MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Nüfusta Anne Adının Düzeltilmesi İstemli
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Dava dilekçesinde, davalı ...'in bir başka kadınla evlilik dışı birlikteliğinden doğan ...... adlı çocuğu davacı ...'nın çocuğu olarak nüfusa kaydettirdiği ileri sürülerek ......'in anne adı yönünden nüfus kaydının iptali istenmiş, mahkemece, anne kaydının iptali halinde çocukla anne soybağının kurulmamış olmasının mümkün olamayacağı, doğumla anne ile soybağının oluştuğu, gerçek anne kaydına ulaşılamaması ve gerçek anne olduğu iddia edilen...'nin kim olduğunun bilinmemesi ve yaşayıp yaşamadığının ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
04.06.1958 tarihli ve 15/6 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince, maddi olayları açıklamak taraflara ve ileri sürülen olayları hukuken nitelemek ve uygulanacak Kanun hükümlerini tesbit etmek ve uygulamak görevi hakime aittir.
Dava, iddianın ileri sürülüş şekline göre annesi başka bir kadın olmasına rağmen, davacının çocuğu olarak nüfusa tescil edilen davalı ...'in başlangıçtan itibaren hatalı oluşturulan nüfus kaydının anne yönünden iptali istemine ilişkindir. Yani davalı ...'in davacı üzerindeki kaydının iptali isteği, gerçeğe aykırı beyanla oluşturulan kişisel durum sicilinin düzeltilmesi niteliğindedir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 282.maddesi gereği çocuk ile ana arasında soybağı doğumla kurulur. Görüldüğü gibi çocuk ile ana arasında soybağı doğum ile kendiliğinden kurulmaktadır. Çünkü çocuğu doğuran kadın anadır. Bu nedenle herhangi bir sebeple çocuğun kendisini doğuran kadının dışında bir başka kadının nüfus kütüğüne yazılmış olması, çocuk ile kadın arasında soybağı kurulduğu anlamına gelmeyecektir.
Türk Medeni Kanunu'nun 36/1. maddesine göre, kişisel durum, bu amaçla tutulan resmi sicille belirlenir. Aynı Kanunun 39. ve Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 35/1. maddeleri uyarınca, kesinleşmiş mahkeme hükmü olmadıkça nüfus kütüklerinin hiç bir kaydı düzeltilemez ve kayıtların anlamını ve taşıdığı bilgileri değiştirecek şerhler konulamaz, ancak olayların aile kütüklerine tescili esnasında yapılan maddî hatalar nüfus müdürlüğünce dayanak belgesine uygun olarak düzeltilir.
Kayıt düzeltilmesi, aile kütüğüne işlenmiş kaydın bir kısmının düzeltilmesi veya değiştirilmesidir. Nüfus kütüklerindeki doğru olmayan kayıtların düzeltilmesi için mahkemeden karar alınması zorunludur. İşte bu noktada, nüfus kütüğünde yer alan doğru olmayan kayıtlar, ilgilileri veya Cumhuriyet savcısı tarafından açılacak olan kayıt düzeltme davası ile gerçek durumuna uygun hale getirilebilir ki, bu dava uygulamada nüfus kaydının düzeltilmesi davası olarak adlandırılmakta olup zamanaşımı ve hak düşürücü süreye bağlı olmayan nüfus kaydının düzeltilmesine ilişkin davalarda, her türlü kanıta başvurulabilir (YHGK'nin 11.02.1998. tarihli ve 2-87/77 E-K sayılı kararı) Nüfus kaydının düzeltilmesi davasında, nüfus kaydının gerçek durumu yansıtmadığı, baştan yanlış olarak kütüğe geçirildiği söz konusudur. (HGK'nin 30.01.2008 gün 2008 tarihli ve 2-36-47 E-K sayılı kararı)
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden; davacı ... ile davalı ...'in 17.12.1992 tarihinde evlendikleri, 11.10.1999 tarihinde ise boşandıkları, nüfus kaydına göre 1993 doğumlu Kübra ile 1995 doğumlu Enis Fatih adında iki müşterek çocuk dışında kaydı iptali istenilen ......'in de müşterek çocuk olarak kayıtlı olduğu, ......'in 25.08.1997 doğumlu olarak boşanma tarihinden sonra 17.06.2004 tarihinde baba ......'in beyanı üzerine nüfusa tescil edildiği tespit edilmiştir.
Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde, davacı ..., davalı ...'in kendi çocuğu olmadığını ileri sürdüğüne göre, davacının bu çocuğun annesi olup olmadığı sorununun çözümü, ......'in gerçek annesinin kim olduğuna bağlı ve sorunun bu bölümünün çözümünde etkili değildir. Yani davalı ...'in gerçek annesinin kim olduğunun ispat külfeti davacıya yüklenemeyeceği gibi, gerçek annenin belli olmaması hatalı oluşturulan nüfus kaydının düzeltilmesine engel değildir. Kaldı ki dava dilekçesinde, davalı ...'in biyolojik annesinin tespiti talebi olmadığı gibi esasen davacının bunda hukuki yararı da bulunmamaktadır. Davacının iddiası doğrultusunda, davalı ...'in annesinin davacı ... olmadığının tespiti halinde nüfus kütüğünde çocuğu olarak kayıtlı ......, davacının nüfus sicilinden silinerek anne bakımından nüfus kütüğündeki bağ ortadan kalkacak, babası ...... hanesinde anne bağı olmadan kaydı devam edecektir. Gerçek annenin kim olduğunun tespiti ancak davalı ... veya gerçek annenin açacağı dava sonucu belirlenebilecek olup eldeki davanın konusu değildir. Mahkemece, davacı iddiaları, davalı savunması doğrultusunda tüm deliller toplanıp işin esasının incelenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Davacının yazılı temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine 22.11.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy