MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Tapu İptali Ve Tescil, Alacak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı ... vekili vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili, müvekkili ...’un dava konusu 607 (... köyü 4 parsel) parsel sayılı taşınmazın 17.000 m2 bölümünü davalıların murisi ...' den satın aldığını, satın aldığından beri yaklaşık 50 yıldır nizasız olarak kullandığını, müvekkilinin oğlu İsmail'in dava konusu parseli müvekkili adına ...'a 20.03.2000 tarihli sözleşme ile sattığını ve Kani’nin tarihsiz sözleşme ile geri satarak iade ettiğini, ancak ...'un taşınmazı tapu kaydı maliklerinden resmi şekilde ... üzerine satın aldığını, bir kısım davalıların murisi ... 'in 01.08.1977 tarihinde öldüğünü, müvekkilinin taşınmazı 20 yıldan fazla bir süredir nizasız kullandığından müvekkili adına 713/2 maddesine göre, tescil şartları oluştuğunu, 14.08.2009 tarihinde tapu maliki olan bir kısım davalılar ile diğer davalı ... arasında gerçekleşen satış işleminin muvazaalı olduğunu belirterek, dava konusu taşınmazın ... adına olan tapu kaydının davacıya ait olan kısmı yönünden iptali ile payı oranında (17.000 m2) ... adına tescilini, aksi halde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile taşınmazın dava tarihi itibariyle rayiç değeri olan 20.000 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
Davalı ... vekili, davanın hukuki dayanağını oluşturan TMK’nin 713/2 maddesindeki “ölüm” ibaresi Anayasa Mahkemesinin kararı ile iptal edildiğinden, davanın hukuki dayanağı kalmadığını, ayrıca davalı ... iktisabında iyi niyetli olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine ve taşınmazın 26.03.2014 tarihli ek raporunda B harfi ile gösterilen 16.950 m2 bölümünün tapusunun iptali ile davacı adına tapuya tesciline, karar verilmesi üzerine; hüküm, davalılardan ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
1. Toplanan deliller ve dosya kapsamına göre dava konusu taşınmazın kayıt maliki ...’in 01.08.1977 tarihinde ölümünden intikalin yapıldığı 21.04.2000 tarihine kadar davacının kazanma koşullarına uygun şekilde malik sıfatıyla zilyet olduğu, davacı lehine kazandırıcı 20 yıllık sürenin de geçtiği, davalı tarafın savunmasına konu belgelerde davacı ...’un imzası ve ilgisi olmadığı, davalı ... her ne kadar tapuda satın alma yoluyla malik olmuşsa da, davacı ...’un taşınmazda malik sıfatıyla zilyet olduğundan bilgisi bulunduğu ve TMK’nin 1023. maddesinin davalı ... lehine uygulanma imkanı olmadığına göre, davalının işin esasına temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. TMK’nin 713/2 maddesine dayalı olarak açılan davalarda düzenlemeden anlaşılacağı üzere taşınmazın tamamının veya bölünebilir bir parçasının kazanılması mümkündür. Davada davacı taraf lehine zilyet bulunduğu taşınmazın 16.950 m2 bölümünün 4 parsel sayılı taşınmazdan ifrazının mümkün olup olmadığı araştırılmaksızın yazılı şekilde iptal ve tesciline kararı verilmesi, ayrıca tescil hükmü kurulurken de paylı şekilde mi yoksa ayrı parsel numarası verilmek suretiyle mi tesciline karar verildiği anlaşılmayacak şekilde hükümde tereddüde sebep olunması doğru değildir.
3. Kabule göre de, dava, TMK'nin 713/2. maddesinde yazılı "ölüm" hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil davasıdır. TMK'nin 713/2. maddesindeki yollama nedeniyle bu tür davaların aynı maddenin diğer fıkralarında yazılı koşullara tabi olması gerektiği sonucuna ulaşılır. Aynı maddenin 3. fıkrasındaki "tescil davası" sözcüğünün 1. ve 2. fıkraya göre açılacak davaları kapsadığının kabulü gerekir. (Yargıtay HGK'nin 17.02.2010 tarihli ve 2010/8-58 Esas, 2010/78 Karar, M.R.Karahasan - 1. Özmen, Zilyetlik-Tescil-Tapu İptali Davaları, 1983-Sh; 1451). Buna göre, gerek yasal hasım durumunda bulunan Hazine ve diğer kamu tüzel kişileri ve gerekse iptal ve tescil isteği nedeniyle davada taraf durumunu almış bulunan kayıt maliki davalılar harç, avukatlık ücreti ve diğer yargılama giderlerinden sorumlu tutulamazlar. Eksik harcın davacıdan alınmasına, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına ve davacı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmesi gereklidir. Mahkemece; bu husus gözden kaçırılarak harç, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalılardan ...’dan alınmasına karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davalılardan ... vekilinin yukarıda belirtilen temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 26.02.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.