MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Elatmanın Önlenmesi, Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı, dava dışı kişiden hisse satın almak suretiyle 531 parsel sayılı taşınmazda 1/24 oranında paydaş olduğunu, taşınmazda fiili kullanım biçimi oluştuğunu ve kendi payına düşen alanda bulunan evi davalının hiçbir hakka dayanmadan kullandığını ileri sürerek elatmasının önlenmesine ve ecrimisile karar verilmesini istemiştir.
Davalı, taşınmazın eşine ait olduğunu, evi birlikte yaptıklarını ancak eşinin müşterek haneyi terkederek boşanma davası açtığını, dava konusu taşınmazı da muvazaalı olarak sattığını, satışların gerçek olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının iyiniyetli 3. kişi olduğu gerekçesiyle davalının paya vaki elatmasının önlenmesine ve ecrimisil isteğinin kısmen kabulüne dair verilen karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
1. Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden REDDİNE,
2. Davacı, dava dilekçesi ile paydaşı olduğu taşınmaza davalının elatmasının önlenmesine karar verilmesini istediği ve davalının çekişmeli taşınmazda pay sahibi olmadığı da dikkate alınarak 531 parsel sayılı taşınmaza yönelik davalının elatmasının önlenmesine karar verilmesi gerekirken 1/24 pay üzerinden elatmanın önlenmesine karar verilmesi isabetsizdir.
3. Davacı vekilinin harca yönelik temyizine gelince;
Dava kısmen kabul edildiğine göre kabul edilen miktar yönünden davalıdan harç alınması gerekirken davacıdan harç alınması doğru değildir.
4. Davacı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazına gelince;
Mahkemece, elatılan yerin değeri ile kabul edilen ecrimisil miktarı üzerinden, harcın ikmal edildiği de gözetilerek, davacı lehine vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken eksik vekalet ücreti takdiri doğru değildir.
Ne var ki, anılan hususların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını zorunlu kılmadığından, Mahkeme kararının düzeltilerek onanması uygun görülmüştür (HUMK m. 438/7, HMK 370/2).
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte yazılı nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte yazılı nedenle, kararın 1. paragrafında bulunan "1/24 payı" ibaresinin karar metninden çıkarılmasına, (3) no'lu bentteki "harcın" ibaresinden sonraki "kısmen kabul kısmen red oranına göre 608,23 TL'sinin davacıdan, 608,23 TL'sinin" ibaresinin çıkarılmasına, (4) numaralı bentte yazılı nedenle davacı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazının kabulüyle, kararın 4. paragrafında bulunan "Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesaplanan 1.500.00TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine" cümlesindeki "1.500.00TL" ibaresinin metinden çıkarılarak yerine "3.161 TL" ibaresinin yazılmasına, davacı vekilinin temyiz itirazı sonucu yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nin geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 Sayılı HUMK'un 438/7. maddesi uyarınca hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 41,00 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 1.758,67 TL'nin temyiz eden davalıdan alınmasına, peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 20/11/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi