MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 02.10.2015 ...... günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden tarafından kimse gelmedi. Karşı taraftan ... bizzat geldi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacılar, mirasbırakandan intikal eden 27 cilt, 1 sayfa, 13 sırada yer alan taşınmazda davalı şirketlerin diğer davalı ... ile yaptıkları kira sözleşmesi uyarınca baz istasyonları kurduklarını, kendilerinin rızasının bulunmadığını ileri sürerek, davalıların elatmalarının önlenmesine, baz istasyonlarının yıkılmasına aksi halde davalı ... ile yapılan kira sözleşme gereğince dava tarihinden itibaren bedellerin kendilerine ödenmesine karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı ..., davacılar ile aralarındaki taksim gereği taşınmazın kendisine kalan kısmında tasarrufta bulunduğunu, diğer davalılar ise muhtardan aldıkları tutanağa istinaden kira sözleşmesi yaptıklarını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davalıların iyiniyetli oldukları ve üzerine düşen görevleri yerine getirerek gerekli araştırmayı yaptıkları gerekçesiyle elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerinin reddine, alacak talebinin dava tarihinden sonra için olduğu gerekçesiyle de kira alacağına yönelik talep yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, karar davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, elatmanın önlenmesi ve yıkım aksi takdirde alacak isteklerine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu taşınmazda davacılar ve davalı ... ile birlikte dava dışılar kişilerin de paydaş bulunduğu, yargılama sırasında yapılan kadastro çalışması sonucu taşınmazın 161 ada 40 parsel olarak düzenlendiği, kadastro tutanağının düzenlenmesi üzerine elatmanın önlenmesi isteği yönünden görevsizlik kararı verilerek davanın kadastro mahkemesine gönderildiği, davalı ......... A.Ş.'ye karşı açılan dava hakkında da tefrikine karar verilerek ayrı esasa kaydedildiği, yıkım ve alacak istekleri ile ilgili eldeki dosyada yargılamaya devam edildiği, ......... Kadastro Mahkemesinin 06.12.2010 günlü 2009/141 Esas-2010/343 Karar sayılı kararı ile tüm mirasçıları kapsayan taksim sözleşmesi yapılmadığı bu suretle taksimin geçersiz olduğu belirtilerek mirasçılardan ...... hariç mirasbırakan ...... Aydın mirasçıları adına verasette iştirak halinde tesciline, elatmanın önlenmesi isteği yönünden kadastro mahkemesinin konusu olmadığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, kararın Yargıtay 7.Hukuk Dairesinin 12.06.2012 gün 2011/7364 Esas-2012/4516 Karar sayılı kararıyla infazı mümkün sicil oluşturulması gerektiği gerekçesiyle taşınmazın eldeki dosya davacıları............ ve davalı ... adına payları oranında tesciline şeklinde düzeltilerek onanmasına karar verildiği, kararın 14.08.2012 tarihinde kesinleştiği kayden sabittir.
1- Dava elatmanın önlenmesi ve yıkım aksi takdirde alacak isteklerine ilişkin açılmış olup elatmanın önlenmesi isteği yönünden davanın 21.01.2009 gün 2007/194 Esas-2009/13 Karar sayılı kararla görevsizlik kararı verilerek ......... Kadastro Mahkemesine gönderildiği, kadastro mahkemesince elatmanın önlenmesi isteğine yönelik uyuşmazlıkla ilgili karar verilerek, verilen karar da kesinleştiğine göre eldeki davada yıkım ve alacak taleplerinin kaldığının kabulü gerekir.
Ne var ki; Mahkemece kesinleşen kadastro mahkemesi kararına rağmen, yeniden elatmanın önlenmesi isteği ile ilgili karar verilmesi isabetsizdir.
2- Kesinleşen ......... Kadastro Mahkemesinin 06.12.2010 günlü 2009/141 Esas- 2010/343 sayılı kararı ile mirasçılar arasında usulüne uygun taksim yapılmadığı tespit edildiğine göre, davalının 3.kişilerle yaptığı kira sözleşmelerinin geçerli olduğu söylenemez. Çekişmeli taşınmazın kadastro uygulamasından önce de tapuya kayıtlı olan yerlerden olduğuna ve paydaşlar arasında usulüne uygun bir taksim de olmadığına göre davalı şirketin dava konusu taşınmaza haksız elattığı değerlendirilerek yıkım talebi hakkında karar verilmesi gerekirken dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmediği gibi kira alacağına ilişkin talebin dava tarihinden sonraki döneme ilişkin olduğu değerlendirilerek bu istek yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi de doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde yazılı nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle, hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 02.10.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy