MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: El Atmanın Önlenmesi ve Yıkım
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 26.09.2018 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü taraflardan gelen olmadığından dosya üzerinde inceleme yapılmasına karar verildi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili; kayden maliki olduğu ... parsel sayılı taşınmazın bir kısmının davalı tarafından haklı bir nedene dayanmaksızın kullanıldığını ileri sürerek, davalı tarafından yapılan müdahalenin menine, taşınmaz üzerinde davalıya ait bulunan yapıların kal'ine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, vekil edeni tarafından davaya konu taşınmazın 625m2'lik kısmının noterde düzenlenen gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile satın alınarak, taşınmaza yapı yapıldığını satın alan davacıya karşı bina değerinin tahsili için dava açma hakkı saklı tutularak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile, davalının 2382 parsel sayılı taşınmaza vaki müdahalesinin önlenmesine, taşınmaz üzerindeki kadastro bilirkişisinin 25.1.2012 tarihli raporunda gösterilen 180m2 alanlı ev, depo ve yığma garajdan oluşan yığma binanın kal'ine, davalının saklı tutulma talebinin reddine karar verilmesi üzerine, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, mülkiyet hakkına dayalı elatmanın önlenmesi ve kal isteklerine ilişkindir.
1-Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2- Davalı vekili cevap dilekçesinde, vekil edeni tarafından ... 1. Noterliği'nin 30.7.2004 tarihli düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile taşınmazın 625 m2lik kısmının satın alındığını, aynı tarihte üzerine bina inşa edildiğini, davacının davaya konu yapının davalıya ait olduğunu bilerek satın aldığını, aleyhe hüküm kurulması durumunda davalının bina yaptığını bilerek satın alan davacıya karşı bina değerinin tahsili amacıyla dava açma hakkının saklı tutularak davanın reddine karar verilmesini savunmuş, Mahkemece, davacının kayıttan kaynaklanan hakkına üstünlük tanınarak, davalının haklı sebebe dayanmaksızın davacının malik olduğu taşınmaz üzerine ev, depo ve garajdan oluşan yığma bina yapmak suretiyle kullanmasının hukuki dayanağı bulunmadığı gerekçeleriyle davanın kabulüne, davalının saklı tutulma talebinin reddine ilişkin hüküm kurulmuştur.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 36. maddesi uyarınca herkes, yargı mercileri önünde hak arama özgürlüğüne sahip olup, bu özgürlüğün en yaygın kullanılma şekli dava açma hakkıdır. Yine Anayasamızın 13. maddesi uyarınca, “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir". O halde Mahkemece, davanın kabulüne karar verildikten sonra davalı tarafından davacı aleyhine dava açma hakkını sınırlayacak şekilde davalının saklı tutulma talebinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Davalı vekilinin temyiz itirazları bu yönden yerinde olup hükmün bu nedenle bozulması gerekmekteyse de; bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanması yoluna gidilmiştir (6100 sayılı HMK'nin 304. maddesi -1086 sayılı HUMK'nun 438/7. fıkrası)
SONUÇ: Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün 1. Fıkrasında; " ..taşınmaz üzerindeki kadastro bilirkişisinin 25.1.2012 tarihli raporunda gösterilen 180m2 alanlı ev, depo ve yığma garajdan oluşan yığma binanın kaline cümlesinden sonra gelen " davalının saklı tutulma talebinin reddine" ilişkin bölümün hüküm fıkrasından çıkartılmasına, Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HMK'nin 304. maddesi (1086 sayılı HUMK'nin 438/7. fıkrası) gereğince DÜZELTİLMİŞ BU ŞEKLİ İLE ONANMASINA, (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, taraflarca HUMK'nin 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 26.09.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.