MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi Ve Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 26.09.2018 Çarşamba günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davalı vekili Avukat ... geldi. Karşı taraftan gelen olmadı. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, tarafların paylı mülkiyet hükümlerine göre paydaş oldukları ... ve ... parsel sayılı taşınmazlarda davalının 2007 yılından bu yana vekil edeninin hissesini haksız olarak kullandığını ileri sürerek, dava konusu taşınmazlarda davalının vekil edeninin hissesine yaptığı müdahalenin menine, 2008-2012 yıllarına ilişkin şimdilik toplam 7.204,00TL ecrimisil bedelinin her yıl için temerrüt tarihinden faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, 24.02.2014 tarihli dilekçesi ile ecrimisil talebini 39.570,18 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı vekili, vekil edenine murisinden intikal eden hissenin kullanıldığını, başka taşınmazların da taksim uyarınca davacı tarafından kullanıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile 494 parsel sayılı taşınmazda davalının davacının payına vaki elatmanın önlenmesine, 39.570,18 TL ecrimisil bedelinin davalıdan alınarak dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davacıya ödenmesine karar verilmesi üzerine, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, paydaşlar arasında görülen elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
1-Davalı vekilinin davaya konu ... parsel sayılı taşınmaza yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, davaya konu ... ve ... sayılı taşınmazlarda davacının payına müdahale edildiği ileri sürülerek eldeki davanın açıldığı, Tapu Müdürlüğünün 23.5.2013 havale tarihli cevabi yazısında çekişme konusu ... parsel sayılı taşınmazın itirazlı olduğundan tapu kaydının çıkarılamadığının bildirildiği, gönderilen tapu kaydında malik hanesinin boş olduğu, 25.12.2013 tarihli ziraat bilirkişi raporunda da ... parsel sayılı taşınmaz henüz itirazlı olduğundan hesaplama yapılmadığı nedeniyle değerlendirme dışı bırakıldığının belirtildiği, Mahkemece davanın kabulüne denilmiş ise de ... parsel sayılı taşınmaz hakkında hüküm verilmediği görülmüştür.
Hal böyle olunca, Mahkemece, temyiz edenin sıfatı, temyiz nedenleri ve müktesap hak gözetilerek, HMK’un 297/2 maddesi uyarınca taleplerden her biri hakkında hüküm verilmesi zorunlu olduğundan, davacının istekleri arasında yer alan ... parsel sayılı taşınmaz hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmesi gerekirken bu gereğe uyulmaksızın ... parsel sayılı taşınmaz hakkında olumlu olumsuz karar tesis edilmemiş olması doğru görülmemiştir.
2-Davalı vekilinin ... parsel sayılı taşınmaza yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Dosya içeriğinden, çekişme konusu ... parsel sayılı taşınmazın paylı mülkiyet olmak üzere davacı, davalı ve dava dışı paydaşlar adlarına kayıtlı olduğu, Mahkemece yapılan keşifte dinlenen taraf tanıklarının, taraflar arasında rızai taksim bulunduğunu, davaya konu taşınmazın yaklaşık 100 dönümünün davalı tarafından, kalan kısımda ... mirasçıları tarafından kullanıldığını beyan etikleri görülmüştür.
Hemen belirtilmelidir ki; her bir parsel bakımından tüm paydaşların veya hissedarların aynı taşınmaz içerisinde benimsenen kullanım durumuna hukuken değer verilmesi, bunun dışındaki bir kullanıma itibar edilmemesi gerekmektedir.
Somut olayda, her ne kadar davalı taraf mirasbırakandan kalan taşınmazların mirasçılar arasında yapılan anlaşmayla parsel bazında paylaşıldığını ve çekişmeli taşınmazların kendi kullanımına bırakıldığını , ... ve ... parsel sayılı taşınmazların davacının kullanımına bırakıldığını savunmuş ise de, davaya konu ... parsel sayılı taşınmazda tüm paydaşları bağlayan harici bir taksim sözleşmesi ve taşınmazın değişik bölümlerine ilişkin özel bir parselasyon planın olmadığı, taraflar arasındaki çekişmenin Türk Medeni Kanununun 688 ve takip eden hükümlerinde öngörülen paylı mülkiyete ilişkin düzenlemeler gereğince çözüme kavuşturulmasının gerektiği kuşkusuzdur.
Bilindiği üzere; paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamıyan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan payına vaki elatmanın önlenilmesini her zaman istiyebilir. Hatta elbirliği mülkiyetinde dahi paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine elatmanın önlenilmesi davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı veya kullanabileceği bir kısım yer varsa açacağı elatmanın önlenilmesi davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu elatmanın önlenilmesi davası ile değil, kesin sonuç getiren taksim veya şuyun satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Mahkemece, ... parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olduğu söylenemez. Şöyle ki, davaya konu taşınmazın tamamı ve tüm pay malikleri bir bütün olarak gözetilerek davacının davaya konu taşınmazda kullanabileceği boş yerin bulunup bulunmadığı üzerinde durulmamıştır.
O halde, mahkemece, yeniden teknik, ziraat bilirlişiler ve taraf tanıkları aracılığıyla mahallinde keşif yapılarak, tarafların davaya konu taşınmaz üzerinde paylarına karşılık çekişmesiz olarak kullanabileceği yerler bulunup bulunmadığı, davacının bu yeri kullanımına engel olunup olunmadığı hususlarının açıklığa kavuşturulması, bunun sonucu olarak ecrimisile hükmedilip edilmeyeceğinin düşünülmesi, yukarıda belirtilen ilkelerde gözetilerek delillerin hep birlikte değerlendirilmesi suretiyle karar verilmesi gerekirken eksik soruşturmayla yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir. Bozma nedenine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazları şimdilik incelenmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. ve 2. bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle, 6100 sayılı HMK'un Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 1.630,00 TL Avukatlık Ücreti'nin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davalıya verilmesine, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 26/09/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy