MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : El Atmanın Önlenmesi, Ecrimisil, Yıkım
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı, maliki olduğu 27 ada 98 parsel sayılı taşınmaza davalının ağaç dikmek, kümes olarak kullanmak suretiyle tecavüz ettiğini ileri sürerek elatmasının önlenmesine, ecrimisile ve ağaçlara, kulübe ve foseptik çukurunun da yıkılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, taşınmazı uzun süredir mevcut sınırları itibariyle kullandığını, önceki malik ile aralarında bir ihtilaf bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalının haksız işgalci olduğu gerekçesiyle elatmasının önlenmesine, ecrimisile ve ağaçlar ve barakanın yıkılmasına dair verilen karar, davalı vekili ve davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, elatmanın önlenmesi, ecrimisil ve yıkım isteklerine ilişkindir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine,
2- Davacının temyiz itirazına gelince,
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişmeli 27 ada 98 parsel sayılı taşınmazın kayden davacıya ait olduğu, anılan taşınmazın 27 ada 9 parsel sayılı taşınmazın 05.03.2010 tarihli ifraz işlemi ile oluşarak davacı tarafından 10.04.2013 tarihinde satın alındığı, bitişik taşınmaz olan 15 parsel sayılı taşınmazın dava dışı ...'ya ait olduğu, bu taşınmazın bir kısmının davalı tarafından kullanıldığı, 04.06.2014 tarihli bilirkişi raporuna göre krokide (A) harfi ile gösterilen 83,88 m² kısım ile (B) harfi ile gösterilen 18,93m²'lik kısmın davalı kullanımında olduğunun tespit edildiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, 6100 sayılı HMK'nun 297/2. maddesine göre, hüküm sonucu kısmında; “istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” düzenlemesine yer verilmiştir. Kanun maddesinin bu açık hükmünün sonucu olarak, mahkemelerce kurulan hükümler infaz sırasında tereddüt ve şüphe yaratmayacak nitelikte olmalıdır.
Ne var ki; Mahkemece, dava dilekçesinde yer alan davacının foseptik çukurunun yıkılmasına ilişkin istek ile ilgili bir karar verilmediği gibi çukurun nerede olduğu da tespit edilmiş değildir.
Bu durumda, Mahkemece kurulan hükmün yasaya uygun olduğunu söyleyebilme olanağı bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca, davacının foseptik çukurunun yıkılmasına ilişkin isteği ile ilgili olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerekirken eksik soruşturma ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle davacının temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMKnın 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davalı vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda (1) nolu bentte gösterilen nedenlerle reddine, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 103,95 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 412,65 TL'nin davalılardan alınmasına, peşin harcın istek halinde davacıya iadesine 22.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy