MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmes-Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, Ecri misil-elatmanın önlenmesi davasının Men'i müdahale yönünden karar verilmesine yer olmadığına, Ecrimisil yönünden reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, mahkeme kararı ile vekil edeni adına tapuda kayıtlı olan 1678 parsel sayılı taşınmazda yer alan daireyi davalının fuzuli olarak işgal ettiğini, vekil edeni ... ile kira sözleşmesi düzenlenmesi için gerekli evrakların hazırlanmasının talep edildiğini, fakat davalının bu işlemleri yapmadığı gibi halen kötü niyetli olarak dairede ikamet ettiğini belirterek, 01/01/2014 tarihinden itibaren şimdilik 1.350,00 TL ecrimisilin yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fuzuli işgalden dolayı davalının müdahalesinin men'i ile daireden tahliyesiyle dairenin boş olarak teslimine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, dava dışı ... Paylaşan Toplum Konut Yapı Kooperatifi ile aralarında ön protokol imzalandığını, protokole göre dairenin davacı tarafın mülkiyetine geçmiş olmasının mümkün olmadığını, ecrimisilin kötüniyet tazminatı olduğunu oysa dairenin kendisine kooperatifin iradesiyle intikal ettiğini, protokol gereği dava konusu yeri kullandığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştr.
Mahkemece, dava konusu taşınmaz yargılama sırasında tahliye edildiğinden men-i müdahale konusunda dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, davalıyı fuzuli şagil kabul etmenin sunulan ön protokol nedeniyle uygun olmayacağından ecrimisil isteminin de fuzuli şagillik olmadığından yerinde bir talep olmadığı değerlendirilerek ecrimisil talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1)Davacı vekilinin el atmanın önlenmesine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2) Davacı vekilinin ecrimisil istemine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Bilindiği üzere; 5219 ve 5236 sayılı Kanun ile 1086 sayılı HUMK nun 427/2. maddesi uyarınca 01.01.2015 tarihinden itibaren 2.080,00 TL den az olan davalara ait yerel mahkeme kararlarına karşı temyiz yoluna gidilemeyeceği öngörülmüştür.
Temyiz eden davacı yönünden reddedilen miktar (1.350,00 TL) olup miktar yukarıda anılan madde hükmüne göre temyiz kesinlik sınırının altında kalmaktadır.
Öte yandan, temyiz kesinlik sınırı içinde kalması nedeniyle temyiz kabiliyeti olmayan kararlara karşı temyiz isteği yönünden mahkemece bir karar verilebileceği gibi 01.06.1990 gün ve 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay'ca da bir karar verilebilir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz kesinlik sınırı içinde kaldığı anlaşılan davacının temyiz isteminin değerden REDDİNE karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin el atmanın önlenmesi davasına yönelik temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin ecrimisil isteğine yönelik temyiz isteğinin değerden REDDİNE,taraflarca HUMK'nın 440/1 maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 27/03/2018 tarihinde oybirliğiyle karar
Full & Egal Universal Law Academy