MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı 3.kişi vekili ve davalı borçlu vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı alacaklı vekili, 11.10.2013 tarihinde borçlu şirketin faaliyet gösterdiği adreste haciz yapıldığını, hacze konu mahcuzların borçluya ait olduğunu, üçüncü kişi şirket ile borçlu şirket arasında organik bağ bulunduğunu belirterek davanın kabulü ile istihkak iddiasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı üçüncü kişi vekili, hacze konu mahcuzların 3.kişi şirkete ait olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu haczin davalı 3. kişinin işyerinde yapıldığı ancak borçlu şirket yetkilisinin haciz mahallinde hazır olduğu, bu haliyle İİK'nin 97/a maddesi uyarınca mülkiyet karinesinin borçlu dolayısıyla alacaklı yararına olduğu, bu karinenin aksinin 3. kişi tarafından güçlü ve inandırıcı delillerle ispat edilemediği, 3. kişi şirket ile borçlu şirket arasında organik bağ olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm, davalı 3.kişi vekili ve borçlu vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, alacaklının İİK’nin 99. maddesine dayalı istihkak iddiasının reddi talebine ilişkidir.
Bu tür davaların dinlenebilmesi için ön koşul, malın üçüncü kişi elinde haczedilmesi üzerine üçüncü kişi tarafından haczedilen mal üzerinde mülkiyet veya rehin hakkı gibi sınırlı bir ayni hakka vs. dayanarak istihkak iddiasında bulunulmasıdır. İstihkak iddiası, ...... kişilerde ...... kişiyi temsile yetkili organlarca, gerçek kişilerde ise ya kendisi tarafından ya da bu kişiyi temsile yetkili kişilerce ileri sürülebilir. ...... kişiyi veya gerçek kişiyi temsil yetkisi olmayan kişinin yaptığı iddia, geçerli bir istihkak iddiası sayılmaz.
Somut olayda, dava konusu 11.10.2013 tarihinde yapılan haciz sırasında 3. kişi şirket yetkilisi olduğunu beyan eden ve 3. kişi yararına istihkak iddiasında bulunan Mustafa Ünal’ın haciz tarihinden önce 27.09.2013 tarihinde 3. kişi şirketteki hissesine devrederek ortaklıktan ayrıldığı,yine 03.10.2013 tarihinde müdürlük yetkisinin iptal edildiği, bu durumda haciz tarihi itibarıyla üçüncü kişinin ortağı yada temsil yetkilisi olmadığı,anılan şahsın,üçüncü kişi yararına istihkak iddiasında bulunmaya yetkili olmadığı sabittir. Davalı üçüncü kişi tarafından hacizden itibaren İİK’nin 96/3. maddesinde belirtilen 7 günlük süre içerisinde yapılmış bir istihkak iddiası da bulunmamaktadır.
O halde davacı alacaklının İİK 99. maddesi hükümlerine göre istihkak davası açmakta hukuki yararı bulunmadığından, 6100 sayılı HMK'nin 114/ h ve 115/2 maddeleri uyarınca, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, yerel mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı 3. kişi vekilinin ve borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK'nin 366. ve 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nin 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK'nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine 01.10.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
NE
Full & Egal Universal Law Academy