MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Yıkım ve Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
-KARAR-
Davacı, maliki olduğu 728 ada 26 parsel sayılı taşınmazın bir kısmını davalının işgal ettiğini ayrıca davalıya ait işyerinin de taşınmazına taşkın olduğunu ileri sürerek elatmasının önlenmesine, taşan kısmın yıkılmasına ve ecrimisile karar verilmesini istemiştir.
Davalı, temliken tescil isteğinde bulunmuş, taşınmazın inşasında davacının da muvafakati olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalının çekişmeli taşınmazda haksız işgalci olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne dair verilen karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, elatmanın önlenmesi, ecrimisil ve yıkım isteklerine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişmeli 728 ada 26 parsel sayılı taşınmazın davacıya ait olduğu, aynı ada 2 parsel sayılı taşınmazın ...'ye ait olduğu, davalıya ait oto lastik bayi olarak kullanılan yapının 2 parsel sayılı taşınmazda bulunduğu ancak 8,34 m²'lik kısmının davacıya ait taşınmaza taşkın olduğu anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; elatmanın önlenmesi ve yıkım davaları kural olarak fiilen elatan kişiye karşı açılır. Somut olayda elattığı ileri sürülen davalı olup, kendisi de yıkımı istenen yapıyı kullandığını kabul etmiştir. Bu durumda davalı olma sıfatına sahiptir.
Öte yandan, söz konusu yapının bulunduğu parsel aslında ...'ye ait olup, yıkımın malikin hukukunu da doğrudan etkileyeceği açıktır.
Dava, binanın ana nüvesinin bulunduğu bitişik parsele yönelik açıldığına göre HMK'nun 59. maddesinde sözü edilen zorunlu dava arkadaşlığının gereği olarak o parsel malikinin de davada yer alması zorunluluktur. Taraf teşkili sağlanmadan yargılamanın sürdürülmesine yasal olanak yoktur.
Hal böyle olunca; 728 ada 2 parsel sayılı taşınmazın maliki olan ...'nin davaya dahil edilmesi için davacıya önel verilmesi, ondan sonra taraf delillerinin değerlendirilmesi, hasıl olacak sonuç uyarınca karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, hükmün 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nın 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 22.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy