MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Elatmanın Önlenmesi ve Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın elatmanın önlenmesi ve ecrimisil yönünüden kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacılar, kayden paydaş oldukları 479 ada 9 parsel sayılı taşınmaza davalının hurda eşyalar koymak suretiyle müdahale ettiğini ileri sürüp, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerinde bulunmuşlardır.
Davalı, çekişme konusu taşınmazı dava dışı paydaşlardan Gülşen’den 01.01.2010 başlangıç tarihli akitle ve diğer paydaş Fadime’nin de muvafakatı alınmak suretiyle kiraladığını ve kira sözleşmesi gereğince adı geçen paydaşlara ait kısmı ektiğini, davacıların taşınmazda paylarından çok daha fazlasını kullandıklarını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; bozmadan önceki ilk kararda davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 29/12/2012 tarih ve 2011/4276 Esas, 2012/2053 karar sayılı ilamıyla “ ...paydaşlar arasındaki elatmanın önlenilmesi davalarında öncelikle tüm paydaşları bağlayan harici bir taksim sözleşmesi ve özel bir parselasyon planın olup olmadığı veya fiili kullanma biçiminin oluşup oluşmadığı üzerinde özenle durulmalı, varsa çekişmeli yerin kimin kullanımına terk edildiği saptanılmalı, harici veya fiili taksim yoksa uyuşmazlık yukarıda değinildiği gibi, M.K.nun müşterek mülkiyet hükümlerine göre çözümlenmelidir. Somut olaya gelince; gerçekten paydaşlar arasında fiili kullanma biçimi var ise, dava konusu yerin dava dışı paydaşlar ... ile ...’nin dinlenilerek fiili kullanım durumunun ve kira akdinin geçerliliğinin açıklığa kavuşturulması gerektiği açıktır. Davalının dayandığı kira akdinin geçerli olduğu anlaşılsa bile, eğer taşınmazda paydaşlar arasında fiili bir kullanım biçimi oluşmamış ise, paydaş çoğunluğu taşımadığından bu kira akdine değer verilemeyeceği de kuşkusuzdur. Hal böyle olunca, yukarıda değinilen ilkeler uyarınca araştırma ve inceleme yapılması, dava dışı paydaşlar da dinlenilmek suretiyle paydaşlar arasında fiili kullanım biçiminin oluşup oluşmadığının kuşkuya yer bırakmayacak şekilde açıklığa kavuşturulması, fiili kullanma biçimi oluşmuş ise çekişmeli bölümün hangi paydaşın tasarrufuna bırakıldığının saptanması ve davalının dayandığı kira akdinin geçerli olup olmadığının belirlenmesi, varılacak sonuç çerçevesinde bir hüküm kurulması gerekirken, noksan soruşturmayla yetinilerek yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.,..” gerekçesiyle yerel Mahkemece verilen karar bozulmuştur.
Bozma üzerine Mahkemece; “.... dava konusu taşınmazda kayden malik olan ...'in dava konusu taşınmazda sahibi bulunduğu hissenin zeminde isabet ettiği yerin belli olmadığı, ...'in dava konusu taşınmazda bir kullanımı olmadığı böylelikle dava konusu taşınmazda tüm paydaşları bağlayan harici bir taksim sözleşmesi ve özel bir parselasyon planın olmadığı veya fiili kullanma biçiminin oluşmadığı, paydaş çoğunluğu taşımadığından davalının yaptığı bu kira akdine değer verilemeyeceği..” gerekçeleriyle davanın kabulü ile fen bilirkişisi ... tarafından tanzim olunan 21/10/2014 tarihli krokide C harfi ile gösterilen kısmına davalı tarafça hurda eşya konulmak suretiyle gerçekleştirilen Müdahalenin Men-i ile davacılardan Kiraz için 376,41 TL, ... için 1547,50 TL ve ... için 543,72 TL olmak üzere toplam 2467,63 TL ecrimisil bedelinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir. Hüküm, davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dava; elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir.
1) Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek uyulan bozma ilamı doğrultusunda karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir
2) Davalı vekilinin ecrimisile yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ;
Dosya içeriğinden anlaşıldığı üzere davacılar vekili toplam 1.000 TL ecrimisil isteğinde bulunmuş, bilirkişiden alınan rapor sonucu anılan dönemlere ait her yıl için ayrıntılı ecrimisil miktarı ile davalıların payına düşen değer belirlenmiş ve toplam 2.467,63 TL ecrimisile hükmedilmiştir.
O halde; talepten fazlasına yönelik ecrimisil miktarı için usulüne uygun yapılmış bir ıslah bulunmadığı halde 6100 sayılı HMK.nın 26/1. maddesi (HUMK.'nun 74) hükmü göz ardı edilerek istek dışına çıkılmak suretiyle fazla ecrimisile karar verilmiş olması doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda 2. bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, usul ve yasaya aykırı olan hükmün 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nın 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle reddine, HUMK.nın 440/1. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 30.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.