MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi ve Muhdesat Şerhinin Silinmesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 18.10.2018 ... günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü taraflardan kimse gelmediğinden incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildi. Temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı ... vekili; vekil edenin 447 ada 10 parselde bulunan tarla vasıflı taşınmazı 24.6.2005 tarihinde Hazineden satın aldığını,davalıların taşınmazda haksız tasarrufları nedeniyle vekil edenin satın aldığı tarihten beri taşınmazını kullanamadığını ve tasarruf edemediğini, taşınmazın tapu kaydında taşınmazdaki ağaçların davalılar murisi ... ......’ya ait olduğu şerhi olduğunu ve bu şerhin yasal olmadığını belirterek;davalıların vekil edenine ait taşınmazına müdahalelerinin önlenmesine ve taşınmazın boşaltılmasına,taşınmazdaki davalılar murisi adına koyulmuş şerhin silinmesine karar verilmesini talep etmiş,yargılama sırasında davacı dava konusu taşınmazı ......’a satmış,bu kişi dosyada taraf olmuştur.
Davalılar vekili davaya cevap vermemiş, duruşmalarda davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; verilen ara karar gereği davacı tarafın depo kararı gereği ve muhdesat bedeli olan 94.880,00 TL ‘nin yatırılmaması nedeniyle muhdesat şerhinin silinmesi talebinin reddine, muhdesat şerhinin sahibine arazi maliki olmamasına rağmen başkasına ait arazide yapı ya da ağacı kullanma hakkı sağladığı, şerhin silinmediği takdirde davalıların kullanımı yasal bir hakka dayandığından taşınmazın boşaltılmasının istenemeyeceği belirtilerek taşınmaza müdahalenin meni ve boşaltılması talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve muhdesat şerhinin terkini istemlerine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 447 ada 610 parsel sayılı taşınmaz 34842 m2 tarla vasfıyla davacı ... adına kayıtlı iken 01.06.2005 tarihinde ......’a satılmış olup, tapunun muhdesat bilgileri bölümünde, üzerindeki dam ve ......larının ...... oğlu ... ......’ya ait olduğuna dair kaydın bulunduğu, dava konusu 10 parselin kadastro tespiti çalışmalarında ... Kuşku adına olan vergi kaydının, zeminde kullanılan miktardan az olması nedeniyle 447 ada 6 parselden ayrılarak ... adına tespit edildiği ve 10 parseldeki zeytin ağaçları ve damın ... ......’ya ait olduğunu belirtir kadastro tutanağının 29.08.1979 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
1-3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 19/II. maddesine göre; taşınmaz mal üzerinde malikinden başka bir kimseye veya paydaşlardan birine ait muhdesat mevcut ise bunun sahibi, cinsi, ihdas tarihi ve iktisap sebebi belirtilerek tutanağın ve kütüğün beyanlar hanesinde gösterilir. Bu şekilde bir belirtmenin yenilik doğurucu bir sonucu olmadığı, esasen var olan şahsi hakka aleniyet kazandıracağı ve muhdesat sahibi lehine kanıt oluşturacağı kuşkusuzdur.
Kadastro Kanunu, kadastro bölge ve çalışma alanlarında üzerinde çalışma yapılan taşınmazlara uygulanan özel nitelikli bir kanundur. 33. maddesinde, kadastro Kanunu'nun uygulandığı alanların dışında da uygulanabilecek genel nitelikli maddelere yer verilmiştir. 19. madde, genel nitelikli maddeler arasında sayılmamıştır. Buna göre ancak, aynı kanunun 12/3. maddesi gereğince, on yıllık hak düşürücü süre içinde kadastrodan önceki nedenlere dayanılarak genel mahkemelerde açılan davalara 19. madde uygulanır ve iddianın kanıtlanması halinde muhdesatın mülkiyetinin arz malikinden başkasına aidiyeti ile tapunun beyanlar hanesine tesciline karar verilebilir.
Somut olaya gelince; dava konusu parsele ait tutanak 29.08.1979 tarihinde kesinleşmiştir. İncelenmekte olan bu dava ise on yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 14.10.2005 tarihinde açıldığından, 3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nda 12/3 maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü süre dolmuştur,mahkemece bu nedenle muhdesat şerhinin silinmesine ilişkin davanın reddine karar verilmesi gerekirken sair gerekçelerle reddi doğru değilse de sonuç redde ilişkin olduğundan bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
2- Davacı vekilinin elatmanın önlenmesine ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
Hemen belirtilmelidir ki, kayıt üzerinde bulunan muhdesat şerhi sahibine kişisel hak sağlar. Bu hakkın ise, T.M.K. 724.maddesinden kaynaklanan temliken tescil isteme olduğu tartışmasızdır. Ne var ki, eldeki davada bu konuda açılmış bir davada bulunmamaktadır.
Diğer taraftan, T.M.K. 683/2. maddesinde "Malik malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir" denilerek mülkiyet hakkına değer verileceği hükme bağlanmıştır. Ayrıca anayasanın 35. maddesi de paralel bir düzenleme getirmiştir.
O halde, mülkiyet hakkı ile kişisel hakkın karşı karşıya gelmesi durumunda, mülkiyet hakkına değer verilmesi gerekeceği kuşkusuzdur.
Somut olaya gelince, davacının, T.M.K. 683.maddesinden kaynaklanan mülkiyet hakkına dayalı olarak eldeki davayı açtığı dosya kapsamından anlaşıldığına göre, mülkiyet hakkına üstünlük tanınarak elatmanın önlenmesi isteğinin kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile anılan isteğin reddine karar verilmiş olması isabetsizdir.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazları yukarıda (2) bentte açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 18.10.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy