MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalılardan Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, davaya konu 62 ada 19 parsel sayılı taşınmazın 40 yılı aşkın süredir vekil edenlerinin kullanımında olduğunu, kayıt malikleri ...ve ...'in, tapu kütüğünden kim olduklarının anlaşılamadığını açıklayarak, kayıt maliklerinden ...hissesinin 9/96, ...hissesinin ise 6/96'lık kısımının iptali ile vekil edenleri adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı kayyım vekili davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, “Davanın kabulü ile, 62 ada 19 parsel sayılı taşınmazın ...adına kayıtlı 8/96 hissenin 6/96'lık kısmı ile ...adına kayıtlı 12/96 hissenin 9/96'lık kısmının tapusunun İPTALİNE, iptal olunan hisselerin (15/96), eşit oranlarda (15/192) davacılar adına TAPUYA KAYIT VE TESCİLİNE” karar verilmesi üzerine; hüküm, Kayyım vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dava, TMK'nun 713/1. fıkrasındaki kazanmayı sağlayan zilyetlik ve 2. fıkrasında yer alan, “…maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan…” hukuki sebeplerine dayalı olarak açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Her ne kadar, Mahkemece, T.M.K'nun 713/2. maddesindeki şartların oluştuğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de, Mahkemenin bu gerekçesine katılma olanağı bulunmamaktadır.
Kural olarak, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Ancak, kanunun açıkça izin verdiği ve düzenlediği ayrık durumlarda tapulu bir yerin veya tapuda kayıtlı bir payın koşulları oluştuğu takdirde kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olabilir. Kanunun açıkça izin verdiği hallerden biri de TMK'nun 713/2. maddesindeki düzenlemelerdir. Anılan maddede, "aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılmayan ya da hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir" hükmüne yer verilmiştir.
Kanunun açık hükmü dikkate alındığında tapu sicilinden malikin kim olduğunun anlaşılamaması hali; taşınmaz malın sahibinin kim olduğunun bilinmesine yarayacak, kimliğini ortaya koyacak gerekli bilgi ve belgelerin tapu sicilinden (kütüğünden) çıkarılmasının imkansız olmasıdır. (Yargıtay HGK'nun 10.04.1991 tarih 1991/8-51 Esas, 194 Karar ve 15.04.2011 tarih 2011/8-111 Esas, 2011/180 Karar sayılı ilamları). Genel olarak, gerekli dikkati gösteren herkesin kayıtlarda malikin kim olduğunu anlayamayacağı hallerde tapu sicilinde yazılı olan malikin bilinmediğinin kabulü gerekir. Ayrıca "tapu kütüğünde malik sütununun boş bırakılması, silinmesi ve yeniden yazılmaması, soyut ve nam-ı mevhum adına (mevcut olmayan hayali kişi) yazılması, hiç yaşamamış ve kaydının herhangi bir yerde bulunmamış olması, malik adının müphem, yetersiz ve soyut gösterilmiş olması gibi durumlarda malikin kim olduğunun anlaşılamadığı kabul edilir. Başka bir anlatımla, tapu kütüğünden kim olduğu anlaşılamayan malik, tanınmayan, hatırlanmayan, adresi tespit edilemeyen, kendilerine tebligat yapılamayan, mirasçıları belirlenemeyen, uzun yıllar önce ölmüş ya da taşınmış bir şahıs değildir.
Somut olaya gelince; davaya konu 62 ada 19 parsel sayılı taşınmaza revizyon gören, 27.2.1951 tarih ve 50 sıra nolu tapu kaydının incelenmesinden, kayıt maliki ...oğlu olup, ...a'nın 332 yılında vefat ettiği, kayıt maliki ...'in ... oğlu olup, ... 340 yılında vefat ettiği anlaşılmaktadır.
Bu açıklamalara göre, kayıt maliklerinin kim olduğu tapu kütüğünden anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü doğru olmamıştır.
SONUÇ: Kayyım vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 14.2.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy