MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen davanın kısmen kabulüne dair kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemiz'in 20.09.2017 gün ve 2015/5624 Esas, 2017/4480 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmişti. Davalı asil tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, 33 ada 95 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, davalının hiçbir akdi ve kanuni sebebe dayanmaksızın taşınmazın 152 m2’lik kısmına müdahalede bulunduğunu belirterek 01/10/2000-30/04/2007 tarihleri arasında teraküm eden 17.703,00 TL işgal tazminatının, işgalin başlangıcından itibaren kademeli kanuni faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece (ilk kararında); bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 09.09.2013 gün ve 2013/9631 Esas, 2013/12237 Karar sayılı ilamında belirtilen “ ... hükme esas alınan bilirkişi raporunda yukarıda belirtilen ilke ve usuller dikkate alınmaksızın soyut birtakım belirlemeler ile ecrimisil hesabı yapılmış, mahkemece hüküm kurmaya elverişli yeni bir rapor alınmadan dosya içerisinde bulunan yetersiz bilirkişi raporu ile sonuca gidilmiştir. Bilirkişi raporu somut ve özel nedenleri bilimsel verilere uygun olarak göstermek ve Yargıtay denetimini sağlayacak bilgi ve belgeye dayanan gerekçe ihtiva etmelidir. Hal böyle olunca; mahkemece, yeniden bilirkişi heyeti oluşturmak suretiyle dava konusu taşınmaz üzerinde keşif yapılmalı, yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde somut emsaller de incelenerek ecrimisil hesabını içeren bilirkişi raporu alınıp hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. ...” gerekçeleriyle bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde mahkemece (ikinci kararında) davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davacı vekilinin temyiz başvurusu üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 20.09.2017 gün ve 2015/5624 Esas, 2017/ 4480 Karar sayılı ilamı ile Onama kararı verilmiştir.
Onama ilamına karşı davalı asil tarafından süresinde karar düzeltme yoluna başvurulmuştur.
Davalının, işin esasına yönelik olarak karar düzeltme taleplerinin incelenmesinde; İstanbul 16. Asliye Hukuk Mahkemesi kararı usûle uygun olarak tebliğ edilmiş ve davalı tarafından aleyhlerine olan hüküm temyiz edilmemiştir.
Bu durumda, aleyhe oluşturulan hükme karşı temyiz yoluna başvurmayan taraf, artık karar düzeltmeye gelemez. Bu nedenle, davalının karar düzeltme dilekçesinin reddi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalının HUMK'un 440. maddesinde yazılı hallerden hiçbirine uymayan karar düzeltme DİLEKÇESİNİN REDDİNE, peşin harcın istek halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 03/10/2018 gününde oy birliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy