MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
-KARAR-
Davacılar vekili, müvekkillerinin maliki bulunduğu 25163 ada 6 parsel sayılı taşınmazlara davalıların gecekondu yapmak suretiyle müdahale ettiklerini, davalılar aleyhine elatmasının önlenmesi ve gecekonduların yıkımına karar verilmesi için ... .Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/460 Esası üzerinden dava açıldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla dava tarihinden geriye doğru beş yıl için ecrimisil bedelinin tespiti ile 5.000,00 TL. ecrimisil bedelinin davalı ...'dan, 5.000,00 TL. ecrimisil bedelinin davalı ... , 5.000,00 TL. ecrimisil bedelinin davalı ...'dan, 5.000,00 TL. ecrimisil bedelinin davalı ...'den alınarak davacılara verilmesine, dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, dava konusu taşınmazları müvekkilleri ve yine pek çok mahalle sakini tarafından 1990 yılı ve sonrasında çeşitli kişilerden satış suretiyle malik sıfatıyla mülklerinde bulundurduğu, davacıların açılan davada mülkiyet haklarının bulunması gerektiği, tapu kayıtları incelendiğinde davacıların dava konusu yere imar çalışmaları sonucu 13/02/2012 tarihinde sahip olduklarını, evveliyatında bahse konu taşınmazın 25165 ada 3 parsel olarak kayıtlı bulunduğunu ve maliklerinin farklı kişiler olduğunun anlaşıldığı, davacıların davaya konu taşınmaz üzerindeki mülkiyet haklarının tartışma konusu bulunduğu, salt tapu kaydında malik olarak yer almalarının mülkiyet hakkının bulunduğuna kesin karine teşkil etmeyeceği, müvekkillerinin çok uzun yıllardır davaya konu taşınmaza zilyet oldukları belirterek müvekkillerinin açmış olduğu tapu iptal ve tescil davalarının bekletici mesele yapılmasını, haksız açılan davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, “.. davacıların dava konusu taşınmaza imar uygulaması ile malik oldukları, davalıların imardan önce dava konusu yerde hak sahibi olup, bu hakka dayalı olarak konut inşa ettikleri, davacıların başka bir mahkemede men'i müdahale davası açtıkları, eldeki dava ile geçmişe dayalı olarak ecrimisil talep ettikleri, 3194 sayılı yasanın 18.maddesine göre davalıların haklı bir nedenle malik oldukları taşınmazlarına ilişkin olarak muhtesat bedeli ödenmeden yıkım yada ecrimisil talebinin mümkün olmadığı..” gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, çapa bağlı taşınmaza yönelik ecrimisil isteğine ilişkindir.
Yasal ayrıcalıkların dışında ayrılmaz parçanın (mütemmim cüz'ün) mülkiyeti ve buna bağlı olarak tasarruf hakkı üzerinde bulunduğu arza bağlıdır. Bu husus M.K.nun 684. maddesinde açıkca vurgulanmıştır. Ne var ki, yürürlükten kalkmış olan 6785 sayılı yasanın l605 sayılı yasa ile değişik 42/c ve halen yürürlükte bulunan 3l94 sayılı imar yasasının l8. maddelerinde özel hükümler getirilmek suretiyle ayrılmaz parça (mütemmim cüz) olan yapı ile arz arasındaki hukuki ilişki kesilmiş bazı durumlarda yapı, üzerinde bulunduğu yerin malikinden başkasına bırakılarak imar parsellerinin oluşturulabileceği öngörülmüştür. Böylece yapıların bedelleri ilgili parsel sahiplerince yapı sahibine ödenmediği veya aralarında bu yönde bir anlaşma yapılmadığı yada ortaklığın giderilmesi davası açılmadığı sürece bu yapıların ömürlerini dolduruncaya kadar eski sahiplerine kullanma imkanı sağlanmıştır.
Öte yandan, zeminin maliki olan kişinin taşınmazı bizzat kullanma yetkisi sınırlanmış, ayrılmaz parça (mütemmim cüz) durumunda olan yapı üzerinde tasarruf etme gücü özel yasa ile kısıtlanmıştır.
298l sayılı Yasanın 3290 sayılı Yasa ile değişik l0/c maddesi de aynı doğrultuda hüküm getirmiştir.
Gerçekten, bir kimse kendisine veya yasanın himaye ettiği bir hakka dayanarak üçüncü bir şahsa ait bir taşınmaz üzerine ayrılmaz parça (mütemmim cüz) niteliğinde yapı inşaa etmiş imar uygulaması sonucu bu yer davacıya ait imar parseli içerisinde kalmış ise, kendi arzu ve iradesi dışında idari kararla oluşan bir durum söz konusu olduğundan kusurlu sayılamaz. İşte bu nedenle yukarıda değinildiği gibi yasa koyucu imar parseli malikine karşı yapı sahibini koruma zorunluluğunu duymuştur.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; 25163 ada 6 parsel sayılı taşınmazın müşterek mülkiyet şeklinde davacılar adına 2012 yılında yapılan imar çalışması ile geçtiği, 24.06.2014 tarihli fen bilirkişi raporu içeriğinden, ... Mahallesi tapusuna kayıtlı 186, 188, 189 ve 351 nolu parsellerin belediye imar uygulamasına tabi tutularak 25165 ada 1 parselin oluştuğu, ilgili parselin tekrar imar parselasyon işlemine tabi tutulması sonucu 25165 ada 2, 3, 4 nolu parsellerin meydana geldiği, bu kez 25165 ada 2, 3, 4 nolu ve başkaca parsellerin yeniden arazi ve arsa düzenlemesine tabi tutulması sonucu 25165 ada 5, 6, 7, 8 ve 9 nolu imar parsellerinin oluştuğu, davaya konu 25165 ada 6 nolu parsel geldilerinin 25165 ada 2 ve 3 nolu imar parselleri olduğu, parselin zeminde bu parseller üzerinde bulunduğu, 25165 ada 2 ve 3 nolu imar parsellerinin geldisinin de 351 nolu kadastro parseli olduğu anlaşılmaktadır.
Somut olayda, davacılar tarafından ... .Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/460 Esası üzerinden davalılar ... vd aleyhine Elatmanın Önlenmesi ve Yıkım davası açıldığı mahkemenin 15.12.2014 gün ve 2014/673 Karar sayılı kararı ile davanın davalılar ..., ... ve ... yönünden reddine, diğer davalılar yönünden kısmen kabulü ile davalı ... 19.208,00 TL, davalı ... 24.339,00 TL, davalı ... 10.248,00 TL, davalı ... 21.228,00 TL, birleşen davanın davalısı ...'a 18.666,00 TL, birleşen davanın davalısı ... 19.581,00 TL muhtesat bedelinin ödenmesi halinde bu muhtesatların davacı parseline olan tecavüzlerinin men'ine ve muhtesatların yıkılarak önlenmesine karar verilmiş, davalılar ... ve ... ’in temyiz başvurusu üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 14.12.2017 gün ve 2015/5835 Esas, 2017/7371 Karar sayılı ilamında belirtilen “Davalı ... tarafından karar temyiz edilmiş ise de , davalı 31.05.2017 havale tarihli dilekçesi ile temyiz isteğinden feragat etmiştir.Bu nedenle davalı ...’in temyiz isteminin feragat nedeniyle REDDİNE, peşin harcın istek halinde davalı ... iadesine, birleştirilen davada davalı ...’nın temyiz itirazlarına gelince, çekişme konusu 6 nolu parsel imar sonucu oluşmuş olup davalı ...’nın imardan önce korunmaya değer bir hakkı yoktur. Bu nedenle davalı ... lehine bina bedeline hükmedilmesi doğru değil ise de temyiz edenin sıfatına göre bu husus bozma nedeni yapılmamıştır. Davalı ...’nın temyiz itirazları yerinde değildir. Reddiye usul ve yasaya uygun olan hükmün davalı ... yönünden.” gerekçesiyle onanmasına karar verilmiştir. Ayrıca davalı ... tarafından davalılar ... vs aleyhine ... . Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/335 Esası üzerinden, davalı ... tarafından davalılar ... vs aleyhine ... . Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/346 Esası üzerinden, davalı ... tarafından davalılar ... vs aleyhine ... . Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/330 Esası üzerinden ve davalı ... tarafından davalılar ... vs aleyhine ... . Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/353 Esası üzerinden tapu iptal ve tescil davalarının açıldığı anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; 25163 ada 6 parsel sayılı taşınmazın imar öncesi tapu kayıtlarının ve tüm tedavüllerinin getirtilmesi, yukarıda izah edilen Elatmanın Önlenmesi ve Yıkım dava dosyası ile davalılar tarafından açılan Tapu İptal ve Tescil davaları da dikkate alınarak, davalıların ve haricen satın alma işlemlerini gerçekleştirdikleri kişilerin satın alma tarihleri, imar öncesi ve imar sonrası dava konusu taşınmazda hak sahibi olup olmadıklarının belirlenmesi, bu şekilde davalıların imar uygulamasından önce korunmaya değer bir haklarının olup olmadığının açıklığa kavuşturulması, aynı şekilde davacıların da haricen satın alma işlemlerinin gerçekleştiği satın alma tarihleri ve imar öncesi dava konusu taşınmazda hak sahibi olup olmadıklarının tespit edilmesi, Ecrimisil davasına konu yapıların dava konusu taşınmazın sınırlarında kalıp kalmadığının denetime elverişli şekilde hazırlanacak bilirkişi raporu ile ölçekli ve koordinatlı krokide farklı renk ve harfler ile gösterilmesi ondan sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken değinilen hususlar incelenmeksizin yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olması isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK'nın 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nın 440/1 maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, istek halinde peşin harcın temyize edene iadesine, 27.06.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi