MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanınm Önlenmesi-Tazminat
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece, müdahalenin men’i talebinin kabulüne ve maddi tazminat talebinin usulden reddine karar verilmiş olup, hüküm davacı ve davalılar vekillerince temyiz edilmiş, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtayca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 16/10/2018 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü taraflardan kimse gelmediğinden incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildi. Temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü.
... A R A R
Davacı vekili, müvekkilinin davalılar ile müşterek malik oldukları dava konusu taşınmazlarla ilgili olarak 1998 yılında rızai taksim yapıldığını, rızai taksim ile müvekkilinin yıllardır ekip biçtiği, mülkiyetinde ve zilyetliğindeki payına davalıların tecavüzde bulunduğunu; taşınmazlardan elde edilen ürünleri biçerek, satarak ve mülk edinerek müvekkilini zarara uğrattıklarını ileri sürerek şimdilik 20.000 TL maddi zararın 28 Mayıs 2014 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline ve müdahalenin men’ine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, müdahalenin men’i talebinin kabulüne ve maddi tazminat talebinin usulden reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacı ve davalılar vekillerince temyiz edilmiştir.
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve tazminat isteklerine ilişkindir.
Hemen belirtilmelidir ki; iddianın içeriği ve ileri sürülüş biçiminden, davanın taşınmaz malın aynına yönelik olduğu ve konusunu oluşturan hakkın para ile değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu; böyle bir davada, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 120/1. (1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 413.) ve 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 16. maddeleri uyarınca dava değerinin ve buna göre alınacak harcın, el atılan yerin değeri ile talep edilen ecrimisil toplamından ibaret olacağı kuşkusuzdur (04.03.1953 tarihli ve 10/2 sayılı İBK).
Mahkemece davalının müdahale ettiği taşınmaz bölümlerinin dava değerinin belirlenmediği anlaşılmıştır.
Bilindiği üzere, 492 sayılı Harçlar Kanunu, harcın alınmasını veya tamamlanmasını tarafların isteklerine bırakmayıp, anılan hususun (temyiz edenin sıfatına bakılmaksızın) mahkemece kendiliğinden gözetileceğini düzenlemiş ve buyurucu nitelikteki 32. maddesinde, yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağını öngörmüştür.
Hâl böyle olunca, öncelikle davada ileri sürülen elatmanın önlenmesi isteği ile ilgili olarak taşınmazın davalı tarafından kullanılan bölümlerinin değerinin saptanması, yargılama sırasında eksik harcın tamamlanması, bu zorunluluk yerine getirildiği takdirde davaya devam edilmesi gerekirken, anılan husus gözardı edilerek işin esası bakımından hüküm kurulması doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 16.10.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy