MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi Ve Kal
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın davalılar Kadir ve İbrahim açısından kabulüne diğer davalılar açısından reddine karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili, davalı ... ve davalı ... tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 18.10.2018 ... günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacılar vekili Avukat ...... geldi. Karşı taraftan kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar vekili,vekil edenlerinin 17 ada 12 parsel sayılı taşınmaz maliki olup davalılardan ..., ... Doğan, ..., ..., ... ve ...’nün komşu 4 parselin; diğer davalıların ise 11 parselin maliki olduğunu; davalıların kötüniyetli olup 4 parseldeki binanın 12 parsele 49.29 m2, 11 parseldeki binanın ise 11.30 m2 tecavüzlü olduğunu,çaplı taşınmazlarda iyiniyet iddiasının dinlenemeyeceğini belirterek; 4 ve 11 numaralı parsellerde inşa edilen yapıların vekil edenlerine ait 12 parsele tecavüzünün sonlandırılmasını ve yapıların taşan kısımlarının kaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ...; hissedar olduğu taşınmaza fen memurlarının yer göstermesi ile 1972 yılında inşaata başladığını, 1984 yılında yapılan kadastro çalışmalarında taşınmazının 17 ada 11 parsel olarak 20 m2 eksik tescil edildiğini, bu nedenle kötüniyetle haksız elatma olmadığını,yıkımın fahiş zarara sebep olabileceğini, taşkın kısmın bedel mukabilinde tazmini ile kal isteminin reddini savunmuştur.
Davalılar vekili ise; vekil edenleri adına kayıtlı taşınmazın murisleri ...... ......’tan kaldığını, murisin 1974 yılında gerekli kurumlardan izinleri alarak imara uygun şekilde bina yapmaya başlayıp inşaatın 1980 yılında tamamlandığını, murisin vefatından sonra taşınmazı vekil edenlerinin kullanmaya başladığını, vekil edenlerinin iyiniyetli olduğunu, kal isteminin fahiş zarara yol açabileceğini, vekil edenlerine ait binanın değerinin taşkın olduğu iddia edilen arsa değerinden fazla olduğunu,davanın reddinin gerektiğini belirterek, taşkın kısmın değerinin hesaplanarak vekil edenleri tarafından davacıya ödenerek bu kısmın davalılar adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı ... duruşmada, davacı parseline müdahalesinin olmadığını belirterek davanın reddini savunmuş, davalılardan ... ise davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, ruhsat ve kadastro kayıtlarına göre dava konusu binaların taşınmaz çapa bağlanmadan önce inşa edilmesi nedeniyle iyiniyet koşullarının oluştuğu, yapı değerlerinin açıkça fazla olduğu,taşkın yapılar için temliken tescil savunması da getirildiği gerekçesiyle; mahkemece verilen depo kararını yerine getirmeyen davalılar ... ve ...’e yönelik davanın kabulü ile 17 ada 94 parsele yönelik müdahalenin menine,raporda E harfi ile gösterilen yapının kaline, davacıların diğer davalılar yönünden talebinin reddine ve 17 ada 93 parselin davacılar adına olan paylarının iptali ile davalılar ..., ..., ..., ..., ... ve ... adına eşit paylarda tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davacılar vekili ile davalılar ... ve ... tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; elatmanın önlenmesi ve kal istemine ilişkin olup, davalılar savunma yoluyla temliken tescil isteminde bulunmuşlardır.
1-Davalı ...’ün temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Mahkeme tarafından yapılan 18.12.2012 tarihli keşifte davalılardan ...; 11 parsel üzerinde iki bina olduğunu,12 parsele müdahalesi olduğu belirtilen binanın kendisine ait olup bitişiğindeki binanın ...’e ait olduğunu, ...’e ait binanın dava konusu yerle ilgisinin olmadığını beyan etmiş ve mahalli bilirkişilerin de bu beyanı doğrular şekildeki anlatımları ile fen bilirkişisinin krokisinde “B “harfiyle gösterilen evin maliki davalı ...’in dava konusu 12 parsele müdahalesinin olmadığı anlaşılmakla davalı ...’ün bu yöndeki temyiz itirazları yerindedir. Mahkemece davalı ... hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kabulü doğru olmamıştır.
2-Davacılar vekilinin ve davalı ...’in temyiz itirazlarına gelince;
Davacılara ait 12 parselin dava açıldıktan sonra ifraz olunarak 17 ada 92,93 ve 94 parsellerin oluştuğu; 12 parselin davacılar dışındabaşkaca paydaşları olduğu tapu kayıtlarından anlaşılmaktadır. Somut olayda davalılar savunma yolu ile temliken tescil isteminde bulunduklarına göre;dava konusu 12 parselin ifrazı ile oluşan 17 ada 93 ve 94 parselin son tapu kayıtlarının dosya içerisine getirtilerek davacılar dışında başka tapu maliklerinin bulunması halinde bu paydaşların da davaya dahil edilerek beyan ve delilleri toplanmalı, bundan sonra temliken tescil istemi yönünden bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ve araştırma ile karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı ...’ün yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle; davacılar vekili ve davalı ...’ın yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının ayrı ayrı kabulüne, usul ve yasaya aykırı olan hükmün, 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 1.630,00 TL Avukatlık Ücreti'nin davalılardan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davacılara verilmesine, HUMK'nin 440/1. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 18.10.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy