MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulün, kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı, davalı ile birlikte miras bırakan ...'ün mirasçısı olduklarını, miras bırakandan kalan tüm taşınmazların (72 adet) davalının tasarrufunda bulunduğunu, davalının taşınmazları kullanmasına izin vermediği gibi, kira gelirinden de payına düşeni alamadığını belirterek 5 yıllık, 30.11.2012 tarihli bedel artırım dilekçesiyle 21.000,00 TL ecrimisil bedelinin işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı miras bırakanın ölümünden sonra birden fazla taşınmazın davacı ve annesi tarafından kullanıldığını, bunlar dışında .... Köyü'nde olan taşınmazların kimin tarafından kullanıldığını bilmediğini, sadece bir kaç taşınmazın kira gelirini aldığını, bu bedelin de kendi miras payına isabet ettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece verilen ilk kararda, davanın kısmen kabul kısmen reddi ile 19.782,27 TL'nin dava tarihi olan 25.07.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. Davalı vekili tarafından temyiz itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 05.06.2017 tarihli ve 2017/1288 Esas ve 2017/3181 Karar numaralı ilamıyla, uzman bilirkişi heyeti ile birlikte yeniden keşif yapılarak davalı tarafından kiraya verilmek suretiyle kullanılan 4789 ada 8 parsel bakımından kira metoduna göre taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenen ilk dönem ecrimisil bedeline sonraki dönemler için ÜFE artış oranı uygulanarak, tarla vasfındaki taşınmazlar yönünden ise ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara ait münavebe verileri İl Tarım Müdürlüğünden getirtilerek net gelir metoduna göre ecrimisil hesaplanması gerektiğine işaret edilerek hüküm bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, davanın kısmen kabulüyle, bilirkişi raporu ile belirlenmiş olan 1.158,70 TL ecrimisil bedelinin 25.07.2011 dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazla talebin reddine karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava paydaşlar arası ecrimisil isteğine ilişkindir.
Kural olarak, mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğar. Diğer taraftan yerel mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu müessese mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararındaki esas çerçevesinde işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirir (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı YİBK).
Usuli kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir ve davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Taraflardan yalnız birinin hükmü temyiz etmesi halinde Yargıtayın temyiz eden tarafın yararına olarak verdiği bozma kararına uyan yerel mahkeme artık, temyiz eden tarafın önceki bozulan karara oranla daha aleyhine bir hüküm veremez. Buna da "aleyhe hüküm verme yasağı" denir. Aksi halde usul hükümleri ile hedef tutulan istikrar zedelenir ve mahkeme kararlarına karşı güven sarsılır.
Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya gelince; Mahkemenin bozma ilamına uyma kararı verdiği, ancak bozma ilamı doğrultusunda gerekli iş ve işlemleri yapmadan, bozma gereklerini tam olarak yerine getirmeden karar verdiği sabittir. Şöyle ki; bozma öncesinde taraflara miras bırakanlarından intikal eden dava konusu taşınmazlardan ... ili, ... İlçesi, ... Köyü 482, 1425, 1944, 367, 2066, 88, 89, 1073, 1074, 2039, 2047, 2041, 2045, 1325 parsel sayılı taşınmazların dava dışı Ahmet Zurba'ya, ... ili, ... İlçesi, ... Köyü, 300 parsel sayılı taşınmazın dava dışı ...’e, ... ili, ... İlçesi, ... Köyü, 292, 293, 287 ve 188 parsel sayılı taşınmazların dava dışı ...'e, ... ili, ... İlçesi, Bölme Köyü, 1001 parsel ve ... ili, ... İlçesi, ... Köyü, 528 parsel sayılı taşınmazların dava dışı ...’ye ve ... ili, ... İlçesi, ...Mahallesi, arsa vafındaki 4789 ada 8 parsel sayılı taşınmazın üçüncü katının davalı tarafından kiraya verilmek suretiyle kullanıldığı belirlenen taşınmazlar için bilirkişi raporunda tespit edilen belirlemeler dikkate alınarak ecrimisile hükmedildiği, hüküm yalnızca davalı vekili tarafından temyiz edilmiş, davacı tarafından temyiz edilmemiştir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 05.06.2017 tarihli ve 2017/1288 Esas, 2017/3181 Karar numaralı ilamında bu taşınmazlara ilişkin yapılan ecrimisil hesaplama yönteminin Dairece belirtilen ilke ve usullere uygun olmadığına karar vererek bozulmasına karar verilmiştir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi bozma ilamına Mahkemece uyulmuş ise de, bozma sonrasında, bozma öncesindeki ecrimisile hükmedilmeyen ve temyiz incelemesine konu yapılmayan ... İli, ... İlçesi, ... Köyü 106 Ada, 206 parsel,106 ada 259 parsel, 117 ada 148 parsel, 124 ada 32 parsel, 135 ada 74 parsel,135 ada 139 parsel, 135 ada 148 parsel, 147 ada 10 parsel, 147 ada 13 parsel, 147 ada 77 parsel, 147 ada 119 parsel, 153 ada 224 parsel, 154 ada 113 parsel, 156 ada 144 parsel, 162 ada 51 parsel ile bozma incelemesine konu yapılan 4789 ada 8 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin keşif ve bilirkişi incelemesi yapıldığı, Mahkemece ziraat mühendisi ...'in 05.06.2018 tarihli raporunda tarımsal nitelikli tüm taşınmazlardan dava tarihi itibariyle davacı hissesi 3/28 payına hesaplanan kira payları toplam bedeli olan 1.158,70 TL dikkate alınarak davanın kısmen kabulüyle 25.07.2011 dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Mahkemece, bozma doğrultusunda araştırma yapılıp karar verilmesi gerekirken, bozma öncesinde verilen hükümde ecrimisile hükmedilmeyen ve temyize getirilmeyen taşınmazlar yönünden bozma sonrasında inceleme yapılarak ecrimisil bedeli hükmedilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Kabule göre de, ecrimisile hükmedilen ... İli, ... İlçesi, ... Köyü 106 ada, 206 parsel, 106 ada 259 parsel, 117 ada 148 parsel, 124 ada 32 parsel, 135 ada 74 parsel, 135 ada 139 parsel, 135 ada 148 parsel, 147 ada 10 parsel, 147 ada 13 parsel, 147 ada 77 parsel, 147 ada 119 parsel, 153 ada 224 parsel, 154 ada 113 parsel, 156 ada 144 parsel, 162 ada 51 parsel sayılı taşınmazların ecrimisil talep edilen döneme ilişkin bahse konu taşınmazlarda davacının kullanabileceği bir yer olup olmadığı ya da taşınmazların tamamının davalı tarafından kullanılıp kullanılmadığı, kullanıyor ise ne zamandan beri kullandığı ve miktarlarının ayrı ayrı değerlendirilerek intifadan men olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, gerçekleşmiş ise hangi tarihte gerçekleştiğinin belirlenmeksizin eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Diğer yandan, davacının ecrimil talep ettiği ve bozma incelemesine konu yapılan 4789 ada 8 parsel sayılı taşınmaza ilişkin olumlu olumsuz herhangi bir karar verilmemesi doğru görülmemiştir.
Öte yandan, ecrimisile hükmedilen tarla vasfındaki taşınmazlar yönünden ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara ait münavebe verileri İl Tarım Müdürlüğünden getirtilerek net gelir metoduna göre ecrimisil hesaplanması gerekirken ilk talep dönemi olan 2007 yılı kira-icar gelirinin takip eden yıllara ÜFE oranında yansıtılarak ecrimisil hesaplaması yapılan bilirkişi raporu ile hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Bundan başka, ecrimisile hükmedilen ... İlçesi, ... Köyü, 147 ada 13 parsel, 147 ada 77 parsel, 147 ada 119 parsel, 156 ada 144 parsel sayılı taşınmazların parsel maliki ... (muris ...'ün yakın mirasbırakanı) olmasına rağmen, davacının muris ...'ün verasetindeki miras hissesi olan 3/28 kabul edilerek hesaplama yapılan bilirkişi raporu ile hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna,
peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine,05.04.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.