MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, asıl davanın reddine, birleşen davanın tapu iptali ve tescil talebinin reddine, alacak isteminin kabulüne karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacı-birleşen dosyada davalı ... vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 24.10.2018 ... günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden ... vekili Avukat ... Kılıç geldi. Karşı taraftan gelen olmadı. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Asıl dosyada davacı ... vekili, vekil edeninin 1168 ada 2 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, davalılar ... ile ...... Şahin'in gecekondu yapmak sureti ile dava konusu taşınmazı işgal ettiklerini, kendilerine bu konuda ihtar çekildiğini ancak ihtarın sonuçsuz kaldığını belirterek davalıların dava konusu taşınmazı haksız işgali nedeni ile el atmanın önlenmesine, taşınmaz üzerinde yer alan yapıların kal'ine ve davalılar aleyhine toplam 28.000,00 TL ecrimisilin tahsiline karar verilmesini istemiş, birleşen davanın ise reddini savunmuştur.
Davalı ...... Şahin hakkındaki dava 05/07/2007 tarihinde tefrik edilmiştir.
Birleşen dosyada davacı, 1168 ada 2 parsel sayılı taşınmazın asıl dosya davacısı ... adına tapuda kayıtlı olduğunu ancak üzerindeki evin kendisine ait olduğuna dair şerh olduğunu, dava konusu yeri 25 yıl önce o zamanki malikinden satın aldığını ve üzerine ev yaptığını, asıl dosya davacısı ile aralarında dava konusu yerin satışı konusunda satış sözleşmesi ve ibraname imzalandığını, ancak asıl dava davacısının sözleşme şartlarını yerine getirmediğini belirterek, sözleşme şartlarına uyulmasına, mümkün olmaması halinde sözleşme uyarınca verilen 45.000,00 TL ile cezai şart olan 20.000,00 TL nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.Asıl davada ise, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, ilk hükümle, el atmanın önlenmesi ve kal istemi yönünden sabit görülen davanın kabulü ile, davacıya ait 1168 ada 2 parsel sayılı taşınmazda davalı tarafından el atılan ve 29.09.2009 tarihli rapor ve krokiye göre A harfi ile gösterilen 103,70 m2 lik bina yeri ile B harfi ile gösterilen 23,65 m2 lik dükkan yerine el atmanın önlenmesine, buna bağlı olarak bina ve dükkanın da yıktırılmasına, ecrimisil istemi yönünden de sabit görülen davanın kısmen kabulü ile, 1.909,72 TL. olarak saptanan haksız işgal tazminatının yasal faiz uygulanarak davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, haksız işgal tazminatı ile ilgili fazla isteğin reddine karar verilmiş, hükmün taraf vekillerince temyiz edilmesine üzerine, Daire'nin 15/04/2013 tarihli ve 2012/12573 Esas, 2013/5624 Karar sayılı kararı ile, “...Davalı-karşı davacının tapu iptali ve tescil, bunun mümkün bulunmaması halinde ise bedel isteği yönünden olumlu olumsuz bir karar verilmeden çap kaydına dayanarak uyuşmazlığın giderilmeye çalışılmış olması doğru değildir. Şu halde mahkemece öncelikle iptal ve tescil ile bedel isteği hakkında tarafların iddia ve savunmaları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek olumlu olumsuz bir hüküm kurulması gerekir. Mülkiyet yönünden uyuşmazlık çözümlendikten sonra, elatmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil yönünden bir değerlendirme yapılması mümkündür...” gerekçesiyle bozulmuştur. Mahkemesince yeniden yapılan yargılama neticesinde, davacı ... tarafından açılan el atmanın önlenmesi ve yıkım istekli davanın, davacının davayı takip yetkisi bulunmaması nedeni ile reddine, aynı davacının ecrimisil isteminin reddine, birleşen Kapatılan 4.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2009/301 Esas sayılı dosyasındaki davacı ... tarafından açılan tapu iptaline yönelik davanın reddine, bedele yönelik talebin kabulü ile 15.000,00 TL'nin dava tarihi 14/08/2009 tarihinden, 30.000,00 TL'nin 29/12/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacı-birleşen dosya davalısı ...'dan alınarak ...'e verilmesine karar verilmiş hüküm asıl dosya davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1) -Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, asıl dosya davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2) -Asıl dosya davacı vekilinin tazminata ilişkin temyiz itirazlarına gelince,
Asıl dava, elatmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil, birleşen dava ise satın alma ve eklemeli kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayalı tapu iptali ve tescil isteği bunun mümkün bulunmaması halinde ödenen bedel ile sözleşmede kararlaştırılan cezai şartın tahsili isteğine ilişkindir.
Tüm dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu 1168 ada 2 parsel sayılı taşınmazın 04/03/2005 tarihinde imar suretiyle arsa niteliğinde 251,40 m2 olarak asıl dosya davacısı ... adına tescil edildiği, beyanlar hanesinde taşınmaz üzerindeki binanın ...’e ait olduğunun belirtildiği, dava tarihinden sonra 04/05/2015 tarihinde satış ile dava dışı Binali Karakuş adına tescil edildiği ve taşınmazdaki davalı adına olan bina şerhinin terkin edildiği, davalının, dava konusu yerin satışını konu edinen davacı ile davalı arasında düzenlenen 03/04/2009 tarihli harici satış sözleşmesinin fotokopisini dosyaya sunduğu, sözleşmenin aslının dosyaya sunulamadığı, asıl dosya davacısının bahse konu sözleşmeyi ve sözleşmedeki imzayı kabul etmediği, sözleşmede 45.000 TL nin peşinat olarak ödendiğinin yazılı olduğu anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; tapulu taşınmazların satışı TMK'nin 706, BK'nın 213 (6098 sayılı TBK'nin 237.), 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 26 ve Noterlik Kanunu'nun 60 ve 89. maddeleri gereğince, resmi şekilde yapılmadıkça hukuken geçerli bir sonuç doğurmaz ve satın alana herhangi bir mülkiyet hakkı bahşetmez. Davacı, iptal ve tescile ilişkin isteğinin kabul edilmemesi halinde ödediği bedel yönünden tazminat talebinde bulunmuştur. Harici satışın hüküm ifade etmemesi durumunda taraflar verdiklerini geri alabilirler. 10.07.1940 tarih 1939/2 Esas ve 1940/77 Karar sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararına göre “Haricen yapılan (tapu memuru huzurunda yapılmayan) taşınmaz mal satışından dönüldüğünde, satış bedelini geri vermeyen taraf, parası geri verilinceye kadar yararlandığı ürünleri ödemek ve ecrimisil vermekle yükümlü değildir.” Şu halde Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararına göre geçersiz sözleşmelerde, akdin geçersizliği sebebiyle her iki taraf verdiğini geri alabilir.
Yine, dava konusu sözleşme ile ilgili olarak somut olayın özelliği gereği burada yemin delili üzerinde durulması gerekmektedir. Yemin; bir tarafın mahkeme önünde belirli bir vakıanın doğruluğu konusunda yasanın öngördüğü şekilde yaptığı beyandır. İspat yükü altında bulunan taraf delil listesinde bulunması koşuluyla uyuşmazlığı çözüme bağlayıcı bir vakıa hakkında hasmına yemin teklifinde bulunabilir.
Yemin, son çare olarak başvurulan bir delildir. Başka bir deyişle, yemin deliline başvurabilmek için öncelikle yemin önerisinde bulunanın ileri sürdüğü diğer delillerin incelenmesi ve bunların yeterli olmadığının anlaşılması gerekir.
Somut olayda, mahkemece, davaya konu olan ve davalı tarafından fotokopisi sunulan sözleşmeye ilişkin olarak tanık dinlemiş, 30/12/2014 tarihli celsede; birleşen dosya davacısı birleşen dosya davalısına, davanın mevcut delillerle ispat edilemediği kanaati söz konusu ise yemin teklifinde bulunduğunu belirtmiş, birleşen dosya davalısı da şartlı yemin teklifinde bulunulamayacağından yemin teklifini reddettiğini ifade etmiş ise de, yapılan yemin teklifinin usulüne uygun olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur. Şöyle ki, 6100 sayılı HMK'nin 228 ve devamı maddeleri yemin delilinin nasıl yerine getirileceğini düzenlemiş olup, bahse konu hükümler eldeki davada uygulanmamıştır.
O halde, mahkemece yapılması gereken iş, az yukarıda bahsi geçen ilkeler ışığında, eldeki davanın 1086 sayılı HUMK zamanında açıldığı ve birleşen dosya davacısının dava dilekçesinde her türlü delil demek suretiyle yemin deliline dayandığı gözetildiğinde, öncelikle karşı davacı tarafa yemin teklif hakkını kullanmak isteyip istemediğinin sorulması (HMK.m.227), yemin teklif edildiği ve karşı davalı da bu teklifi kabul ettiği takdirde HMK'nin 228. vd. maddelerinde gösterilen usul uygulanarak yeminli beyanının alınması, yeminin şartlı olup-olmadığının belirlenmesi ve oluşacak sonuca göre birleşen dosyada davacının tazminat isteği hakkında bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme sonucunda yazılı olduğu şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, hükmün bu yönden bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Karşı davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan kararın (2) sayılı bentte açıklanan nedenle 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sair temyiz itirazlarının (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle reddine, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 1.630,00 TL Avukatlık Ücretinin davalı-birleşen dosyada davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davacı-birleşen dosyada davalıya verilmesine, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz eden davacı-birleşen davalı ...'a iadesine, 24.10.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.