MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı 3. kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı 3. kişi vekili, 13.4.2009 ve 12.3.2010 tarihli hacizlere konu menkullerin müvekkiline ait olduğunu açıklayarak istihkak davasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, süresinde açılmayan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; 13/04/2009 tarihli hacizde 3. kişinin istihkak iddiasında bulunduğu, 12/03/2010 tarihli hacizde çalışanlardan birinin malın davacı 3. kişiye ait olduğunu belirttiği, davanın 19/03/2010 tarihinde açıldığı, ilk haciz tutanağının tanzim edildiği 13/04/2009 tarihinde haciz yapılan iş yeri davacının iddiasına göre, kendisine ait olduğuna göre, ilk haczin gerçekleştiği 13/04/2009 tarihinden itibaren yedi gün içinde istihkak davasını açmakla yükümlü olduğu halde, süresinden sonra dava açıldığı gerekçesi ile davanın süre yönünden reddine karar verilmiş, karar davacı 3. kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK'nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
İİK'nin 96 vd. maddesine göre, borçlu tarafından 3.kişi lehine veya 3. kişi tarafından bizzat kendi lehine ya da İİK'nin 85/2 maddesi uyarınca borçlu ile malı birlikte elinde bulunduran 3. kişiler, diğer bir 3. kişi lehine istihkak iddiasında bulunabilirler. Bu kişiler tarafından yasal sürede yapılan istihkak iddiası ile dava açma süresi kesilir. İİK'nin 97/1 maddesinde öngörülen prosedürün işletilmesi halinde, icra mahkemesinin takibin devamına veya ertelenmesine ilişkin kararının 3. kişiye tefhim ya da tebliğinden itibaren yedi gün içerisinde istihkak davasının açılması gerekir. Bu karar tefhim veya tebliğ edilmediği takdirde hacizli mal satılıp bedeli alacaklıya ödeninceye kadar 3. kişi tarafından istihkak davası açılabilir.
Somut olayda, dava konusu 13.4.2009 tarihli haciz sırasında hazır bulunan 3. kişi istihkak iddiasında bulunmuş ve doğrudan dava açmıştır. İstihkaka ilişkin prosedür işletilmeksizin 3. kişi tarafından, doğrudan icra hukuk mahkemesinde dava açılarak istihkak iddiasında bulunmak mümkündür, bunu engelleyen yasal bir düzenleme yoktur. Bu durumda, davacı 3. kişi haciz sırasında istihkak iddiasında bulunmuş ise de, yasal prosedür işletilmediğinden 13.4.2009 tarihli hacizle ilgili olarak açılan davanın süresinde olduğunun kabulü gerekir.
Bunun yanında, İİK'nin 96/3. maddesi uyarınca, malın haczini öğrenen borçlu veya üçüncü şahsın öğrenme tarihinden itibaren yedi gün içinde istihkak iddiasında bulunması gerekir, aksi halde aynı takipte bu iddiayı ileri sürme hakkını kaybeder. Yedi günlük süre hak düşürücü mahiyette olup, yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerekir.
Davaya konu 12.03.2010 tarihli hacizde hazır bulunan üçüncü kişinin çalışanı 3. kişi lehine istihkak iddiasında bulunmuştur. Ancak; istihkak iddiası, tüzel kişilerde tüzel kişiyi temsile yetkili organlarca, gerçek kişilerde ise ya kendisi tarafından ya da bu kişiyi temsile yetkili kişilerce ileri sürülebilir. Tüzel kişiyi veya gerçek kişiyi temsil yetkisi olmayan kişinin yaptığı iddia, geçerli bir istihkak iddiası sayılmaz. Davacı 3. kişi lehine istihkak iddiasında bulunan şahıs üçüncü kişinin çalışanı olduğuna göre, üçüncü kişi yararına istihkak iddiasında bulunmaya yetkili olmadığı sabittir. Davacı üçüncü kişi tarafından hacizden itibaren, İİK’nin 96/3. maddesinde belirtilen 7 günlük süre içerisinde takip dosyasına yapılmış bir istihkak iddiası da bulunmamaktadır. Ne var ki; istihkak iddiasını daha önce ileri sürme olanağı bulamayan 3. kişi, haciz tarihinden itibaren yedi gün içinde, hacizli mal hakkında, doğrudan istihkak davası açabilir. Eldeki dosyada da, 3. kişi doğrudan dava açmış olup davanın süresinde açılmadığının kabulü hatalı olmuştur.
Bu durumda,işin esasına girilerek, taraf kanıtları toplandıktan sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde ret kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda nedenlerle, davacı 3. kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK'nin 366 ve 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nin 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, İİK'nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 27.09.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.