MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın men'i müdahale ve kal talebinin konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına, ecrimisil talebinin kabulüne dair karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 19/09/2018 ... günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden gelmedi. Karşı taraftan davacı vekili Avukat ...... Çınar geldi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, vekil edeninin 854 ada 232 parsel sayılı taşınmazın 5/24 oranında hissedarı olduğunu, dava konusu taşınmazın bir kısmının geçerli hukuki bir ilişki olmaksızın davalı tarafından ...... alım satımı ve ...... ocağı olarak kullanılmak suretiyle haksız olarak işgal edildiğini belirterek, davalının taşınmaza vaki haksız el atmanın önlenmesine ve taşınmazın eski hale getirilmesine, dava tarihinden geriye doğru beş yıl için şimdilik 5.000,00 TL ecrimisil bedelinin ait olduğu dönemlere göre işgal tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, 15/05/2015 tarihli ıslah dilekçesi ile bilirkişi raporu doğrultusunda ecrimisil talebini 58.405,57 TL ıslah etmiştir.
Davalı şirket vekili, zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, dava konusu yerin davacının murisi tarafından vekil edeni olan şirkete kiralandığını, murisin ölümü ile kira bedellerinin murisin davacı dışında diğer mirasçılarına ödenmeye devam edildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, men'i müdahale ve kal talebinin konusu kalmadığı anlaşılmakla bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, ecrimisil talebinin kabulüne 04/09/2008-2009 dönemi için 10.00,00 TL, 04/09/2009-2010 dönemi için 11.129,00 TL 04/09/2010-2011 dönemi için 11,487,35 TL 04/09/2011-2012 dönemi için 12.278,82 TL ve 04/09/2012-2013 dönemi için 13,510,39 TL olmak üzere toplam 58.405,57 T/L nin her bir miktarın dönem sonundan işleyecek yasal faiz ile birlikte davalı taraftan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1)Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2)Davalı vekilinin öteki temyiz itirazlarına gelince,
Dava, tapulu taşınmaza el atmanın önlenmesi, kal ve ecrimisil isteğine ilişkindir.
Tüm dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu 854 ada 232 parsel sayılı taşınmazda davacının pay sahibi olduğu, davalının kayıttan kaynaklanan bir hakkının olmadığı, mahkemece yapılan keşifte dava tarihi itibariyle taşınmaz üzerinde bir adet tek katlı yapı ve ...... işlemek ve nakletmekte kullanılan bir kısım ekipmanın yer aldığı, keşif sonrası alınan bilirkişi raporuna göre davalının taşınmazda kullandığı alanın 15.000 m2 olduğu, kullandığı alana ilişkin dava tarihinden geriye doğru 5 yıllık ( 04/09/2013-04/09/2008) ecrimisil bedelinin toplamda 280.346,72 TL olup davacının hissesine düşen bedelin 58.405,57 TL olduğu ve mahkemece bu doğrultuda davalı şirket aleyhine ecrimisile hükmedildiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarih 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir (YHGK'nin 25.02.2004 gün ve 2004/1-120-96 sayılı kararı).
25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay'ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.
Hemen belirtilmelidir ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık, değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK'nin 266 vd. maddelerine uygun olmalıdır.
Bu nedenle, özellikle tarım arazilerinin haksız kullanımı nedeniyle ürün esasına göre talep varsa, bu konudaki resmi veriler, taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğu tarım......... müdürlüğünden sorulmalı, ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri, hal müdürlüğünden ilgili dönem için getirtilmeli, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı tespit edilmelidir.
Eğer, özellikle arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir.
İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.
Somut olaya gelince; hükme esas alınan bilirkişi raporun da yukarıda belirtilen ilke ve usuller dikkate alınmaksızın soyut bir takım belirlemeler ile ecrimisil hesabı yapılmış, kira bedelinin yıllara göre artışının nasıl yapıldığı denetime elverişli olarak gösterilmemiş, emsal taşınmazlarla karşılaştırma yapılmamış, mahkemece bu rapor esas alınarak sonuca gidilmiştir. Bilirkişi raporu, somut ve özel nedenleri bilimsel verilere uygun olarak göstermeli ve Yargıtay denetimini sağlayacak bilgi ve belgeye dayanan gerekçe ihtiva etmelidir.
Hâl böyle olunca; mahkemece, dava konusu taşınmazın niteliği ve kullanım biçimine göre yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde ecrimisil hesabını içeren bilirkişi raporu alınması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yetersiz bilirkişi raporu esas alınarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan kararın (2) sayılı bentte açıklanan nedenle 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sair temyiz itirazlarının (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle reddine, taraflarca HUMK'un 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın iztek halinde temyiz edene iadesine, 19/09/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy