MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili, duruşmasız olarak davacı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 10.10.2018 ... günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden taraflardan gelen olmadığından dosya üzerinde inceleme yapılmasına karar verildi. Temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, vekil edeninin kayden paydaşı olduğu......... Mahallesi 1102 ada 10 parsel sayılı taşınmazın bir bodrum, bir zemin ve 4 normal kattan oluştuğunu, davalı tarafından 2, 3 ve 5. kattaki bölümlerin işgal edildiğini ileri sürerek, taşınmazlar üzerinde vekil edeninin hissesi oranında davalının müdahalesinin men'ine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 2.kat, 3.kat, 5. kat’a ilişkin ecrimisilin 27.4.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, çekişmeli taşınmazın mirasbırakandan intikal ettiğini, kendi hissesinden fazla yer kullanmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, 1102 ada 10 parselde bulunan binanın 4. kat 5 nolu bağımsız bölüm ile 1. kat 2 nolu bağımsız bölüm yönünden açılan müdahalenin men'i ve ecrimisil davasının reddine, binanın 2. kat 3 nolu bağımsız bölüm yönünden açmış olduğu meni müdahale davasının kısmen kabul, kısmen reddine, davalının bağımsız bölüme müdahalesinin menine, 3.209,25 TL’nin (2013 yılı için 1785 TL’nin 1.1.2014 tarihinden 2014 yılı için 3.360,00TL’nin 12.9.2014 tarihinden itibaren yasal faiziyle) davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
Dava, paydaşlar arasında müdahalenin men'i ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Hemen belirtilmelidir ki; iddianın içeriği ve ileri sürülüş biçiminden, davanın taşınmaz malın aynına yönelik olduğu ve konusunu oluşturan hakkın para ile değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu; böyle bir davada, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 120/1. (1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 413.) ve 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 16. maddeleri uyarınca dava değerinin ve buna göre alınacak harcın, el atılan yerin değeri ile talep edilen ecrimisil toplamından ibaret olacağı kuşkusuzdur (4.3.1953 tarihli ve 10/2 sayılı İBK).
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davanın 7.000,00TL değer gösterilmek suretiyle açıldığı, ecrimisil isteği yönünden harç ikmal edilmesine rağmen elatmanın önlenmesi isteği bakımından harç yatırılmadığı gibi, yargılama sırasında da bu yönden harç ikmali yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, 492 sayılı Harçlar Kanunu, harcın alınmasını veya tamamlanmasını tarafların isteklerine bırakmayıp, anılan hususun mahkemece kendiliğinden gözetileceğini düzenlemiş ve buyurucu nitelikteki 32. maddesinde, yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağını öngörmüştür.
Hal böyle olunca, öncelikle davada ileri sürülen isteklerden el atmanın önlenmesi isteği ile ilgili olarak keşfen saptanan ya da saptanacak dava değeri üzerinden peşin harcın alınması, bu zorunluluk yerine getirildiği takdirde davaya devam edilmesi gerekirken, anılan husus gözardı edilerek işin esası bakımından hüküm kurulması doğru değildir.
SONUÇ: Davalının temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nin 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekili ve davalının sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK'nin 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 10.10.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.