MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Dava dilekçesinede, mülkiyeti Spor Genel Müdürlüğüne ait 384 ada 7 parsel sayılı taşınmazın, 21.09.2001 ve 25.11.2011 tarihli sözleşmeler ile binicilik tesisleri dışındaki sosyal tesislerin, belirlenen şartlar kapsamında kullanım hakkının davacı derneğe verildiği, davacının da 01.11.2006 tarihinde ... Eğitim Merkezi binasının işletilmesi için davalı ile infisai (bozucu) şarta bağlı olarak anlaştığı, davacı tarafından sözleşmenin yenilenmeyeceği Noter kanalı ile 16.09.2011 tarihinde davalıya bildirildiği ve bu bildirime göre taraflar arasındaki sözleşmenin 31.10.2011 tarihi itibari ile sona erdiği, ancak davalının kullandığı alanı terk etmediği ve bu kullanımın Sarıyer Kaymakamlığınca 08.11.2012 tarihinde tahliye edilmesine kadar devam ettiği, bu kullanım için herhangi bir işgaliye ödemediği ileri sürülerek, 31.10.2011-08.11.2012 arası 12 ay 8 gün için fazlaya dair haklar saklı tutularak aylık 1.700 TL'den 20.853 TL'nin 01.11.2011 tarihinden itibaren avans faizi ile tahsili istenmiş, 05.05.2014 tarihinde dava değeri 23.144,58 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, taşınmazın mülkiyeti davacıya ait olmadığından davada davacının taraf sıfatının bulunmadığı, ayrıca ecrimisil şartlarının oluşmadığı belirtilerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, ecrimisil isteğine ilişkindir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı vekilinin aşağıda belirtilen hususlar dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davalı vekilinin faize yönelik temyiz itirazlarına gelince; HMK'nin 297/2. maddesi (HUMK'un 389. maddesi) gereğince; mahkemece verilen hüküm ile taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Bu maddeye göre; hüküm fıkrasının çok açık olması, infazı sırasında tereddüt yaratmayacak şekilde taraflara yüklenen borç ve tanınan hakları tek tek belirtmesi gerekir. Aksi halde hükmün icrası sırasında şüphe ve tereddütlerin doğmasına ve ilamın infaz edilememesine neden olur.
Bilindiği üzere ecrimisil davalarında, her dönem için belirlenen miktara dönem sonu (tahakkuk tarihi) itibariyle faiz yürütülmesi gerekmektedir. Davacı, dava dilekçesinde haksız işgalin başlangıcı olan 01.11.2011 tarihinden itibaren hesaplanacak ecrimisilin avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş olup, Mahkemece 23.144,58 TL ecrimisilin 01.11.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline hükmedilmiştir.
Mahkemece, dosya arasında bulunan 06.01.2015 tarihli bilirkişi raporuna atıfta bulunularak, hangi dönem için kaç lira ecrimisilin tahsili gerektiğinin ve buna göre faizin başlama tarihinin, diğer bir deyişle dönem sonlarının hükümde açıkça belirtilmesi gerektiği halde, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. Ne var ki, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HUMK'un 438/7. maddesi uyarınca kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan sebeple davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile; hüküm fıkrasının (1.) bendinde “KABULÜ ile” ibaresinden sonraki kısmın hükümden çıkartılarak yerine;
“-01.11.2011 – 31.12.2011 dönemi için 3.764,48 TL’nin 31.12.2011 tarihinden itibaren,
-01.01.2012 – 08.11.2012 dönemi için 19.380,10 TL'nin 08.11.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine” ibarelerinin yazılmasına, ayrıca hükme 5. bent olarak, “Bilirkişiler ... tarafından düzenlenen 02.05.2014 tarihli bilirkişi raporunun kararın eki sayılmasına” bendinin eklenmesine, Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nin geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 438/7. fıkrası gereğince DÜZELTİLMİŞ BU ŞEKLİ İLE ONANMASINA, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının (1) nolu bentte yazılı nedenlerle reddine, HUMK'un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine
24.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.