MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: TMK 713/2. Maddesi Kapsamında Tapu İptali Ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, dava dilekçesi ve aşamalardaki beyanında, davacının dava konusu 623 ada 7 parsel sayılı taşınmazda 35-40 yıldan beri malik sıfatı ile zilyet olduğunu, tapu kütüğünden malikin kim olduğu anlaşılmadığı gerekçesi ile tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi duruşmadaki beyanında açılan davayı kabul etmediklerini ve davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, tapu kütüğünde belirtilen kayıt malikinin ölü olduğu gerek tapu kaydından ve gerekse tüm resmi belgelerden anlaşıldığı; mezkur haliyle TMK'nin 713/2. maddesinde belirtilen “… maliki 20 yıl önce ölmüş…” hukuki sebebine dayanan kazanım hakkının davacı lehine olarak doğmuş olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davanın kabulüne dair mahkeme kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
04.06.1958 tarihli ve 15/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı gereğince, maddi olayları açıklamak taraflara ve ileri sürülen olayları hukuken nitelemek ve uygulanacak Kanun hükümlerini tesbit etmek ve uygulamak görevi hakime aittir. Nitekim 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 33. maddesinde hâkimin, Türk hukukunu resen uygulayacağı belirtilmiştir. Bu ilke gereği açılan davayı nitelemek ve açılmış bir dava hakkında doğru hukuk kurallarını bulup uygulamak hâkime düşen bir görevdir.
Hakim, dava dilekçesinde dayanılan hukuki sebep ile bağlı değil ise de davacının davasını dayandırdığı maddi vakıalar ile yani dava sebebi ile bağlıdır. Dava sebebi, hukuki sebepten farklı olarak, davacının davasını dayandırdığı vakıalardır. Hukuki sebepler hakim tarafından re’sen dikkate alınacağı için, yapılan ilave ve değişiklikler iddia ve savunmanın değiştirilmesi ve genişletilmesi kapsamına girmemesine rağmen dayanılan maddi vakıaların genişletilmesi ve değiştirilmesi yasak kapsamındadır.
6100 sayılı HMK’nin 141. maddesinde: “Taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe; ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın açık muvafakati ile iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler. Ön inceleme duruşmasına taraflardan biri mazeretsiz olarak gelmezse, gelen taraf onun muvafakati aranmaksızın iddia veya savunmasını genişletebilir yahut değiştirebilir. Ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez.” düzenlemesini içermekte olup ön inceleme duruşması tamamlandıktan sonra artık taraflar iddia ve savunmalarını genişletip değiştiremezler. Fakat ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati halleriyle ilgili olan kanun hükümleri saklıdır.
Dava dilekçesindeki anlatım ve iddianın ileri sürülüş şekline göre dava; TMK'nin 713/2. fıkrasında düzenlenen “...Maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan...” hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkin olup, somut uyuşmazlıkta dava konusu 623 ada 7 parselde bulunan Mahmut kızı Döne Benani adına kayıtlı taşınmazın tapusunun iptali ile davacı adına tescili istenmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde tapu kaydından malikinin kim olduğunun bilinmemesi sebebine dayandığı ancak mahkemece ölüm sebebine dayanarak hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
TMK’nin 713/2. maddesinde yazılı üç hal birbirinden ayrı birer dava sebebi olup, her birinin taraf teşkili, toplanacak deliller ve ispat koşulları birbirinden farklıdır.
Bilindiği üzere ve kural olarak TMK'nin 713/2.maddesinde aynen “...aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan ya da hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de, o taşınmazın tamamı bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir...”hükmünü içermektedir. Üçüncü sebep olarak da madde metninde yer alan “maliki 20 yıl önce ölmüş…” ibaresindeki “…ölmüş ya da…” ibaresinin, “Anayasa Mahkemesi'nin 17.3.2011 tarihli ve 2009/58 Esas, 2011/52 Karar sayılı kararıyla iptaline karar verilmiş olup Dairenin sapma göstermeyen uygulamalarında, Anayasa Mahkemesi'nce yürürlüğün durdurulmasına ilişkin kararın verildiği 17.02.2011 tarihine kadar hak sahipleri yararına kazanma koşulları oluşmuş, malik 20 yıl önce ölmüş ve 20 yıllık kazanma süresi de dolmuş ise, bu tür hak sahiplerinin de dava açma yönünden kazanılmış haklarının olduğu kabul edilmektedir.
Görüldüğü üzere madde metninde "...ölmüş ya da" ibaresinin iptalinden önceki hali itibari ile birbirinden bağımsız ve ayrı üç dava sebebi bulunmaktadır. Bunların ispat koşulları da birbirinden farklıdır. Dairenin yerleşmiş içtihatlarına göre her bir sebep için ayrı bir dava açılması zorunludur. Bir davanın içerisinde öteki dava sebebi incelenemez. Öte yandan TMK'nin 713/2. maddesindeki sebeplere dayalı olarak açılan davanın ön koşulu aynı kanunun 713/1. maddesindeki yirmi yıllık sürenin aralıksız ve davasız geçmesi koşuluna bağlıdır. Bir başka anlatımla, TMK'nin 713/2. maddesindeki sebeplere dayalı olarak açılan davalarda 713/1. maddesindeki koşul haricinde 713/3., 4., 5., 6. ve 7. maddelerindeki koşullar aranmaz.
Kural olarak, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Ancak, kanunun açıkça izin verdiği ve düzenlediği ayrık durumlarda tapulu bir yerin veya tapuda kayıtlı bir payın koşulları oluştuğu takdirde kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olabilir. Kanunun açıkça izin verdiği hallerden biri de TMK'nin 713/2. maddesindeki düzenlemelerdir. Anılan maddede, “aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılmayan ... bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir” denilmiştir.
Somut olayda davacı vekili, 623 ada 7 parselin maliki Mahmut kızı Döne Benani'nin kim olduğunun bilinmediğini açıklayarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuş olup, Mahkemece bu yöne dair herhangi bir araştırma yapılmadan ölüm sebebine dayalı olarak davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Bu sebeplerle somut uyuşmazlıkta Mahkemece yapılacak iş; dava konusu 623 ada 7 parselin, edinme sebebine dayanak tespit tutanağı, ilk tesisinden itibaren tedavüllü tapu kaydı ve dayanakları ilgili kurumlardan getirtilerek “...Maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan...” hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil şartlarının somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediğinin üzerinde durulması, ayrıca temyiz dilekçesi ekinde sunulan Dairemizin 2015/23337 Esas, 2016/2206 Karar sayılı bozma ilamına konu davada aynı kişinin (Mahmut kızı Döne Benani) malik olduğu 624 ada 14 parsel sayılı taşınmaz hakkında açılan dava dosyası da getirtilerek sonucuna göre bir karar verilmesi olmalıdır.
SONUÇ: Davalı Hazine vekilinin yazılı temyiz itirazlarının yukarıda gösterilen nedenlerle kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 08.07.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy