MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı 3.kişi vekili; 24.12.2013 tarihli hacze konu malların mülkiyetinin müvekkiline ait olduğunu öne sürerek istihkak davasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, vergi levhası, kira sözleşmesi, işyeri faturaları, sevk irsaliyeleri ve haciz tutanağına göre haciz yapılan adresin 11.01.2012 tarihinden itibaren davacı 3. kişinin çalıştırdığı işyeri adresi olduğu, borçlunun daha önce adreste 14.06.2004-29.04.2010 tarihleri arasında faaliyette bulunduğu, bu itibarla hazcedilen malların davacı 3. kişiye ait olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş;hüküm davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere göre; borçlu ile davacı 3. kişi arasında anne-kız gibi yakın akrabalık bağı bulunduğu, dava konusu haczin, takip dayanağı işçilik alacağı ilamında yer alan ve alacaklı işçinin iş gördüğü tekstil atölyesinde yapıldığı, borçlunun haciz esnasında hazır olduğu, kimliğini ibraz etmek istemediği, geliş nedeni anlatılınca kaçmaya çalıştığı, Mahkemece celp edilen vergi kayıtlarına göre borçlunun haciz adresindeki faaliyetine borcun doğum tarihinden sonra son verdiği, yine 3. kişinin borcun doğum tarihinden sonra haciz adresindeki faaliyetine başladığı, borçlunun haciz adresindeki faaliyetine son verdiği tarihten sonra, haciz adresine çıkarılan ödeme emri tebligatını kızı olan 3. kişinin aldığı, yine borçlunun dava konusu haciz tarihinden sonra davacı 3. kişi kızının yanında işçi olarak çalışmaya başladığı, bu kapsamda İİK 97/a maddesinde düzenlenen karinenin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğu, ispat yükü altında olan ve karinenin aksini her türlü delille kanıtlama olanağına sahip davacı 3.kişinin, karinenin aksini
güçlü ve inandırıcı delillerle ispatlayamadığı anlaşılmakla, bu koşullarda, istihkak iddiasının, alacaklıdan mal kaçırmak amacıyla danışıklı olarak ileri sürüldüğünün ve muvazaalı işlemler yapıldığının kabulü gerekir. Bu nedenlerle Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önüne alınarak, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, yerel mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün İİK'nun 366. ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 28.03.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.