MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 19.09.2018 ... günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davalı vekili Av. ... Yener geldi. Karşı taraftan gelen olmadı. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, davaya konu ... İli, ... İlçesi, ...... Köyü 227 parsel sayılı taşınmazın bir bölümüne vekil edeninin rızası olmaksızın davalı tarafından besi ahırı yapıldığını ileri sürerek, davalının haksız el atmasının önlenmesi ile yapının kaline, müdahale tarihinden itibaren 3000TL ecrimisilin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında taşınmazın kullanımına ilişkin fiili paylaşım bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, tüm kayıt maliklerini bağlayan bir taksim sözleşmesi ve fiili paylaşım durumunun olmadığı gerekçeleriyle el atmanın önlenmesi ve kal talebinin kabulüne, davalının 227 parsel sayılı taşınmaza vaki müdahalesinin meni ile yapının kaline, intifadan men koşulunun gerçekleşmemesi nedeniyle ecrimisil talebinin reddine karar verilmesi üzerine, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, paydaşlar arasında elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu 227 parsel sayılı taşınmazın tarla niteliği ile davacı ... ile davalı ...'un babası ...... Ilıbrı'nın ortak mirasbırakanı ...... Ilıbrı ve dava dışı kişiler adlarına paylı mülkiyet hükümlerine göre kayıtlı bulunduğu, taşınmazın bir bölümünün ...... Ilıbra mirasçıları tarafından kullanıldığı, davalı tarafından da babasının kullanımında olan bölüme besi ahırı yapıldığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan, payına vaki elatmanın önlenilmesini her zaman isteyebilir. Hatta elbirliği mülkiyetinde dahi paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine elatmanın önlenilmesi davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı elatmanın önlenilmesi davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu elatmanın önlenilmesi davası ile değil, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Öte yandan, 4721 s. Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 237., Borçlar Kanunu'nun (BK) 213.), Tapu Kanunu'nun 26. maddeleri hilafına tapulu taşınmazlarda harici veya fiili taksim ile payların mülkiyeti ana taşınmazdan ayrılamaz. Ne var ki, taşınmazın kullanma biçimi tüm paydaşlar arasında varılan bir anlaşma ile belirlenmiş yada fiili bir kullanma biçimi oluşmuş, uzun süre paydaşlar bu durumu benimsemişlerse kayıtta paylı, eylemsel olarak (fiilen) bağımsız bu oluşumun tapuda yapılacak resmi taksime veya ortaklığın satış suretiyle giderilmesine yahut o yerde bir imar uygulaması yapılmasına kadar korunması, "ahde vefa" kuralının yanında TMK'nin 2. maddesinde düzenlenen iyi niyet kuralının da bir gereğidir. Aksi halde, pek çok kimse zarar görecek toplum düzeni ve barışı bozulacaktır.
O halde, paydaşlar arasındaki elatmanın önlenilmesi davalarında öncelikle tüm paydaşları bağlayan harici bir taksim sözleşmesi ve özel bir parselasyon planının olup olmadığı veya fiili kullanma biçiminin oluşup oluşmadığı üzerinde özenle durulmalı, varsa çekişmeli yerin kimin kullanımına terk edildiği saptanılmalı, harici veya fiili taksim yoksa uyuşmazlık yukarıda değinildiği gibi, TMK'nin müşterek mülkiyet hükümlerine göre çözümlenmelidir.
Somut olaya gelince, 7.6.2013 tarihinde mahallinde yapılan keşifte davacı asil tarafından dava konusu taşınmazda muris ...... Ilıbra'ya ait 4,5 dönümlük yeri dört kardeş arasında dörde bölmek suretiyle kullandıklarını beyan ettiği, keşife katılan fen bilirkişi ...... Ayakdaş tarafından tanzim edilen bilirkişi raporunda; davaya konu 227 parsel sayılı taşınmazın içerisinde B harfi ile gösterilen kısımda ...... Ilıbra tarafından yapılan ahır ve ağıl olduğu, D ile gösterilen kısımda davacı ...... Ilıbra'ya ait yonca ekili alan olduğu, C ve E ile gösterilen bölümlerin ise ...... Ilıbra ve Metin Ilıbra kullanımında olduğunun belirtildiği anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca, her ne kadar Mahkemece tüm kayıt maliklerini kapsayan taksim sözleşmesi ve fiili paylaşım durumunun oluşmadığı gerekçeleriyle elatmanın önlenmesi ve kal isteminin kabulüne karar verilmiş ise de, az yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda dava konusu taşınmazda davacının çekişmesiz olarak payına karşılık kullandığı ya da kullanabileceği alan bulunduğu gözetilerek davacı tarafın el atmanın önlenmesi ve kal talebinin de reddi gerekirken bu istem bakımından davanın kabul edilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 1.630,00 TL Avukatlık Ücreti'nin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davalıya verilmesine
taraflarca HUMK'un 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 19.9.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy