MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katılma Alacağı
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı ..., dava dilekçesinde belirtilen araç nedeniyle mal rejiminin tasfiyesi ile şimdilik 5.000-TL alacak isteğinde bulunmuştur.
Davalı ..., davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, tarafların 18.12.2014 tarihinde anlaşmalı olarak boşandığı, boşanma hükmünün 7.bendinde taraflarca düzenlenen 18.12.2014 tarihli protokolün tasdik edildiği, bu nedenle protokolün boşanma hükmünün eki haline geldiği, söz konusu protokolün 5.maddesinin "davacı ve davalı tarafın birbirinden 7.maddede belirtilen eşyalar dışında herhangi bir eşya talebi bulunmamaktadır" şeklinde olduğu, yine protokolün 7.maddesinde dava konusu araç ile ilgili bir ibare olmadığı, ayrıca dava konusu aracın boşanma davası devam ederken protokol imzalanmadan davalı tarafından satıldığının anlaşıldığı, tarafların anlaşmalı olarak boşandığı ve kararın kesinleştiği, davacının boşanmanın eki haline gelen protokolde başka bir mal talebinin olmadığını bildirdiği, dava konusu aracın açıkça yazılmamasının sebebinin protokol düzenlendiği sırada aracın davalının üzerine kayıtlı olmamasından kaynaklandığı gerekçesiyle davacının davasının reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 Sayılı HMK mad.33). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, artık değere katılma alacağı isteğine ilişkindir.
Mal rejiminin devamı süresince, bir eşin sahip olduğu edinilmiş malda, diğer eşin artık değerin yarısı oranında katılma alacağı hakkı vardır. Artık değere katılma alacağı; eklenecek değerlerden (TMK mad.229) ve denkleştirmeden (TMK mad.230) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere, eşin edinilmiş mallarının (TMK mad.219) toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin (TMK mad.231) yarısı üzerindeki diğer eşin alacak hakkıdır (TMK mad.236/1). Katılma alacağı, Yasa'dan kaynaklanan bir hak olup, bu hakkı talep eden eşin gelirinin olmasına veya söz konusu mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına katkıda bulunulmasına gerek yoktur.
Artık değere katılma alacağı miktarı hesaplanırken, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan malların, bu tarihteki durumlarına göre, ancak tasfiye tarihindeki sürüm (rayiç) değerleri esas alınır (TMK mad.227/1, 228/1, 232 ve 235/1). Yargıtay uygulamalarına göre, tasfiye tarihi karar tarihidir.
Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır. Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal olarak kabul edilir (TMK mad.222).
Yukarıdaki değer tespiti, belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için gerek görülürse konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden de yardım alınmalıdır.
Somut olaya gelince; eşler, 18.08.2011 tarihinde evlenmiş, 21.02.2014 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK mad.225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 Sayılı Yasa mad.10, TMK mad.202/1). Eksikten getirtilen kayıtlara göre, tasfiyeye konu 07 ABB 65 plakalı araç, eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 22.06.2012 tarihinde satın alınarak, davalı eş adına kayıt edilmiş, boşanma dava tarihinden sonra 08.04.2014 tarihinde 3.kişiye satılarak devredilmiştir. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (TMK mad.179).
Mahkemece yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmişse de, gerekçe dosya kapsamına uygun değildir. Şöyle ki; dosyadaki bilgi ve belgelere göre, tarafların ... Asliye Hukuk (Aile Mahkemesi Sıfatıyla) Mahkemesi'nin 18.12.2014 tarih, 2014/71 esas-2014/842 karar sayılı kararı ile anlaşmalı olarak boşandıkları, boşanma dava dosyası içindeki anlaşma protokolünün 5.maddesinde "Davalı ve davacı tarafın birbirinden 7.maddede belirtilen eşyalar dışında herhangi bir eşya talebi bulunmamaktadır", 7.maddesinde ise "... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/135 d.iş dosyasında tespite konu olan ve ...'a ait olan şahsi ev eşyaları ile çeyiz eşyaları (altınlar, beyaz eşyalar, koltuklar, general mobile cep telefonu hariç) ... tarafından ...'a boşanmanın kesinleşmesinden 2 ay sonra ...'un bildireceği adrese teslim edilecektir" şeklinde düzenlemeler bulunduğu, davacı ...'in boşanma davasında duruşmadaki imzalı beyanında "... davalıdan herhangi bir nafaka, tazminat, altın alacağı talebim yoktur. ...Protokolün 7.maddesinde belirttiğimiz üzere ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/135 d.iş sayılı dosyasında tespiti yaptırılan eşyalardan tarafıma ait şahsi eşyalarım ve çeyiz eşyalarımı boşanma kararının kesinleşmesinden 2 ay sonra davacıdan eşyalarımı alacağım...." şeklinde beyanda bulunduğu, boşanma hükmünde de "6.Tarafların anlaşma beyanları nazara alınarak maddi manevi tazminat, tedbir-yoksulluk ve iştirak nafakası, altın alacağı konusunda karar verilmesine yer olmadığına, 7.Tarafların anlaşmaları gözetilerek dilekçe ekinde sunulan 18/12/2014 tarihli anlaşma protokolünün tasdikine" karar verildiği anlaşılmaktadır. Davacı ...'in boşanma protokolündeki ve boşanma davasında duruşmadaki beyanları, boşanmanın fer'i niteliğindeki mali konulara, altın ve eşya alacağına yönelik olup, mal rejiminin tasfiyesi dolayısıyla eldeki dava konusu yapılan malvarlığına ilişkin bir açıklama içermemektedir. Mal rejiminin tasfiyesi boşanma davasının eki niteliğinde olmadığından; boşanmayla birlikte karara bağlanması zorunluluğu bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, mahkemece iddia ve savunma çerçevesinde taraf delilleri toplanarak tartışılması ve tüm deliller değerlendirildikten sonra talebin esası hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla ve HUMK'nin 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK'nin 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 26.09.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy