MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, 550 ada 22 parsel sayılı taşınmazın 1/2 hissesinin davalıya, 1/2 hissesinin vekil edenine ait olduğunu, davalının 01/01/2010 tarihinden itibaren vekil edeninin onayı olmaksızın taşınmazın tamamını kullanmaya başladığını, ... Noterliği'nin 17/05/2011 tarihli 3734 yevmiye nolu ihtarnamesi ile davalının hisseye vaki müdahalesine son vermesini ve haksız işgali nedeniyle ecrimisil tazminatı ödemesinin istendiğini, ihtarnamenin 20/05/2011 tarihinde davalıya tebliğ edildiğini, davalının taşınmazın tamamına yaptığı işgali sürdürdüğünü ve herhangi bir bedel ödenmediği için .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/603 Esas sayılı dosyası ile ecrimisil bedeli istemi ile dava açıldığını, bu davada tarafların sulh olması nedeniyle uyuşmazlık konusunda karar verilmediğini, 01.01.2010 tarihinden 31.12.2011 tarihine kadar birikmiş ecrimisil bedelinin 24.000,00-TL olarak belirlediklerini davalının 24.000,00-TL ecrimisil bedelini ödediğini, aynı zamanda ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2011/869 Esas ve 2013/336 Karar sayılı dosyası ile de ortaklığın giderilmesi davası açıldığını, davalının 31/12/2011 tarihinden sonra da taşınmazın tamamını kullanmaya devam ettiğini ancak vekil edenine herhangi bir bedel ödemediğini belirterek fazlaya ilişkin hakların saklı kalmak kaydı ile haksız işgal nedeniyle 01/01/2012 tarihinden 31/12/2013 tarihine kadar toplam 37.200-TL ecrimisil bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. 13.11.2014 tarihli ıslah dilekçesi ile de; 2012 yılına ait 27.000 TL ecrimisil bedelinin 31.12.2012 tarihinden itibaren, 2013 yılına ait 28.050,00 TL ecrimisil bedelinin ise 31.12.2013 tarihinden itibaren yasal faizi birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, dava konusu taşınmazı ilişkin kira sözleşmesine dayalı olarak kullandığını, taraflar arasındaki ortaklığın giderilmesi davasının sonuçlandığını ancak temyiz edildiğini ve talep edilen ecrimisil bedelinin fahiş olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, ecrimisil talebinin kabulü ile 27.000,00-TL'nin 31/12/2012 dönem sonu tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte, 28.050,00 TL'nin 31/12/2013 dönem sonu tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, ecrimisil isteğine ilişkindir.
Tüm dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu 550 ada 22 parsel sayılı taşınmazın ½'şer pay oranında davacı ve davalı adına kayıtlı olduğu, davalı tarafın dava konusu taşınmazı kullandığı anlaşılmıştır.
Bilindiği gibi, gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere; ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır.
Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 25.02.2004 günlü ve 2004/1-120-96 sayılı kararı).
25.05.1938 tarihli ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay'ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.
Hemen belirtelim ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve 6100 sayılı HMK'nın 266. vd. maddelerine uygun olmalıdır.
Bu nedenle, özellikle tarım arazilerinin haksız kullanımı nedeniyle ürün esasına göre talep varsa, bu konudaki resmi veriler, taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğu tarım il veya ilçe müdürlüğünden sorulmalı, ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri, hal müdürlüğünden ilgili dönem için getirtilmeli, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı tespit edilmelidir.
Eğer, özellikle arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir.
İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.
Mahkemece, yapılan keşif sonrası alınan bilirkişi raporunda, ecrimisil hesabı yapılırken, taşınmazın tamamının bedeli 695.504,00 TL olarak hesap edilmiş, kiralandığında yaklaşık 12 yılda kendini amorti edebildiği bilindiğinden, taşınmazın yıllık kira bedeli hesaplanırken taşınmazın değeri 12'ye bölünmüş ve yıllar itibari ile taşınmazın getirebileceği ecrimisil bedeli yeniden değerleme oranına göre güncellenerek hesaplanmıştır. Ancak bilirkişi tarafından bu tür bir hesaplama yöntemi yerleşmiş içtihatlara aykırı olduğu gibi hüküm vermeye elverişli değildir.
O halde, mahkemece yapılacak iş, gerekli görülürse mahkemece yeniden keşif yapılarak, yukarıda belirlenen ilkeler ve açıklanan olgular çerçevesinde bilirkişiden rapor alınması, davacı ve davalı arasında görülen ve sulh ile sonuçlanan davada tarafların sulh oldukları bedelin de gözönünde bulundurulması ve tüm bu hususlar birlikte değerlendirilerek bir karar verilmesi olmalıdır. Açıklanan hususlar göz ardı edilerek yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 03.04.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy