MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacılar, paydaşı oldukları 1502 parsel sayılı taşınmazın 275,77 m2'lik kısmının davalı tarafça ...... binası, ...... verici kulesi, ...... direği yapılmak ve tel örgü ile çevrilmek suretiyle kullanıldığını ileri sürerek 25.000,00 TL ecrimisil bedelinin başlangıç tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizleri ile 12/12/2012 tarihine kadar dönem için miras hisseleri oranında, 12/12/2012 tarihinden sonraki dönem için davacı ...'e ait olmak üzere davalıdan tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı kurum, zamanaşımı itirazında bulunup, kamu hizmeti yürüttüklerini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalının haksız işgalci olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, davalı kurum vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, ecrimisil isteğine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişmeli zeytinlik vasfındaki 1502 parsel sayılı taşınmazın 1/4 payının davacı ..., 3/4 payının ise elbirliği halinde davacılar ...... adına kayıtlı iken 12.12.2012 tarihinde diğer davacıların paylarını davacı ...'e satış suretiyle temlik edildiği, davalının taşınmazın 247m²'lik kısmına verici istasyonu, kule, istasyon binası yaptığı ve etrafını da tel ile çevirdiği, dava dışı ...'ye ait 2114 parsel sayılı taşınmaza ...... A.Ş. tarafından yapılan baz istasyonu sonucu müdahale edilen 40m² alan için düzenlenen ecrimisil ihbarnamesinde 2 ay 4 gün için 875 TL ecrimisil istenildiği bu miktarın emsal olarak değerlendirilerek hesaplama yapıldığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarih 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir. (YHGK'nin 25.02.2004 gün ve 2004/1-120-96 sayılı kararı) 25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay'ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.
Hemen belirtilmelidir ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık olmalı ve değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK'nin 266 vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir.
Bu nedenle, özellikle tarım arazilerinin haksız kullanımı nedeniyle ürün esasına göre talep varsa, bu konudaki resmi veriler, taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğu tarım il veya ilçe müdürlüğünden sorulmalı, ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri, hal müdürlüğünden ilgili dönem için getirtilmeli, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı tespit edilmelidir.
Somut olaya gelince, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda ecrimisil hesaplama yönteminin usulüne uygun olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur.
Şöyle ki; tarım arazisi niteliğindeki çekişmeli taşınmazda ürün gelir metodu uyarınca ecrimisil hesaplanması gerekirken ecrimisil ihbarnamasindeki miktar baz alınarak sonuca gidilmesi isabetsizdir.
Hal böyle olunca, yukarıdaki ilkeler uyarınca, tarım arazi vasfındaki taşınmazda ürün gelir metoduna göre bölgede ekilen tarım ürünleri, birim fiyatları ve dekara net verim değerleri ilçe tarım müdürlüğünden sorularak, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı saptanarak, alınacak rapora göre hüküm kurulması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile ecrimisil ihbarnamesi sonucu tespit edilen emsal üzerinden hesaplanan ecrimisile karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenle davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden, Kabulüyle, hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 20.11.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.