MAHKEMESİ:Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Kaymakamlık Tarafından Kayyım Sıfatıyla Tahakkuk Ettirilen Ecrimisilin İptali Talebine Dayalı
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı İdare Temsilcisi tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili davada kayyım olarak görev yapan davalı ... Kayyım Büro Başkanlığının kayyım olarak kullanım bedeli talep etme hakkı olmadığı halde, 833 ada 304, 308 parsel sayılı taşınmazlar ve 834 ada 341 parsel sayılı taşınmazlar için tahakkuk ettirilip 26, 27 ve 29 sayılı ihbarnamelerle vekil edeninden talep edilen kullanım bedellerinin haksız olduğunu açıklayarak tahakkuk ettirilen kullanma bedellerinin iptalini talep etmiştir.
Davalı idare temsilcisi ise davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece “Mahkememizin 2012/42 Esas sayılı dosyasında 2011/101 Esas sayılı dosya için değil 2011/642 Esas sayılı dosya için Mal Müdürlüğünün temsil kayyımı olarak atandığı, yönetim kayyımı olarak atanmadığı, Ilgın Mal Müdürlüğünün 2011/101 Esas sayılı dosya için temsil kayyımı olarak atanmış olsa dahi ortaklığın giderilmesi davası ile sınırlı olarak atandığı, ancak açılan ortaklığın giderilmesi davasında ilgili kişileri temsil edebileceği ortaklığın giderilmesi davasının ise sonuçlanarak 05.06.2013 tarihinde kesinleştiği temsil kayyımının işgal nedeniyle kullanım bedeli isteyemeyeceği” gerekçesiyle açılan davanın kabulü ile ... Kayyım Büro Başkanlığı tarafından tahakkuk ettirilen 26, 27 ve 29 sayılı ihbarnamelerin iptaline karar verilmesi üzerine; hüküm davalı idare temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, Kaymakamlık tarafından kayyım sıfatıyla tahakuk ettirilen ecrimisilin (kullanım bedellerinin) iptali isteğine dayalıdır.
HMK’nin 26/1. maddesinde “Hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir” şeklinde düzenleme mevcuttur.
HMK’nin 2/1. maddesinde “Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, asliye hukuk mahkemesidir. ” şeklinde düzenleme mevcuttur.
HMK’nin 1. maddesinde “ Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir. ” şeklinde düzenleme mevcuttur.
Somut olayda, davacı vekili dava dilekçesinde davalı ... Kayyım Büro Başkanlığının müvekkiline tahakkuk ettirerek gönderdiği kullanım bedellerinin ödenmesine ilişkin 26, 27 ve 29 sayılı ihbarnamelerdeki bedelin iptalini istediği halde, Mahkemece talebin dışına çıkılarak ve İdari Yargının görevinin kapsamına girecek surette anılan ihbarnamelerin iptaline karar verilmesi usul hükümlerine aykırıdır.
Ayrıca dava, iddianın ileri sürülüş biçimine göre HMK’nin 2. maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesinin görev alanı içerisine girmektedir. Bu nedenle Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından görülerek sonuçlandırılması gerekirken, Mahkemece HMK’nin 1. maddesinde belirtildiği üzere görev kurallarının kamu düzeninden olduğu ve bu nedenle Hakim tarafından re’sen gözetilmesi gerektiği hususu gözden kaçırılarak Sulh Hukuk Mahkemesi olarak sonuçlandırılması da doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıdaki bentte açıklanan nedenlerle re’sen usul ve yasaya aykırı olan hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı idare temsilcisinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, HUMK'un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 10.09.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.