasında mülkiyet hususu tartışmalı hale gelen ... Vakfı taşınmazlarının dava dışı ... Vakfı'na ait olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de, dosya içeriğinden sözkonusu taşınmazların hangi vakfa ait olduğu anlaşılamamaktadır. Şöyle ki; Mahkemece hükme esas alınan delillerden; dava konusu taşınmazların ... Vakfı'na ait olduğu tespitini içeren 1915 M. tarihli Hüccet metni, taşınmazların 1919 M. yılında Fransızlara kiralanmasına ilişkin belgeler, taşınmazların en eski kök kaydı olduğu belirtilen Mart 1927 M. tarihli Osmanlıca zabıt defteri kaydı ve tercümesi ile taşınmazlara ait tedavül ve kadastro kayıtları, dava konusu hakkında aldırılan bilirkişi raporları ve ... oğlu ... tarafından 1932 ve 1946 tarihli vakfiyeler ile kurulduğu belirtilen ve malik olduğu tespit edilen ... Vakfı'na ait vakfiye dosya arasında bulunmadığı gibi, Mahkemece malik olduğu tespit edilen vakfın kuruluş tarihi ile taşınmazlara ilişkin hüccet metni tarihi arasındaki çelişki giderilmemiş, dosya arasında bulunan ...'nün 11.08.1993 tarihli yazısında vakıf evlatları tarafından vakfa ait iş hanından elde edilen gelirlerin evlatlara eksik ödendiği iddiası ile idare aleyhine açıldığı belirtilen Adana 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1993/224-633 sayılı dava dosyası getirtilip incelenmemiş, aynı hususa ilişkin açılan başkaca davaların bulunup bulunmadığı araştırılmamış ve her iki Bozzade vakfına ait vakfiyelerde vakfedilen akarlar ile dava konusu taşınmazlar karşılaştırılmak suretiyle mülkiyet hususu net olarak ortaya konulmamıştır.
Buna göre, Mahkemece somut olayda yapılacak iş; yukarıda sayılan eksiklikler giderildikten sonra, eski hukukumuza dayalı olarak kurulmuş bulunan ..., tapu ve muhasebe konularında uzman bir bilirkişi kurulu oluşturularak, davacı tarafın varsa göstereceği tüm kanıtların da toplanarak, gerektiğinde bilirkişiye yetki verilerek ... ve tapu müdürlükleri gibi kurumlarda yerinde inceleme de yaptırılarak, özellikle dava ve cevap dilekçelerinde belirtilen taşınmazların mülkiyetinin ... Vakfı ve ... Vakfı vakfiyeleri ile taşınmazlara ilişkin belgeler ve dosyadaki diğer deliller çerçevesinde tespiti ile vakfın dava tarihinden geriye doğru son beş yıl içindeki fiili malvarlığının yöntemince tespit edilmesinden sonra, kesin evlat sayısı ile her yıl için ödenmesi gereken toplam miktarın denetime elverişli biçimde tespit edilmesi; ... Mevzuatının emredici hükümleri dikkate alınarak varsa ödenecek payın belirlenmesinden sonra idarece yapılan ödemelerin de mahsubu dikkate alınarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi yerine, yazılı olduğu şekilde yetersiz bilirkişi kurulu raporuna dayalı olarak davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş; Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesi hükmünün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle davalı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile Ankara Bölge Adliye Mahkemesi (16.) Hukuk Dairesinin 09.04.2018 tarihli ve 2017/1072 Esas, 2018/511 Karar sayılı istinaf isteminin esastan reddine dair kararının KALDIRILMASINA, ilk Derece Mahkemesi hükmünün 6100 sayılı HMK'nin 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HMK'nin 373/1.maddesi gereği kararın bir örneğinin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi (16.) Hukuk Dairesine, dosyanın ise ilk derece mahkemesi Ankara 8. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 17.02.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy