MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Elatmanın Önlenmesi, Kal
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, müvekkilinin maliki olduğu 104 parsel sayılı taşınmaza davalılar tarafından inşaat yapıldığını, davacının taşkın inşaatı öğrenince hemen ilgili mercilere başvurduğunu, ...'nin 07/10/2010 gün ve 395 sayılı kararı ile kaçak ve taşkın yapının yıkımına karar verildiğini, yıkım kararını yerine getirmeyen ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunduğunu belirterek dava konusu taşınmaza taşkın yapı nedeniyle el atmanın önlenmesine ve taşkın inşaatın yıkılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... beyanlarında özetle, kasten tecavüzün sözkonusu olmadığını, davacının evin yapımı sırasında taşınmaz başında bulunup durumdan haberdar olduğunu belirterek binanın yerinin 105 nolu parsele eklenmesini talep etmiştir.
Davalı ... ..., binanın yapımı sırasında davacı amcasının da bulunduğunu, açılan davayı kabul etmediğini beyan etmiştir.
Mahkemece, binanın değerinin arsanın değerinden açıkça yüksek olduğu, davalıların iyiniyetle ilgili yapıyı kullanılır duruma getirdikten sonra davacının vaki itirazda bulunduğu, binanın ilgili kısmının yıkılmasının teorik olarak mümkün olabileceği kabul edilse dahi hakkaniyet gereği yıkılma durumunun söz konusu olamayacağı, işgal için uygun bedelin alınması gerektiği gerekçesiyle davanın reddine, davacı adına kayıtlı ... İli ... İlçesi ... Mahallesi 104 parsel numaralı taşınmazın 08.07.2014 tarihli fen bilirkişi raporunda belirtilen ve kırmızı renk ile gösterilen 3.5m2 lik kısmın ifrazı ve tapusunun iptali ile davalılara ait ... İli ... İlçesi ... Mahallesi 105 nolu parsel ile ihyasına ve davacılar adına tapuya tesciline, davalıların adına tescili yapılan 3.5 m2'lik kısım için 70.00 TL'nin dava tarihinden işleyecek yasal faizi birlikte davalılardan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, elatmanın önlenmesi ve kal isteğine ilişkindir.
1)Yıkım istekli davalarda husumetin, yıkılması istenilen yapının yer aldığı taşınmazın tüm kayıt maliklerine yöneltilmesi zorunludur. 105 parsel sayılı taşınmazın davalıların murisi ... adına kayıtlı olduğu (hükmen 11.05.1983 tarihinde), dosyaya sunulu veraset ilamından ...’un davalılardan başka dört mirasçısının daha olduğu anlaşılmaktadır. ... mirasçılarının tamamının davada davalı olarak yer almaları sağlandıktan sonra işin esasının incelenmesi gerekirken değinilen hususun gözardı edilmesi doğru değildir.
2)Bilindiği üzere, Türk Medeni Kanununun 725.maddesi hükmünden, taşkın yapı sahibinin yararlanabilmesi, yapının işgal ettiği zemin mülkiyetinin yapı sahibi adına tescili yasada öngörülen öteki koşullar yanında, zeminin ana taşınmazdan ayrılmasının (ifrazının) imar mevzuat ve düzenlemeleri bakımından olanaklı bulunmasına bağlıdır. Söz konusu koşul kamu düzeninden olan imar düzenlemelerinin zorunlu kıldığı bir gerekliliktir.
Ne var ki, davalılar adına tesciline karar verilen bölümün ifrazının mümkün olup olmadığı 3194 sayılı Yasanın 15. ve 16. maddeleri hükmü uyarınca ifrazının yasal olarak mümkün olup olmadığı Belediye Encümen Kararına dayalı olarak araştırılmamıştır. Değinilen husus kamu düzeni ile ilgili olup, re'sen dikkate alınması gerekli hususlardandır. Mahkemece aldırılan 21.05.2014 tarihli bilirkişi raporunda, 105 parsel sayılı taşınmazda yer alan 2 katlı betonarme binanın 3,50 m2 sinin 104 parsele tecavüzlü olduğu, binanın 2009 yılında yapılmış olduğu bildirilmiştir. Hal böyle olunca, krokide (A) harfi ile gösterilen kısmın 104 parselden ifrazının mümkün olup olmadığının Belediye Encümen Kararına dayalı olarak soruşturulup araştırılması sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması isabetsizdir.
Kabue göre de, tescil kararının davacılar adına tesis edilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesini, 21.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.