MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı alacaklı vekili, 06.11.2015 tarihinde yapılan hacze konu mahcuzun borçluya ait olduğunu açıklayarak davanın kabulü ile 3.kişinin istihkak iddiasının reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı 3.kişi vekili, haciz yapılan adresin borçlu ile alakasının olmadığını, haczedilen mahcuzun müvekkiline ait olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı borçlu,hacze konu mahcuzu 2014 yılının ikinci ayında ... isimli şahıstan aldığını, makinenin bozuk çıktığını, randımanlı kullanamadığını, bu nedenle 17.9.2015 tarihinde davacı 3.kişiye sattığını beyan etmiştir.
Mahkemece, borçlunun haciz mahallinde hazır bulunduğu, borçlu ile davacı 3.kişi arasında yapılan adi satış sözleşmesinin borcun doğum tarihinden sonra yapılmış olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı 3.kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, alacaklının İİK’nun 99. maddesine dayalı olarak açtığı istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir.
Dava konusu haciz, borçluya ödeme emrinin tebliğ adreste veya borcun dayanağı olan senette belirtilen adreste yapılmamış olup davalı 3.kişi tarafından sunulan vergi levhası ve bunu doğrulayan kolluk araştırmasına göre davalı 3.kişinin 11.6.1999 tarihinden bu yana faaliyet gösterdiği adresinde 3.kişinin birlikte çalıştığı oğlunun huzurunda yapılmıştır. Her ne kadar haciz işlemi sırasında borçlunun haciz mahallinin önünde hazır bulunduğu belirtilmiş ise de; borçlunun, alacaklının kendisini görüşmek için çağırması nedeni ile haciz mahalline geldiğini beyan etmesi, yine davacı vekilinin, borçlu tarafından mahcuzun satılmak üzere davalı 3.kişinin dükkanına bırakıldığını, her alıcı çıktığında borçlunun gelerek pazarlık yaptığını , hacizde de borçlunun bunu ‘’ alacaklı çağırdı geldim diyerek’’ dile getirdiğini beyan etmesi ile haciz adresinin davalı 3.kişinin faaliyet adresi olduğu, borçlunun ise haciz mahalline çağrılması üzerine geldiğinin kabulü gerekir. Buna göre, mülkiyet karinesi davalı 3. kişi lehine olup mülkiyet karinesinin aksinin davacı alacaklı tarafından inandırıcı ve güçlü delillerle ispat edilmesi gerekir.
Davacı alacaklı tarafından sunulan, isteyen her kişi adına düzenlenmesi olanaklı fatura, mülkiyet karinesinin aksini ispata yeterli değildir.
O halde, Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönüne alınarak, davanın reddi yerine oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile kabulüne yönelik hüküm kurulması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı 3.kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK'nun 366 ve HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 05.04.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy