MAHKEMESİ:Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada bozma sonrası yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili, dava konusu 6 parsel sayılı kargir dükkanın tamamında davacının malik olduğunu, davalının hiç bir akdi ve kanuni sebebe dayanmaksızın idareye ait taşınmazı kullandığını, işgalin halen devam ettiğini açıklayarak, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak ıslah ile birlikte 01.01.2008- 31.03.2009 tarihleri arasındaki toplam 6.153,00 TL ecrimisilin faizi ile davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, dava konusu 6 parsele komşu ve davalının maliki olduğu 7 parsel sayılı taşınmazı, üstünde mevcut lokantayla birlikte 17.3.2006 tarihinde sattığını ve tapuda devrettiğini, bu tarihten sonra dava sebebi yapılan 6 parsel sayılı taşınmazın kullanımıyla hukuki ve fiili ilgisinin kalmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece verilen ilk kararda, davanın ıslah istemi gibi kabulüne ve 01.01.2008 ile 31.12.2008 tarihleri arasında 4.800,00 TL, 01.01.2009 ile 31.03.2009 tarihleri arasında 1.353,72 TL olmak üzere toplam 6.153,72 TL ecrimisilin dönem sonlarından itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Davalı vekilinin temyiz itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde Yargıtay 3. HD'nin 2012/3748 Esas ve 2012/9839 Karar sayılı ilamı ile davalı tarafın savunması üzerinde gereği gibi durularak davalının taşınmazı fiilen kullandığının ispatlanması ve bu hususa yönelik araştırma yaparak oluşacak sonuç dairesinde hüküm kurulması gerektiğine işaret edilerek hüküm davalı yararına bozulmuştur.
Bozma sonrası yapılan yargılama neticesinde Mahkemece verilen ikinci kararda, davacının, dava konusu taşınmazı davalının 01.01.2008-31.03.2009 tarihleri arasında fiilen kullandığını ispatlayamadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekilinin temyiz itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde, Yargıtay 3 HD'nin 2013/18176 Esas ve 2014/2875 Karar sayılı bozma kararına uyulduğu halde bozma gereklerinin yerine getirilmediği, dosyada bulunan 30.12.2008 tarihli belgenin, gerçeği yansıtıp yansıtmadığı irdelenmediği, dava konusu taşınmazın bir kısmının şarküteri dükkanı, kalan kısmın ise merdiven ve üst katlarda lipari restaurant olarak kullanıldığı belirtildiği halde mahkemece, ecrimisil talep edilen dönemde belirtilen yerlerin kim ya da kimler tarafından kullanıldığı araştırılmadığı, davalının bu yeri kullanıp kullanmadığı, kullanmışsa ne kadarlık kısmını hangi sürede kullandığı belirlenmediği, hükme yeterli bir araştırma yapılması, mahallinde keşif yapılarak tanık ve bilirkişilerin taşınmaz başında dinlenmesi, tarafların gösterdiği ve gösterecekleri delillerin eksiksiz toplanması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğine işaret edilerek hüküm bozulmuştur.
Mahkemece verilen son kararda, davanın kabulü ile 01.01.2008-31.03.2009 tarihleri arasında davacının ıslah talebi doğrultusunda 6.153,72 TL ecrimisilin 06.04.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava hakkında verilen önceki karar yukarıda açıklanan gerekçelerle bozulmuş, Yerel Mahkeme tarafından Daire bozmasına uyulmuşsa da bozmanın gereğinin tam yerine getirilmediği anlaşılmaktadır. Bozmada belirtildiği şekilde tanık ve bilirkişiler keşifte dinlenmediği gibi, keşifte kullanıma dair bir tespittte yapılmamış, davalının ecrimisil talep edilen dönemde belirtilen yerleri kullanıp kullanmadığı hususu netleştirilmemiş, ayrıca 2004'ten beri Lipari lokantasının dava dışı üçüncü şahıs tarafından kullandığına yönelik tespit içeren 20.03.2017 tarihli kolluk tutanağı üzerinde gereği gibi durulmamıştır.
Mahkemece öncelikle yapılacak iş, mahallinde keşif yapılarak tanık ve bilirkişilerin taşınmaz başında dinlenmesi, bir kısmının şarküteri dükkanı, kalan kısmın ise merdiven ve üst katlarda Lipari restaurant olarak kullanıldığı belirtilen yerlerin ecrimisil talep edilen dönemde kim ya da kimler tarafından kullanıldığının netleştirilmesi, bu hususta bozma sonrası kolluk tarafından tanzim edilen 20.03.2017 tarihli tutanak da dikkate alınarak hükme yeterli bir araştırma yapılması, sonrasında oluşacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi olmalıdır. Açıklanan sebeplerle davalı taraf lehine hüküm bozulmuştur.
SONUÇ: Yukarıda gösterilen nedenlerle davalı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 03.03.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.