MAHKEMESİ:Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Kısıtlıya ait Taşınmazın Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi
Karşılığı Devrine İzin Verilmesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda sulh hukuk mahkemesince talebin reddine karar verilmiş olup davacının itirazı asliye Hukuk mahkemesi üzerine hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Vasi ... dava dilekçesi ile, evlatlığı olup engelli olması nedeni ile velayeti altında bulunan ...'ya ait taşınmaz payının ölünceye kadar bakma vaadi ile dayısı...'a devri hususunda davacıya izin ve yetki verilmesini istemiştir.Mahkemece istemin reddine karar verilmiş, davacının karara itirazi üzerine .... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/79 D.İş sayılı ilamı ile “Ölünceye kadar bakma akdi kısıtlıyı borçlandırıcı işlem olduğundan ret kararının onaylanmasına” karar verilmiştir. Karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden ... Sulh Hukuk Mahkemesi 25/12/2013 tarih ve 2013/1124-2013/1428 sayılı kararı ile 01.11.1981 doğumlu ...'ya TMK 405. maddesi uyarınca manevi annesi ...'nun vasi olarak atandığı ve velayet hükümlerinin uygulanmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Kısıtlanan ergin çocukların "kural olarak" vesayet altına alınmayıp "velayet altında bırakılacağına" ilişkin kanuni düzenlemenin (TMK m. 335/2, 419/3) sonucu olarak "velayet altında bırakılan" çocuk ve mallarına yönelik yapılacak işlemlerde velayete ilişkin hükümler uygulanacaktır.
Dava; annesinin velayeti altına bırakılan ergin kısıtlının, taşınmazdaki payının ölünceye kadar bakma vaadi ile devrine izin verilmesi istemine ilişkin olup, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun ikinci kitabında yer alan işler arasında bulunmaktadır.
Görev, kamu düzenini ilgilendirdiğinden, mahkemece yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması gerekir. 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun, 5133 sayılı Kanunla değişik 4. maddesi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun ikinci kitabından (üçüncü kısım hariç olmak üzere) (TMK m. 118-395) kaynaklanan bütün davaların, aile mahkemeleri kurulan yerlerde bu mahkemelerce bakılacağını; 2. maddesi ise, aile mahkemesi kurulmayan yerlerde bu kanun kapsamına giren dava ve işlerin asliye hukuk (aile) mahkemelerinde bakılacağını hükme bağlandığından; aile mahkemesi kurulmayan yerlerde Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenen asliye hukuk mahkemelerinde davanın aile mahkemesi sıfatı ile görülüp karara bağlanması gerekir. (H.G.K. 16.11.2005 tarih ve 2/673-617 sayılı kararı)
Bu itibarla, davanın aile mahkemesine gönderilmesi hususu düşünülmeden sulh hukuk mahkemesi olarak yargılamaya devamla davanın esası hakkında karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan sebeple, 6100 sayılı HMKnın Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMKnın 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, HUMKnın 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, 05.04.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.