MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Asıl ve birleşen dosyada alacaklılar vekili, haczedilen malların tamamının borçluya ait olduğunu, borçlunun kötü niyetli olarak kendisine ait iş yerini oğluna devrederek borçlulardan mal kaçırmaya çalıştığını açıklayarak, davalının istihkak iddiasının reddine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Asıl ve birleşen dosya da davalı 3. kişi; haciz yapılan iş yerinin ve haczedilen malların kendisine ait olduğunu, borçluyla hiçbir ilgisinin bulunmadığını, haciz yapılan iş yerinin ayrı bir iş yeri ya da şube olmadığını,...'ndeki iş yerine ait depo olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, borçlu adresinin haciz yapılan adres olmadığı, davalı tarafın borçlunun oğlu olması dışında borçlu ile de ortak iş yaptığına dair belgenin ya da delilin dosyaya sunulmadığı, davalının hacze konu işyerini, babasından devralmayıp kendisinin açtığı ve faaliyetini başlattığı, haciz yapılan işyerinde borçluya ait fatura bulunmasının, işyerinin borçluya ait olduğu sonucunu doğurmayacağı, bu şekilde davacı tarafın her iki icra dosyasında da istihkak iddiasının aksini kanıtlayamadığı gerekçesi ile asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiş, karar asıl ve birleşen dosya da davacı alacaklılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Asıl ve birleşen dava, alacaklının İİK’nun 99. maddesine dayalı istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir.
Haciz; 3. kişinin ticaret sicilde kayıtlı iş yeri adresinde yapılmasına karşın, davalı 3.kişinin borcun doğumundan sonra haciz adresinde faaliyete başladığı, borçluya ait haciz adresinde belge bulunduğu ayrıca borçlu ile 3.kişi arasında baba-oğul ilişkisi olduğu ve davalı üçüncü kişi ile borçlunun faaliyet alanlarının aynı olduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan, dosya içerisinde yer alan vergi dairesi kayıtlarına göre borçlu “Küçüktaşhane mh. A. ... ... cd. No:318 ...” adresindeki işyerini davalı 3.kişiye devrettiği 5.5.2014 tarihli yoklama fişinde belirtilmiş, anılan adreste davalı 3.kişi faaliyete başlamış ve dava dilekçesinde de, haciz adresinin ayrı bir şube olarak değil “... mh. A. ... ... cd. No:318 ...” adresindeki işyerine bağlı depo olduğunu beyan etmiştir. Bu durumda, haciz adresi, borçlunun davalı 3.kişiye devrettiği işyerinin deposu niteliğindedir. Bunun yanında, davalı 3.kişinin farklı adreslerde açtığı şube adresleri de borçlunun daha öncesinde çalışıp terk ettiği adreslerdir. Hal böyle olunca, İİK'nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi borçlu dolayısıyla alacaklı yararına olup, davanın İİK m. 99 gereğince alacaklı tarafından açılması ispat yükünün yer değiştirmesine neden olmaz. Bu yasal karinenin aksinin davalı 3. kişi tarafından inandırıcı ve güçlü delillerle ispat edilmesi gerekir.
Davalı 3. kişinin dayandığı, borcun doğumundan sonraki tarihleri taşıyan ve ayırt edici özellikleri bulunmayan faturalar ayrıca, haczin yapıldığı yere ilişkin borcun doğumundan sonraya ait adi nitelikteki kira sözleşmesi ve vergi levhası mülkiyet karinesinin aksini ispata yeterli değildir, davalı 3.kişi tarafından delil olarak sunulan bu belgeler, istihkak davalarında güçlü delil teşkil etmezler.
O halde, Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönüne alınarak, davanın kabulü yerine oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile reddine yönelik hüküm kurulması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen dosya da davacı alacaklıklılar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK'nun 366 ve HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine 25.01.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy