MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, tahliye davası konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, itirazın kaldırılması davasının kısmen kabulüne, karşı davacının davasının reddine karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı alacaklı 01.04.2011 başlangıç tarihli yazılı kira akdine dayanarak 19.04.2012 tarihinde haciz ve tahliye talepli olarak başlattığı icra takibi ile aylık 2.500,00 TL 2011 Mayıs ayından 2012 yılı Mart ayına kadarki kira alacağı 27.500,00 TL'nin işlemiş faiziyle tahsilini talep etmiş, ödeme emri davalı borçluya 13.07.2012 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu 02.05.2012 tarihli itiraz dilekçesinde, kira sözleşmesinin 7.maddesi hükmü gereği sözleşmeden doğan bir alacak talebinde bulunulamayacağını, tarafına tam ve sağlam teslim edilmeyen mecuru kullanamadığını, ayrıca taşınmazın tahliye ve teslimi yapılmış olunmasına karşın yasa ve usule aykırı olarak başlatılan takibe, borca ve faize itiraz etmiştir. Ödeme emrine davalı borçlu tarafından itiraz edilmesi üzerine, davacı alacaklı İcra Mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılması ve tahliye isteminde bulunmuştur.
Mahkemece, sözleşmede taşınmazda tadilat yapılması gerektiği, taşınmazın oturmaya uygun olduğu taraflar arasında tutulacak tutanakla belirlendikten sonra sözleşmenin geçerli hale geleceğinin belirtildiği, kiracı ve kiralayan her ne kadar tutanak tutmamış olsalar da kiracının tadilatın yapıldığı taşınmazın taşınılacak hale geldiğini gördüğü ve eve taşındığı, taşındıktan bir süre sonra tadilatın yeterli düzeyde yapılmadığının anlaşılması üzerine ihtilafın başladığı, kiralayanın taşınmazı kiracının kullanımına uygun teslim etmek zorunda olduğu, ancak teslim ettikten sonra, yeterli tadilatın yapılmamış olması nedeniyle kira sözleşmesinin geçersiz olmayacağı, tadilatın yapılarak taşınmazın kiracıya teslim edildiği ve kira sözleşmesinin belirlenen tarihte başladığının anlaşıldığı, davalının taşınmazı tahliye ettiğini bildirdiği tarihte usulüne uygun yapılmış bir tahliye ve anahtar teslimi olmadığı, davacı vekili, dava aşamasında davalının taşınmazı tahliye ettiğini bildirdiği tahliye davasının konusu kalmadığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacının itirazın kaldırılması davasının kısmen kabulüne, 28.834,59 TL üzerinden davalının itirazının kaldırılmasına, kiracının ödeme emri usulsüzlüğünü ve 14.000,00 TL alacağın kendisine verilmesini talep ettiği, ancak davaya cevap dilekçesi ve karşı dava dilekçesi ile bu taleplerinin değerlendirilemeyeceği, icra mahkemesi maddi hukuk anlamında yargılama yapmadığından davalının taleplerinin reddine karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kira alacağının tahsili için başlatılan takibe itirazın kaldırılması ve tahliye istemlerine ilişkindir.
Taraflar arasında 01.04.2011 başlangıç tarihli, 1 yıl süreli kira sözleşmesinin varlığı hususunda uyuşmazlık yoktur. Kira sözleşmesinin 7.maddesi ile; “Kiralanan mecur iş bu sözleşmenin imzalandığı 14.03.2011 tarihinde tadilata muhtaç olup, kira sözleşmesinin başlangıç tarihi olan 01.04.2011 tarihine kadar tadilatlar tamamlanıp, mecur ikamete hazır hale getirilecek ve taraflarca veya temsilcilerince tutulan tutanak ile mecurun tam ve sağlam bir şekilde ikamete hazır olduğu tespit edildiği takdirde iş bu sözleşme (01.04.2011 tarihini aştığı takdirde) mecurun tam ve sağlam olduğuna dair tutanağın tutulduğu tarihten itibaren geçerli hale gelecektir. Aksi takdirde tadilat tamamlanıncaya kadar sözleşme yürürlüğe girmeyecektir” düzenlemesine yer verilmiştir. Söz konusu madde ile sözleşmenin başlangıcı mecurun kullanıma hazır olarak, tam ve sağlam şekilde teslim edildiğine dair tutanak tutulması şartına bağlanmıştır. Ancak davacı tarafça mecurun tam ve sağlam olarak teslim edildiğine ilişkin dosyaya herhangi bir tutanak ibraz edilememiştir. Bu durumda iş bu sözleşme hükmünün değerlendirilerek konunun açıklığa kavuşması ve alacağın varlığı genel mahkemede yargılama yapılmasını gerektirmekte olup, mahkemece uyuşmazlık yargılamayı gerektirdiğinden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca kararın BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 04.07.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy