MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, elatmanın önlenmesi yönünden karar verilmesine yer olmadığına, ecrimisil yönünden ise kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davalı ile katılma yolu ile davacı vekili taraflarından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili; vekil edeninin paydaşı olduğu 2577 ada 11 parsel sayılı taşınmazın zeminindeki dükkanın satışı için vekil edeni ve davalının 2012/Nisan ayında anlaştıklarını ve davalının anahtarı alarak taşınmazı işgal ettiğini, ancak davalının dükkanı satın almak için ödeme yapmaya yanaşmadığını ve dükkanı satın almaktan vazgeçtiğini, davalının sözü edilen taşınmazı halen depo olarak kullandığını belirterek, davalının vekil edenine ait 2577 ada 11 parsel sayılı taşınmazın zeminindeki dükkana elatmasının önlenmesine, taşınmazdan tahliyesine, işgalin başladığı 2012/Nisan ayından davanın açıldığı tarihe kadar geçen süre için fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 3.000,00-TL ecrimisil tazminatının ödenmesi gereken tarihlerden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili; vekil edeninin, davacı, davacının kardeşi ve eşi ile dava konusu taşınmazın satın alınması konusunda 25.000,00-TL bedelle anlaştıklarını ve vekil edeni tarafından davacının kardeşine 5.000,00-TL kapora verildiğini; geriye kalan ödemenin de tapu işlemleri sırasında ödenmesi ve vekil edeninin taşınmazı kullanması konusunda anlaştıklarını, ancak tapu devrinin bir türlü gerçekleşmediğini, vekil edeninin taşınmazı satın almaktan vazgeçmediğini, aksine davacı tarafın vazgeçtiğini ve taşınmazın devrini yapmadığını, talep edilen dava değerinin de kanuna ve hukuka aykırı olduğunu, ayrıca taşınmazın tahliye edildiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, elatmanın önlenmesine ilişkin davanın konusuz kalması nedeniyle bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, ecrimisil davasının kısmen kabulü ile 1.472,00-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı vekili ile katılma yolu ile davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
1) Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2) Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Davacı kayıt maliki olup, Türk Medeni Kanununun 683. maddesinden kaynaklanan mülkiyet hakkına dayanmaktadır.
Gerek öğretide gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle işgal tazminatı, hak sahibinin, taşınmazı kullanması nedeniyle kötü niyetli zilyetten isteyebileceği bir bedeldir.
Ne var ki; uygulamada taşınmazı kullanan kişi, haklı bir sebebe dayandığına inanarak veya bir edim karşılığı ya da davacının rızası dahilinde kullandığından bahisle yararlanmayı sürdürüyorsa (harici satış, fiili taksim, kira sözleşmesi vs.) bu gibi hallerde, rızanın ortadan kalkması veya tarafların aldıklarını iade etmesine kadar taşınmazı elinde bulundurma haksız ve kötü niyetli kullanım kabul edilmemektedir. Rızaya dayalı kullanım, haksız ve kötü niyetli bulunmadığından tazminat ile sorumluluk da söz konusu olmamaktadır.
Somut olayda, tarafların da kabulünde olduğu üzere, davalı ile davacı arasında dava konusu yerin satımı konusunda anlaşma yapıldığı ve davalının bu anlaşma uyarınca dava konusu yeri depo olarak kullanmaya başladığı ancak tarafların anlaşamamaları nedeniyle tapu devrinin yapılamadığı anlaşılmaktadır. Dosya kapsamına göre; davalının dava konusu taşınmaza davacının rızası ile girdiği sabittir. Davacı, davalının kullanımına ilişkin onayını dava tarihinden önce geri aldığını kanıtlayamamış, dosyaya davalı tarafa ihtarname çekildiğine dair bir belge de sunamamıştır. Bu duruma göre ecrimisile hükmedilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan kararın (2) nolu bentte açıklanan nedenle 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davacı vekilinin temyiz itirazlarının (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle reddine, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 27,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 8,20 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, istek halinde peşin harcın temyiz eden davalıya iadesine, 03/04/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy