MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Muhdesatın Tespiti
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacılar vekili, ortaklığın giderilmesi davasına konu edilen 441 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan üç katlı binanın ilk iki katının vekil edeni ...' a, üçüncü katının ise, ...' a ait olduğunu, yine taşınmaz üzerinde bulunan iki katlı dubleks yapının ise vekil edeni ...'a ait olduğunu belirterek bahsi geçen yapıların vekil edenlerine ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, duruşmada alınan beyanında; bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, taşınmazın rayiç değerinin fazla hesaplandığını beyan etmiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile 441 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan fen bilirkişisi ... imzalı 06/11/2013 tarihli rapor ile ekli kroki de gösterilen 93,06 m² toplam inşaat alanlı dubleks binanın aidiyetinin davacı ...'a, üç katlı binanın ise zemin ve 1.kattan oluşan toplam 168,78 m² inşaat alanlı kısmının aidiyetinin davacı ...'a, üç katlı aynı binanın 2.katından oluşan 78,13 m² toplam inşaat alanlı kısmının aidiyetinin ise davacı ... 'a ait olduğunun tespitine karar verilmiş; hüküm, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, muhdesatın tespiti isteğine ilişkindir.
1- Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Muhdesatın tespiti davalarında davanın konusu (müddeabih) davalıların payına isabet eden Muhdesat değeri (zemin bedeli hariç) olup; yargılama sonucunda hüküm altına alınacak nispi karar ve ilam harcının, yargılama giderlerinin ve taraflar yararına takdir edilecek vekalet ücretlerinin iş bu müddeabih esas alınarak hesaplanması gerekir.
Ayrıca, az yukarıda açıklanan esaslar dikkate alınarak yargılama sonucunda hüküm altına alınacak nispi karar ve ilam harcından, aynı şekilde 6100 sayılı HMK'nın 326/2. maddesi uyarınca hesaplanacak yargılama giderinden ve davacı yararına takdir edilecek vekalet ücretinden, her bir davalının, dava konusu taşınmazın tapuda paylı mülkiyet şeklinde kayıtlı olması halinde tapudaki payları, elbirliği mülkiyetin sözkonusu olması halinde ise miras payları göz önünde bulundurularak sorumlu tutulmaları gerekir.
Somut olayda, dava konusu taşınmaz taraflar ve dava dışı kişiler adına elbirliği mülkiyeti şeklinde kayıtlıdır. Hal böyle olmasına rağmen, davalının tapu payı/miras payı gözönünde bulundurularak yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yukarıda ilkeler gözönüne alınmadan, davalı aleyhine toplam muhdesat değeri üzerinden fazladan harç,yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nın 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, diğer temyiz itirazlarının 1. bentte yazılı sebeplerle yerinde görülmediğinden REDDİNE, taraflarca HUMK'nın 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 13.03.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.