MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Elatmanın Önlenmesi ve Yıkım
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün dahili davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili 177 parsel sayılı taşınmazın meralık vasfının değiştirilip Hazine adına tescil edildiğini, 2011 yılında imar uygulaması sonucu 124 ada 3 parsel olarak Hazine adına kaydedildiğini, Karayolları Genel Müdürlüğü'nün yazısı ile ... karayolunun 28000 km'sinde Küçük Sanayi Sitesi mevkiinde davalı tarafından izinsiz olarak işyeri inşaatına başlandığını, Karayolları Trafik Kanunu 16. madde gereği belediye sınırları dışındaki karayolları kenarına yapılacak ve açılacak tesisler için yolu yapan ve bakım altında tutan kuruluştan izin alınması gerektiğini, Yönetmeliğin 26. maddesine göre tesisler bünyesindeki yapıların cephe hattı ile karayolu sınır çizgisi arasındaki mesafe her türlü ana binalar için en az 25 metre büfe gibi yapılar için en az 5 metre olması gerektiğini, Milli Emlak Müdürlüğü'nce yapılan tespitlerde bu taşınmazın 1200 m2'sinde davalı tarafından 2 adet atölye yenileme çalışması yapıldığı ve fuzulen işgal edildiğinin belirlendiğini, davalı tarafa hukuka aykırı yapıları tahliye etmesi için süre verilmiş ise de tahliye sağlanamamış olup taşınmazın belirtilen bölümüne davalı tarafın halen müdahalesi söz konusu olduğunu belirterek davalının taşınmaza vaki müdahalesinin önlenmesine ve mevcut yapıların kaline karar verilmesini istemiştir
Davalı ... ve Sanayi Ticaret Limited Şirketi vekili hak düşürücü süre, zamanaşımı ve husumetten davanın reddinin gerektiğini, davalı tarafından taşınmazın 2012 yılında ...’tan kiralandığını, kiraladıktan sonra davalının işgal oluşturacak bir yenileme yapmadığını, davalının yeni işgali olmayıp davanın husumetten reddinin gerektiğini, mahkeme aksi kanaatte ise davanın ...’a davaya dahil edilmesinin gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, muhdesatların bulunduğu 124 ada 6 nolu parsel maliki ...’un dahili davalı olarak davaya katılmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, dahili davalı ...'a ait olup davalı ... Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti'nin kiracı olarak kullandığı ... ili, Merkez ilçesi, ... Köyü 124 ada 6 parsel üzerinde bulunan yapının, fen bilirkişi krokisinde (A) harfi ile gösterilen 629,26 m²'lik, (B) harfi ile gösterilen 20,81 m²'lik, (C) harfi ile gösterilen 180,22 m²'lik, (D) harfi ile gösterilen 19,38 m²'lik ve (E) harfi ile gösterilen 323,37 m²'lik bölümlerinin davacıya ait ... ili, Merkez ilçesi, ... Köyü 124 ada 3 parsel sayılı taşınmaza taşkın olduğu, davalı ve dahili davalının davacıya ait taşınmaza haksız olarak el attıkları anlaşıldığından, davanın kabulü ile elatmanın önlenmesine ve taşkın yapının yıkımına karar verilmiş, hükmün dahili davalının Türkiye’deki adresine 09.01.2015 tarihinde Tebligat Kanunu 21. maddesine göre komşusu haberdar edilip, muhtara verilmek suretiyle kapısına yapıştırılarak Tebligat Kanunu 21/1 maddesine göre tebliği sağlanmış, 09.02.2015 tarihinde ise dahili davalı vekili olduğunu beyan edip vekaletname sunan ve yurtdışında müvekkilinin 02.02.2015 tarihinde Türkiye’ye giriş yapıp hakkında karar verildiğini öğrendiğini ve kararın kendilerine tebliğini talep etmesi üzerine ve mahkemece tebligat tarihinde dahili davalının yurtdışında olduğu anlaşılmakla hüküm 18.03.2015 tarihinde dahili davalı vekiline tebliğ edilmiş, dahili davalı vekili 25.03.2015 tarihinde temyiz dilekçesi sunmuştur.
Dava, TMK’nın 683 ve 725 maddelerine dayalı olarak açılmış elatmanın önlenmesi ve yıkım istemine yöneliktir.
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun "Tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina" başlıklı 21/1. maddesinde; "Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıda ki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru, tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve memuruna imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşulardan birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır" hükmü yer almaktadır. Madde burada, iki hali birlikte düzenlenmiştir. Bunlardan ilki "adreste bulunmama", diğeri ise "tebellüğden imtina" dır. Muhatabın adreste bulunmaması halinde tebliğ memurunun ne şekilde davranması gerektiğini düzenleyen Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 30. maddesinin birinci fıkrasında; "Adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine meşruhat verilerek çıkarılan tebligatlar hariç olmak üzere, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste sürekli olarak bulunmazsa, tebliğ memurunun adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar kurulu veya meclis üyeleri, zabıta amir ve memurlarından tahkik ederek beyanlarını tebliğ mazbatasına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde bu durumu yazarak imzalaması gerekir" hükmü öngörülmüştür.
Burada Yönetmeliğin 30. maddesi, tebliğ memuruna ilgilinin neden adreste bulunmadığını "tahkik etme" görevini yüklemiştir. Buna göre tebliğ memuru tahkik etmekle kalmayıp, bunu tevsike yönelik olarak yaptığı tahkikatın sonucunu Tebligat Kanunu'nun 23/7 ve Tebligat Yönetmeliği'nin 35/f bendi gereğince tebliğ evrakına yazacak ve maddede açıkça belirtildiği üzere ilgilisine imzalatacaktır. Ancak bu şekilde, yapılan işlemin usulüne uygun olup olmadığı hakim tarafından denetlenebilir. Muhatabın, tebliğ adresinde ikamet etmekle birlikte, kısa ya da uzun süreli ve geçici olarak adreste bulunmadığının, tevziat saatlerinden sonra geleceğinin beyan ve bunun tevsik edilmesi halinde ancak, maddede sayılanlardan, örneğin muhtara imza karşılığı tebliğ edilip, 2 numaralı fişin kapıya yapıştırılması ve komşunun durumdan haberdar edilmesi işlemlerine geçilebilecektir.
Somut olaya gelince; dahili davalı ...’a çıkarılan tebligatın ".../..." adresine Tebliğat Kanununun 21. maddesine göre tebliğ edildiği, ancak muhatabın işte olduğu bilgisi ile Hacılar mahalle muhtarı imzasına tebliğ edilip 2 nolu haber kağıdının kapısına yapıştırıldığı ve en yakın komşusu ...’e haber verildiği ve komşusunun imzadan imtina ettiği görülmüştür. Gerek dava dilekçesi ve gerekse karar tebliği tarihlerinde adrese dayalı nüfus kayıt sistemindeki adres bilgileri Uyap sistemi üzerinden incelendiğinde, davalının Mernis adresinin yurtdışı olan ".../Almanya” adresinde ikamet ettiği anlaşılmıştır. O halde adı geçenin yurt dışı adresi tespit edilmiş olup bu adrese dava dilekçesi tebliğ edilmeden, dolayısıyla taraf teşkili sağlanmadan uyuşmazlığın esasının incelenmesi doğru görülmemiş,dahili davalı vekilinin temyiz istemi süresinde görülerek belirtilen sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle dahili davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre dahili davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz eden dahili davalıya iadesine, 19.03.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.