MAHKEMESİ:Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Elatmanın Önlenmesi-Yıkım
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı, 188 ada 38 parsel sayılı taşınmazda bulunan 6 numaralı bağımsız bölümün maliki olduğunu, davalının komşu taşınmaza inşa ettiği bina sonucu pencerelerini tuğla örmek suretiyle kapattığını ileri sürerek elatmasının önlenmesine, mülkiyet sınırlarına müdahale etmek suretiyle inşa ettiği duvarın yıkılmasına karar verilmesinin istemiştir.
Davalı, bitişik nizamlı alanda su sızmasını engellemek amacıyla duvar ördüğünü belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen karar Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nce "... yapılan uygulama neticesinde düzenlenen bilirkişi raporları hüküm kurmaya yeterli olmadığı gibi, kurulan hükmün de infaza elverişli olduğu söylenemez. Şöyle ki; keşif sonucunda teknik bilirkişiler tarafından düzenlenen raporun ayrıntılı krokiye bağlanmadığı, çekişmeye konu pencerelerin davacıya ait bağımsız bölümün hangi cephesinde ve neresinde yeraldığının gösterilmediği, sayı olarak kaç pencereye müdahale edildiğinin belirtilmediği, bunun neticesinde de hüküm kurulurken müdahale edilen ve içlerine duvar örüldüğü bildirilen pencerelere atıf yapılmayarak infaza imkan sağlayacak bir hüküm kurulmadığı görülmektedir. Hal böyle olunca, teknik bilirkişilerden infaza imkan verecek şekilde krokili rapor alınması, müdahale edilen pencereler saptanarak krokiye bağlanması, bu doğrultuda düzenlenecek rapor ve buna bağlı krokinin ilamın eki niteliğinde olduğu hususun dikkate alınarak varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, infazda tereddüt yaratacak biçimde yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir ... " gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir. Hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Ne var ki; mahkemece bozmaya uyulmakla birlikte, bozma gerekleri yerine getirilmemiştir.
Bilindiği üzere; bozma kararına uyulmakla bozma kararı lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak doğar ve bozma kararında belirtildiği şekilde işlem yapılması zorunlu hale gelir.
Şöyle ki; bozma kararı ile keşif sonucunda teknik bilirkişiler tarafından düzenlenen raporun ayrıntılı krokiye bağlanmadığı bu nedenle infaza elverişli rapor alınması gerektiği belirtilmesine rağmen anılan husus yerine getirilmeden, taşınmazların sınırlarını gösterir kroki düzenlenmeden sonuca gidildiği anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, mahallinde uzman bilirkişi aracılığıyla uygulama yapılması, bozma ilamı doğrultusunda parsellerin sınırlarını ve tecavüzlü alanının duraksamaya yer vemeyecek şekilde saptanarak denetime elverişli ve uygulamayı gösterir nitelikte ve kapsamlı olarak rapor ve kroki düzenlettirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik soruşturma ile yetinilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir.
SONUÇ: Davalının temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, hükmün 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nın 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna ve peşin harcınistek halinde temyiz edene iadesine, 15/05/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.