MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Elatmanın Önlenmesi ve Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili ile davalılar vekili taraflarından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı, maliki olduğu 656 ada 15 parsel sayılı taşınmazı davalıların mesken olarak kullandıklarını ileri sürerek elatmalarının önlenmelerine ve ecrimisile karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, dava dışı ... Şirketi ile kat karşılığı inşaat sözleşmesi yaptıklarını, sözleşme uyarınca 1 sene çekişme konusu taşınmazı kullanacaklarına dair sözleşmede madde bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davacı mülkiyet hakkına dayandığından elatmanın önlenmesi isteğinin kabulüne, davalıların sözleşmedeki madde uyarınca kötü niyetli işgalci sayılamayacaklarından ecrimisil isteğinin reddine karar verilmiş, hüküm bir kısım davalılar vekili ve davacı tarafça temyiz edilmiştir.
Dava, mülkiyet hakkından kaynaklanan elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Hemen belirtilmelidir ki; iddianın içeriği ve ileri sürülüş biçiminden davanın taşınmaz malın aynına ilişkin olduğu ve konusunu oluşturan hakkın para ile değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu açıktır.
Bilindiği üzere; 492 sayılı Harçlar Yasası, harcın alınmasını veya tamamlanmasını yanların isteklerine bırakmamış, değinilen yönün mahkemece kendiliğinden (re'sen) gözetilmesini hükme bağlamıştır. Anılan Yasanın 30. ve 32. maddelerinde ise yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağı vurgulanmıştır.
Ne var ki; davacının dava dilekçesinde, dava konusu taşınmazlarla ilgili olarak bir değer belirtmediği, yargılama aşamasında alınan 24.06.2014 tarihli bilirkişi raporunda da taşınmazın değerinin 180.000 TL olarak belirtilmesine rağmen saptanan değer üzerinden harç tamamlatılmadan yargılamaya devam edildiği, hükümde de elatmanın önlenmesi isteği bakımından harcın tamamlanmadığı görülmektedir.
Hâl böyle olunca, dava değeri üzerinden nispi tarifeye göre peşin harcın tamamlatılması, bu koşul yerine getirildiği taktirde davaya devam edilerek işin esasına girilmesi, soruşturmanın eksiksiz tamamlanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, anılan husus gözardı edilerek işin esası bakımından hüküm kurulması doğru değildir.
SONUÇ: Bir kısım davalılar vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, hükmün 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nın 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekilinin tüm ve bir kısım davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, istek halinde peşin harcın temyiz eden davalılara iadesine, 25,20 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 10,70 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 02.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.