MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Ecrimisil Alacağı
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, 31.08.2011-30.06.2012 tarihleri arasındaki talebin reddine, bakiye alacak dava tarihinden sonra ödenmiş olduğundan karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı Vakıflar Genel Müdürlüğü vekili, vekil edenine ait 788 ada 2 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan 50 m2 yüzölçümündeki tek katlı yapının davalının işgalinde olduğunu açıklayarak, 01.01.2010-31.07.2013 dönemleri için ecrimisil alacağına karar verilmesini istemiştir.
Davalı taraf, davaya konu ecrimisil borçlarını ödediğini beyanla ödemelere ilişkin belgeleri dosyaya ibraz etmiş ve davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, “Dava konusu 31/08/2011-30/06/2012 tarihleri arasındaki ecrimisil talebinin REDDİNE, davalının dava açıldıktan sonra bakiye ecrimisil bedelini ödemiş olduğu anlaşılmakla dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına” karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dava, tapulu taşınmaza el atılması sebebine dayalı ecrimisil isteğine ilişkindir.
Mahkemece her ne kadar yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan inceleme ve araştırma hüküm vermeye yeterli değildir.
Şöyle ki;
Davalı tarafından dosyaya bir kısım ödeme belgesi ibraz edilmiş, davacı vekili tarafından ise 09.12.2014 tarihli duruşmada, “ödeme belgelerinin taraflarına ulaştığı, ancak vekil edeni kurumdan ödemelerle ilgili bilgi gelmediği” beyan edilmiştir. Aynı duruşmada Mahkemece yargılama sonlandırılarak ret kararı verilmiştir.
Davacı kurum tarafından, davalının aynı yerde iki ayrı taşınmazı işgal ettiği beyan edilmiştir. Gerçekten de, davacı tarafından talep edilen, aylara sari ecrimisil miktarları ile davacı tarafından ibraz edilen ödeme belgelerindeki miktarlar bir biri ile uyumlu olmamakla, davalı tarafından ibraz edilen ödeme belgelerinin dava konusu yapıya ilişkin olup olmadığı hususunda duraksama oluşmuştur.
Hal böyle olunca, Mahkemece yapılması gereken iş; davacı tarafa, davalı tarafından dosyaya sunulan ödeme belgelerinin hangi yapıya ilişkin olduğu hususunda beyanda bulunmak ve belgelerini sunmak üzere süre ve imkan verilmesi, yapılan ödemelerin dava konusu yere ait olup olmadığı hususunun duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespiti ve ondan sonra oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile hüküm verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Davacı vekilini vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 28.03.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.