MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili duruşmasız olarak davalılar vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 27.09.2018 ... günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü taraflardan kimse gelmediğinden incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildi. Temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili; vekil edeninin hissedar olduğu Kavaklık köyü 1, 5, 6, 7, 8, 9, 221, 223, 224, 226, 227, 231 ve 232 parsellerde davalıların 1/3 oranında hak sahibi olduklarını, vekil edeninin hissesine düşen 5 yıllık ecrimisilin ödenmesi için davalılara çekilen ihtarnamenin sonuç vermediğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100.000,00 TL ecrimisilin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, vekil edenlerinin davacıya ait yeri sürmediklerini,sadece hisselerine düşen yeri kullandıklarını, dava konusu taşınmazın büyük bölümünün taşlık olduğunu, davacı ve vekil edenlerinin murisi annelerinin, 1998 yılında vefat ettiğini,davacının ancak 1998 yılına kadar ecrimisil talebi hakkı olduğunu,istenilen ecrimisilin de fahiş olduğu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Davacı vekili,davalılara karşı ecrimisil talebi ile açtıkları birleşen davada faiz talebinde bulunmayı sehven unuttuklarını beyan ederek, dava tarihi olan 23.10.2001 tarihi ile karar tarihi olan 24.04.2011 tarihleri arasında hükmedilen 74.000 TL ecrimisil tazminatının yasal faizi olan 178.000,00 TL nin yasal faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili ise ecrimisil davası ile faiz alacağı davası arasında 10 yıllık zamanaşımı süresi dolduğundan faiz isteminin zamanaşımından dolayı reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece verilen ilk kararda; 5.196,935,00 TL alacağın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi üzerine hükmü davacı vekili ve davalı vekili temyiz etmiş,Yargıtay 3.Hukuk Dairesi’nin 2005/562 Karar sayılı ilamı ile “Müşterek mülkiyette intifadan men olgusunun araştırılmasını, dava konusu olayda da bu hususta taraf delillerine göre karar verilmesinin ve ecrimisil hesabı yapılan raporun uzak ve soyut içerikli olduğu belirtilerek yeniden bilirkişilerce inceleme yapılması gerektiği” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamada intifadan men olgusunun gerçekleştiğinin ispatlanmaması gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiş;Yargıtay 3.Hukuk Dairesi’nin 2007/13277 Karar sayılı ilamı ile “Taşınmazın yarıcıya verilerek gelir elde edilmesi durumunda intifadan men şartı aranmayacağı gibi taraflar arasında anneden intikal eden hisselerle ilgili olarak muvaazaya dayalı tapu iptali ve tescil davası görülmüş olup, (annenin vefat tarihinden itibaren) bu hisselerle ilgili intifadan menin gerçekleşmiş olduğunun kabulü gerektiği gerekçesiyle dava konusu taşınmazların yarıcıya verilip, gelir elde edilen kısımları ile ilgili bilirkişi vasıtasıyla davacının hissesine düşen ecrimisil bedelinden davalılar sorumludur “denilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucu davanın kısmen kabulü ile 74.000,00 TL alacağn davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay 3.Hukuk Dairesi’nin 2012/1367 Karar sayılı ilamı ile;” mahkemece; mahallinde yeniden keşif yapılarak taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen ...... ürünlerinin neler olduğu ...... İl Müdürlüğünden sorulmalı, ekildiği bildirilen ürünlerin yıllara göre birim fiyatlarının ve dekara verim değerlerinin de celbedilerek; bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı, davacı hissesinin her sene ne miktarının ekildiği açıkça saptanarak; bundan sonra, somut verilere dayalı, gerekçeli ve denetime uygun bilirkişi raporu alınmalıdır, mahkemece, yargılamanın başından itibaren aynı bilirkişiden birbiri ile tutarsız raporlar alınarak eksik incelemeye dayalı olarak hüküm kurulması doğru görülmemiş” denilerek, hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda temyize konu son kararda bu kez de, mahkemece asıl ve birleşen davaların kısmen kabul, kısmen reddi ile 37.179,61 TL'nin ek dava tarihi olan 29.07.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; paylı mülkiyette ecrimisil istemine ilişkindir.
1-Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı vekilinin tüm, davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Mahkemece bozma ilamına uyulmuş ise de; bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Dava konusu taşınmazların tamamının tapu kayıtlarının tedavülleri ile birlikte dosya içerisine alınarak; tarafların anneleri olan muris Ayşe Parlak’ın hissesi bulunan taşınmazlarda murisin 1998 yılında vefat etmesi karşısında dava tarihinin 06.11.2001 olduğu, bu halde 1996-1998 yılları arasında muris annenin hayatta olduğu, taraflara 1998-2001 tarihleri arasında muris annelerinden intikal eden miras payı da olduğu, bilirkişilerce bu hususun da gözetilerek tarafların annelerinden kalan miras payları da belirlendikten sonra, önceki bozma ilamında belirtilen açıklamalara uygun bilirkişi raporu aldırılıp, buna göre ecrimisil hesabı yaptırılıp hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ve araştırma ile taşınmazın tamamı hakkında bilirkişilerce daha önce hazırlanan 08.11.1999 ve 22.5.2000 tarihli raporlar doğrultusunda değerlendirme yapılıp dava konusu taşınmazların nadasa bırakılıp bırakılmadığı ilgili kurumlardan sorulmadan, davacı hissesinin her sene ne kadarının ekildiği belirlenmeden, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulüne, usul ve yasaya aykırı olan hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davacı vekilinin ve davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının yukarıda (1) bentte açıklanan nedenlerle reddine, HUMK’un 440/1. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz eden davalılara iadesine, 27,70 TL peşin harcın da onama harcına mahsubu ile kalan 8,20 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, 27/09/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy