MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı dava dilekçesinde, 148 ada 10 numaralı parselde bulunan taşınmazına davalının 1995 yılında taşkın yapı yaptığını ileri sürerek elatmanın önlenmesini ve yapının yıkılmasını istemiştir.
Davalı cevabında, önceden babalarına ait olan dava konusu taşınmaza babalarının rızasıyla bina yapıldığını, bu binada davacıların da kaldığını, daha sonra davacı tarafından muvazaalı olarak satın alınan taşınmaz hakkında babasının tapu iptal tescil davası açtığını ancak davayı geri çektiğini, yirmi yıldır davacının itirazının olmadığını belirterek, kötüniyetli davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, bilirkişi raporunda A harfiyle gösterilen kısma müdahalenin önlenmesine ve yapının yıkılmasına dair verilen karar, davalı tarafından, babasının rızasıyla yapılan yapıya davacının yirmi yıldır ses çıkarmayarak zımnen kabul ettiği, bilirkişi raporlarına itirazlarının değerlendirilmediği, bina yapımında kullanılan malzeme fiyatlarının belirlenmediği gerekçesiyle temyizen bozulması istenmiştir.
Dava, elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğine ilişkindir.
Davalının elatmanın önlenmesine ilişkin temyiz itirazı yerinde görülmemiştir. Davalının yıkıma ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
Taşkın yapılarda, sosyal ve ekonomik bir değeri yok etmemek ve yapının bütünlüğünü korumak amacıyla yasa koyucu 4721 s. Türk Medeni Kanun'un (TMK) 722, 723 ve 724. maddelerinde öngörülenlerden daha değişik ilkelere ihtiyaç duymuş bu nedenle 725. madde hükmünü getirmek zorunda kalmıştır. Söz konusu maddeye göre “ Bir yapının başkasına ait araziye taşırılan kısmı, eğer yapıyı yapan malik taşırılan arazi üzerinde bir irtifak hakkına sahip bulunuyorsa, ona ait taşınmazın bütünleyici parçası olur.” Böyle bir irtifak hakkı yoksa, zarar gören malik taşmayı öğrendiği tarihten başlayarak onbeş gün içinde itiraz etmediği, aynı zamanda durum ve koşullar da haklı gösterdiği takdirde, taşkın yapıyı iyi niyetle yapan kimse, uygun bir bedel karşılığında taşan kısım için bir irtifak hakkı kurulmasını veya bu kısmın bulunduğu arazi parçasının mülkiyetinin kendisine devredilmesini isteyebilir.
Görüldüğü üzere taşkın yapının korunmasındaki bireysel ve kamusal yarar nedeniyle TMK'nin 684, 718, 722. maddelerinde kabul edilen “üst toprağa bağlıdır” kuralına ayrıcalık getirilmiş taşkın yapı malikinin komşu taşınmazda inşaat veya irtifak hakkı gibi ayni bir hakkının bulunması halinde taşan kısım, taşılan taşınmazın değil, ana yapının bulunduğu taşınmazın tamamlayıcı parçası (mütemmim cüz’ü) sayılmış, tecavüz edilen kısım üzerinde yapı maliki yararına irtifak hakkı tanınmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki, taşkın yapıdan inşaat ve imalattan kasıt, taşınmaza sıkı ve devamlı surette bağlı olan esaslı yapılardır. Diğer bir söyleyişle taşan yapının tamamlayıcı parça (mütemmim cüz) niteliğinde olması gerekir. Onun, taşınmazın altında veya üstünde yapılması zeminde veya üstten sınırı aşması, arasında madde hükmünü uygulaması açısından hiçbir fark yoktur.
TMK'nin 725. maddesinin uygulanabilmesini haklı gösterecek en önemli koşul yapı malikinin iyiniyetli olmasıdır. Bu maddede iyi niyetin tanımı yapılmamışsa da aynı Kanunun 3. maddesinde hükme bağlanan sübjektif iyiniyet olduğunda kuşku yoktur. Yapı malikinin kendinden beklenen tüm dikkat ve özeni göstermesine karşın, sınırı aştığını bilmesi veya bilecek durumda olmaması yahut sınırı aşmasında yasaca korunabilecek bir nedenin bulunması onun iyiniyetini gösterir. Yapı yapan kişinin iyi niyetli olmaması aşırı zarar bulunup bulunmadığına bakılmaksızın taşan kısmın yıkılması sonucunu doğuracağından iyi niyet üzerinde önemle durulmalı, olaylar, karineler, tüm taraf delilleri bir arada özenle değerlendirilmelidir. Kural olarak iyiniyetin ispatı 14.2.1951 tarih 17/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca taşkın yapı malikine ait ise de iyiniyet sav ve savunması def'i olmayıp itiraz niteliği taşıdığından ve kamu düzeni ile ilgili bulunduğundan mahkemece kendiliğinden (re'sen) göz önünde tutulmalıdır.
Somut olayda yıkılması talep edilen.........ın taşınmaz, tarafların babası olan eski malike aitken onun rızasıyla iyiniyetli olarak 1995 yılında yapıldığı, davacının taşınmazı 20.10.2008 tarihinde mevcut haliyle satın alarak malik olduğu gözönünde bulundurulduğunda yıkıma ilişkin talebin reddedilmesi gerekirken, kabul edilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Davalının temyiz itirazlarının bu yönü ile kabulüyle, hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, sair temyiz itirazlarının reddine, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, taraflarca HUMK'nin 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 08.10.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy